Melek 4
* kitap kurduyum ben.. nasıl ama nasıl.. girmediğim kütüphane , kemirmediğim kitap kalmadı yeryüzünde.. kımıl kımıl dolaşır, sararmış yaprakların liflerini dişlerim.. tadı öyle güzeldir ki ; bilir misiniz ? * şu adam, yaşlıca olan.. üzerine, o çok sevdiğim kahve çekirdeklerinin kokusu sinmiş.. buraya kadar pek bir sallanarak geldi.. bastonunu parkasıyla birlikte askılığa astı, yani asmaya çalıştı .. nasıl ama nasıl.. binbir zahmetle dayandığı askılık çan gibi çınladı.. kütüphane görevlisi kadın, başı önde, omuzları dik, sakin ve hızlı adımlarla kayarak gelip ihtiyarı uyardı; - lütfen biraz sessiz olunuz.. - özür dilerim hanfendi..gözlerim iyi görmüyor da.. rica etsem bana yardımcı olur musunuz, şu masaya oturmak istiyorum.. hanfendi, gözlüğünü çıkarıp, beyaz sakalına kahve lekeleri bulaşmış ihtiyarı süzdü.. yardım etmekten çok, daha fazla gürültü çıkarmasını istemiyormuş gibi koluna girdi, masaya kadar birlikte yürüdüler.. yine de gürültü gürültüdür bir kütüphanede.. en ufak çıt ses...