Dedikodu

*

bu adamlar nerede ? oturma odasında, salonda, mutfakta mı oturuyorlar ?

biri, diğerinin iş yerine geçerken uğradığında yapılan bir sohbet mi ? yoksa akşam iş dönüşü bina girişinde mi karşılaştılar ?

bilmiyorum.. bilmek de istemem..

belki hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.. biri anlatırken, diğeri duyduklarının etkisiyle elini şakağına ya da ağzına götürmüş olabilir.. sohbetin kıvamına göre bazen de şenlenip omuz atıyorlardır birbirlerine.. hatta tiki olan; – yapma yahu! (biraz argo bile olabilir bu..) diyordur sürekli, diğeri onu dürtüp dururken..

belki de kahvede oyun oynuyorlardır, sigaranın biri sönüyor diğeri yanıyordur.. kendi yarattıkları dumandan kasvetli bir bulut oluşmuştur üzerlerinde.. çaycı çocuk, hararetli bir şekilde kağıtlar masaya yumruk gibi çarparken, küfürleşmeleri bölüp tavşan kanı çayları masaya taşırarak taşıyor olabilir..

bilmiyorum.. bilmek de istemem..

biri çok nazik, diğeri kaba saba, bayağı herifin tekidir.. kim bilir ?

ya da şu çaycının kahve sahibiyle ocağın arkasında onlar hakkında fısıldaşarak ne konuştukları..

apartmanın nerede olduğu, kaç katlı olduğu, asansörünün bir haftadır çalışmadığı.. vesaire.. tüm bunlar eşyanın dedikodusu.. zararsız tasvirler, kalabalık kelimeler..

yine de duvara dayalı duran bir süpürgenin ayrıntısı kadar gereksiz bilgiler belki de tüm bu anlatacaklarım.. ne sizi ne de beni ilgilendirir..

isteyen onları kahvede hayal etsin, isteyen tüm bu konuşmaların kat arasında kalan asansörde geçtiğini düşünsün..

isimler değişebilir, konular da.. size kalmış..

ama bana anlatmayın ne olur.. dedikoduya girer bu..


*

- yahu ahmet beycim bu karı milletinin iki şeyi hiç bitmez..
- dur tahmin edeyim.. biri dırdır, ötekisi dedikodu..
- hah! ağzımdan aldın kardeşim benim, aynen öyle yahu!
- evet azizim gerçekten de haklısınız.. akşamları işten eve geliyorum, böyle nasıl yorgun oluyorum sormayın.. istiyorum ki sıcacık çorbamı içsem, karnımı doyursam, kahvemi de alıp şöyle koltuğuma güzelce gömülsem, ayaklarımı uzatsam fiskos sehpasına.. birkaç saat keyif yapsam.. ohhhh benden iyisi yok.. ama ne gezer! bizim hanım rahat bırakmıyor ki; yok iş nasıldı, yok bugün neler yaptın ? diyorum ki karıcığım her zamanki şeyler, toplantı, iş görüşmeleri, telefonlar, tekliflerin müşterilere geçilmesi, gelen e-mailleri kontrol etmeler, falan filan yani.. hep aynı şeyler işte.. meğerse bizimkinin derdi benim ne yaptığımı öğrenmek değil, kendisinin ne yaptığını bana anlatmak için zemin hazırlamak; ilgileniyorum, seni dinliyorum bak sen de beni dinle ayakları yani..
- aman da aman! korkulur bunlardan efendim.. bizim hatun da aynı sizinki gibi.. maşallah papuç gibi dili var.. sanırsın tüm dünyanın haberleri onda toplanmış.. başlar anlatmaya.. sanki ben merak edip sordum.. neymiş efendim, alt kattaki komşu sedat beyler karısıyla yüksek sesle kavga etmiş, sesleri ta buraya kadar gelmiş.. sebep de adam karısından şüpheleniyormuş, derken tartışma büyümüş, tabaklar bardaklar yere inmiş, kapılar çarpılmış, çığlıklar koca apartmanı inletmiş..
- deme yahu!
- adam karısını takip etmiş efendim.. hem de hafiye tutmuş gizlice resimlerini çektirmiş.. on gün içinde üç farklı adamla samimi şekilde görüntülenmiş.. bir tanesini siz de tanırsınız.. söyleyeyim de şaşırın..
- kimmiş efendim ?
- karşı komşuları aysel hanımın geçen sene evlendiği üçüncü kocası..
- aaa.. inanmıyorum.. mahir bey mi ? nasıl olur.. çok da mülayim, beyefendi biridir kendileri.. ahh mahir bey, ne maharetler varmış meğer.. üçüncü koca demek.. bakın bilmiyordum bunu!
- yaaa efendim neler oluyor hayatta.. ben de çok şaşırdım.. üstelik bunlar bir yıldır gizli gizli görüşürlermiş sedat beyin eşiyle..
- vah vah! görüyor musunuz çok üzüldüm şimdi.. yazık olmuş sedat beye.. karım hiç anlatmadı bunu.. Haberi mi yoktu acaba ? gerçi o bana başka bir şey anlattı geçenlerde belki onun heyecanıyla bunu atlamış olabilir..
- hayırdır.. ne anlattı efendim, merak ettim şimdi! bundan daha önemli ne olabilir bizim apartmanda ?
- efendim biliyorsunuz, erol market.. adamı siz de iyi tanırsınız.. malum, aynı zamanda mahallemizin de kaç senedir demirbaş muhtarıdır.. geçenlerde bir gece ekipler bunun marketi basmış.. bizim lisenin gençlerine sakız paketlerinin içinde uyuşturucu satıyormuş..
- aman yarabbim!
- yaa.. hemen almışlar içeri.. şimdilik markete karısı bakıyormuş.. o da ne şirret bir kadındır.. çenesi de hiç durmaz.. tüm mahallenin haberleri önce onda toplanır zaten, sonra da bizimkilere dağılır böyle.. ayaklı gazete canım!
- yahu tevfik beycim bizim oğlan hep oradan alışveriş yapıyordu.. bakın aklıma neler getirdiniz şimdi !
- korkmayın canım, öyle bir şey olsa duyulurdu.. oğlanın hareketlerinden, çiğnediği sakızlardan anlardınız herhalde.. hem maşallah fatihte iki yıldır okul birincisi bildiğim kadarıyla..
- evet efendim evet..
- tamam işte ne güzel.. zeki çocuk, derslerine de zehir gibi çalışıyor demekki.. hiç uyuşturucu alan biri böyle olabilir mi ? rahat olun efendim, rahat olun.. şükredin ki başına kötü bir şey gelmemiş şimdiye kadar.. pis herif yakalandı da rahat bir nefes aldık hep beraber..
- evet evet.. doğru diyorsunuz. rahatladım şimdi sağolun..
- eee artık mahallemizin de yeni bir muhtara ihtiyacı var.. Hehheh.. ne zamandır gözünüz erol beyin koltuğundaydı..
- yok canım estağfurullah..
- hadi hadi..! biliyoruz efendim.. önceki seçimlerde kanlı bıçaklı olmuşsunuz bizim eroinman muhtarla, karım söyledi..
- aaa. .o nereden duymuş yahu.. kimse bilmiyordu.. ah figen.. ne diyeyim sana! gidip bunu da mı anlattın herkese..
- teessüf ederim biz herkes miyiz.. komşuyuz şurda, biz bilmeyelim de eller mi bilsin..
- haklısınız azizim.. ama şu kadınlar yok mu ağızlarında bakla ıslanmıyor.. sır vermeyeceksin kesinlikle.. ben bunu bilir bunu söylerim..
- allahtan bizim hanımın o konularda ağzı sıkıdır..
- hahhah! işte şimdi güldürdünüz beni.. duymayan kalmadı efendim..
- neyi üstadım ?
- yapmayın yahu.. sizin de söylediğiniz gibi komşu değil miyiz şurda.. el miyiz biz; ne gizliyorsunuz.. hem çok güzel bir haber bence.. tebrik ederim canı gönülden.. valla bu yaştan sonra, sizden hiç beklemezdik doğrusu.. heh heh..
- nedir mevzu anlamadım ki!
- eşiniz efendim.. hamileymiş.. nihayet yani..
- nasıl olur? ciddi misiniz ? emin misiniz ? benim bile haberim yok!
- karıma söylemiş geçenlerde.. bizimkinin ağzı hiç kapanmaz zaten o günün akşamı verdi müjdenizi.. üç yıldır eşinizle birlikte, hayrunnisa kadın hastalıkları ve doğum hastanesine gidiyormuşsunuz da bizim haberimiz yok! aşkolsun.. hem utanılacak ne var bunda.. tüp bebek ayıp bir şey mi.. hadi hadi hayırlı olsun bakalım!
- yani şimdi… feyza hamile mi ?
- bilmiyor muydunuz?
- hayır efendim ne münasebet.. nasıl söylemez bana..!
- sakin olun canım, belki de sürpriz yapmak istemiştir size..
- hayır anlatamıyorum.. ben.. ben.. yani benim çocuğum olamaz efendim! bu imkansız!
- lütfen söylemeyin öyle şeyler.. tüp bebek artık bir mucize değil.. tıp nelere kadir.. bir sabah siz kahvaltıda kahvenizi yudumlarken, karınızın yumurtasıyla sizinkileri bir tüpün içinde karıştırmışlardır, minnacık evladınızı buzdolabına, binlerce tüpün yanına koymuşlardır da haberiniz bile olmamıştır.. heh heh..
- sizi böyle ayıp konuşmalardan men ediyorum.. özel hayatımız sizi ilgilendirmez lütfen efendim.. lütfen.. rica ediyorum.. çok ayıp! siz alay edeceğinize önce kendinize bakınız.. söylemek istemezdim ama madem konu çocuktan açıldı oğlunuza biraz dikkat edin!
- aaa ne münasebet! nesi varmış bizim oğlanın ?
- geçen akşam yemeğinde bizim hanım anlatıyordu; sizinki bizim karşı komşu emekli hakim kamuran beyin küçük kızını erol marketin arka duvarında sıkıştırmış, kızın ağzını kapatıp eliyle bacaklarını sıkmış.. nerden bulmuş bilmem, bıçakla kolunu çizmiş kızcağızın.. ehh çok geçmeden bir ekip de size gelir artık! yani bu devirde gençlerden herşey beklenir.. siz en iyisi mi bir daha kontrol edin oğlunuzu.. kim bilir.. sakız bile alıyordur marketten.. şu malum sakızlardan yani!
- siz benim oğlum hakkında nasıl böyle konuşursunuz! kendinize gelin!
- asıl siz kendinize geliniz! özel hayatıma burnunuzu sokmak ne haddinize!

*

derken tartışma büyür, belki tabaklar bardaklar yere iner, belki de kapılar çarpılır, çığlıklar ve yumruklaşmalar koca apartmanı inletir..

ya da tüm bu olanları izlemek ve bir sonraki günün konusunu öğrenmek için hanımlar balkonlarda yerini alır.. pardon detay yoktu..

hem ben,
dedikodu sevmem..

**

y.a

Yorumlar

Anonymous dedi ki…
sanırım birisinin kendisine olan itimadı,kibri, paketlendigi ambalajın kendine verdigi eminlik sizi çok rahatsız ediyor
tiksiniyor musun?
dedikodu'dan ötede bunları buldum ben.
** dedi ki…
dedikodu sevmiyorum :)
Anonymous dedi ki…
anlıyorum :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta