Melek 3




*

"karanlık olan gece miydi, yoksa şehir mi.."

şehir, siyah geceliğini giymiş, ucuz ve sahte pırlantalarla kötü işlenmiş bir kolyeye benzeyen ışıklı levhaları, morluklarla dolu boynuna geçirmişti.. kimisi patlak, kimisi yanıp sönen voltajı düşük sokak lambalarıyla bir fahişe gibi müşterilerine gülümsüyor, bar önlerinde bekleyen sarhoş, uykusuz ve yitik bedenleri yağmalıyordu..

insan artıklarından midesi bulanan kaldırımlar, mazgallardan kentin üzerine kusuyor, açlıktan gözü dönmüş kediler pençeleriyle çöp kutularını devirmeye çalışıyordu..

taksiciler, polisler, hırsızlar, yankesiciler ve fahişeler, sokak aralarında yağmadan geriye kalan ganimetlerin peşine düşmüşlerdi..

yani bu gece herşey olağandı..

yükünden henüz kurtulan bulutlar ay ışığının altında deniz anası sürüleri gibi süzülerek kenti terk ederken, karanlık bir köşeyi daha dönmüş ve onu henüz görmüştüm..

sonbahar yapraklarının ılık meltemde savruluşu gibi düzensiz, yalpalayarak, yağmur sularıyla yıkanıp köpüren yaşlı asfaltın kırışık yüzünü adımlıyordu.. kim bilir kaçıncı geçişiydi aynı sokaktan, kaçıncı düşüşü bulanık bir su birikintisine..

kalkıp yürümeye çalıştı, sendeliyor, elleriyle boşlukta bir şeylere tutunmaya çalışıyordu.. daha fazla dayanamadı, yeniden devrilip boylu boyunca su birikintisinin ortasına uzandı.. bir süre sonra da vücudu tamamen hareketsiz kaldı..

çok geçmeden bir taksi yanaştı.. sürücü araçtan inip, bir doktorun operasyona başlamadan önce yaptığı gibi maskesini taktı, özenle eldivenlerini giydi.. etrafına bakınıp çöpleri karıştıran kedilerin de sorun olmadığına emin olduktan sonra cesedin ceplerini karıştırmaya başladı..

iç-dış cepler, yan cepler, kazağının içi, kemerinin altı, ayakkabılarını, kasıklarını taradı elleriyle.. sonra ters çevirip poposundan başlayarak ayak bileğine kadar masaj yapar gibi ağır ağır indi.. ondan önce birilerinin adamı yokladığı belliydi.. hiçbir şey bulamadı..

evcil olmaktan uzak, siyah beyaz, benekli bir sokak kedisi çöple uğraşmayı bırakıp su birikintisine yönelince, maskeli sürücü ayakkabılardan birini kaptığı gibi kediye doğru homurdanarak fırlattı..

kedi, bu ayyaş yağmacının isabet yüzdesini iyi biliyor olmalı ki sol ön patisini kaldırmış sakin bir şekilde adamın hareketlerini izliyordu.. ayakkabı en az iki metre uzağından geçip çöp kutusuna çarptı ve diğer kedilerin kısa bir süreliğine ürküp çöp dağını terk etmelerine neden oldu..

fakat sadece bir an için, hepsi bu.. sonra yeniden çöplere daldılar.. fırlatılan ayakkabı, devrilen çöp kutuları, kediler ve adamın küfürleri.. bu gece fazla gürültülüydü..

daha fazla oyalanmak istemedi, ayağa kalkıp arabasına doğru giderken, elli metre ileride camları daha önceden kırıldığı belli olan bir mağazanın vitrininde çıplak ve kolsuz mankenlerin silik yüzlerinin hemen önünde, sokak lambasının cılız ışığının altında beliren, en az şehir kadar rüküş, kırmızı bir gecelik giymiş yaşlıca bir kadın ıslık çalarak cesedin başından arabasına doğrusu telaşla seğirten taksiciyi çağırdı..

kadının beline sıkıca sarılmış olan adam daha on dakika önce küfürler eşliğinde başına çanta geçirdiğim ve başımdan savdığım bir ayyaştı.. tıknaz yapılı, kurak kafatasına yeni saç ektirdiği her halinden belli, ince bıyıklarının altından, pazarlıktan memnun kalmış bir ucubenin pis sırıtışı yüzüne yayılmış bu görüntüsüyle kedilerin bile çöp yığınlarının arasından kaçışmasına yetecek kadar iğrenç görünüyordu..

fakat açlık galip gelmişti.. kediler çöp yığınında kalmaya devam etti..

adam, vitrinin önünde yüksek sesle kadına mağazanın sahibi olduğunu anlatıyordu.. sözüm ona vitrin camları kırılmamış kendisinin talimatıyla yenileniyormuş, yarın sabah da mağazaya yeni mallar geleceği için bir önceki sezonun giysilerini kaldırmışlar falan..

- yarın buraya geldiğinde yeni sezon giysilerden dilediğini beğenip alabilirsin yavrum..

kadın yapmacık bir tavırla ıslık çalmayı bırakıp adamın yağlı dudaklarına asıldığında, taksici hızla arabanın bagajını açıp göbeğine kadar bagajın içine girerek maskesini ve eldivenlerini zulaladı.. arabasına binip mağazanın önünde bekleyen müşterilerini almak için bir köpek gibi dili dışarıda, gazladı..

tüm bu olanları benimle birlikte soğukkanlı bir şekilde izleyen sokak kedisi yavaşça su birikintisine yaklaşıp cesedin yüzünü yalamaya başladı..

ceset kıpırdandı..

**

y.a

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta