Kâbus



- uyandığımda, iyi geceler diledin bana..

*

yapmamalıydım..

yapmamam için onlarca iyi nedenim varken..

kocasını ölesiye seven, bebeğinin tam da birinci yaşına henüz bastığı gün, kendisine ilk gün gibi aşık bir adamla, hakanla evliliğinin üçüncü yılını da kutlayacakları gece,

bir kadın bunu yapmamalıydı..
diye fısıldadı içinden..

*

ve onlarca kötü nedenim de varken..

bana hayatımın o en karanlık günlerini yaşatan, uyuşturucu müptelası yapan, attığı dayaklarla yüzümü tanınmaz hale getiren, beni sürekli aşağılayan bir adamla..

kurtuluşla birlikte oldum bu gece..

ne yaptım böyle! tanrım..!

*

cevapsız çağrıların hepsi aynı numarayı gösteriyordu.. kim bilir kaçıncı kez çalıyordu telefonu, gözlerini açıp telefona bakamıyordu.. zaten kimin aradığını biliyordu..

arayan hakandı..

eşine ne söyleyeceğinden çok, yaşadığı şoktan dili tutulmuş, ölü gibi hareketsiz, yatakta uzanmış yatmakta olan çıplak ve soğuk bedenini terketmeye çalışan eli kolu bağlı tutsak bir ruhtu kendi içinde..

ne işim var burada..? bir otel odasında !

üstelik bu iğrenç adamla..!

kurtuluş, ısrarla çalan telefonu süreyyanın elinden alıp koltuğa fırlattı..

- süreyya kendine gel!

bunu, attığı tokattan hemen sonra haykırarak, ağzından tükürükler saçarak söylemişti..

fakat süreyya, telefona olduğu gibi atılan tokata da tepkisiz kaldı..

o anda hiçbir şey bir otel odasında, dağınık bir yatağın üstünde çırılçıplak uzanıyor olmasından daha fazla canını yakamazdı..

kurtuluş, süreyyanın omuzlarını kavrayıp sert bir biçimde sarsmaya başladı..

- süreyya!

süreyya, bir ölünün diri yüzüyle, boş gözlerle kurtuluşa bakıyordu..

yatağın üstündeydi.. ama orada değildi.. yoktu..

daha on dakika önce zevkten sarsılan bedeni, şimdi kurtuluşun güçlü kolları arasında tulum gibi sallanıyordu..

içi boş bir tulum gibi..

süreyya gitmişti..

*

bağırmasının, tokatların ve sarsmanın faydası olmadığını anlayan kurtuluş, minibardan bir şişe soğuk su çıkarıp süreyyanın yüzünü elleriyle yıkadı..

genç kadın birazcık kendine gelir gibi oldu.. mide krampları geçirerek iki büklüm, yanlamasına yatağa uzandı ve hıçkırıklar halinde kesik kesik ağlamaya başladı..

nefes almakta zorlanıyordu..

her an kusabilirdi..

vicdanını kemiren acıyla yatakta kıvranırken kararını verdi..

kurtuluş, süreyyanın yüzüne dokunup saçlarını okşayarak onu rahatlatmak istediği bir anda, vahşi bir kedi gibi irkilerek yerinden doğruldu ve kurtuluşa en az onunki kadar sert bir tokat atarak pencereye fırladı..

*

eski bir oteldi..

havalandırması arızalı ve pencereler de kolayca açılıp kapanmıyordu.. bir süre pencereyle boğuşup açmaya çalıştı..

kurtuluş, kadını belinden kavrayıp ona engel olmaya çalışırken pencere açıldı..

kendisini vahşi bir erkeğin kollarından soğuk asfalta atmak için çırpınan ama uçmasını bilmeyen kanadı kırık evcil bir güvercindi süreyya..

kurtuluş yeniden süreyyayı sarsmaya başladı..

- süreyya! geçti canım! tamam geçti bitanem..!

genç kadını doğrultup sıkıca göğsüne bastırdı..

bebekte ağlamaya başlayınca, süreyya gözlerini açtı..

*

pencereden içeri süzülen ılık rüzgar perdeleri aralayıp yanmakta olan yüzünü okşarken, genç kadın herşeyin gerçekten de bir kâbus olmasını diledi..

gözlerini kapatıp yeniden yatağa bıraktı kendini..

*

hakan daha fazla dayanamadı ve çığlık atarak uyandı bu kâbustan..

içi yanıyordu, terden sırılsıklam olmuştu.. süreyyanın gece kollarının arasından kayıp yataktan çıktığını farketmedi..

kalkıp buzdolabına yöneldi ve buz gibi suyu kana kana içti.. süreyya, o sırada salonda koltuğa uzanmış bebeğini emziriyordu..

- canım iyi misin ? uyumadın mı ? dedi hakan..

- kötü bir rüya gördüm, yeniden uyumaya korktum..

- ben de..

*

aynı saatlerde kurtuluş, gördüğü bir rüyanın etkisiyle yatağını terketmiş, oturma odasında önceki geceden artan şarapla susuzluğunu ve yalnızlığını gidermeye çalışıyordu..

**

y.a

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta