Çöl Güzeli 2

*

ey janaan! ey çöl güzeli!
her bir kum tanesi ağlıyor ardından..

bu fırtınalar ondan..

halmina

*

elli develik bir kervan ip gibi dizilmiş alev sarısı çölde ilerlemekteydi.. zayıf ve hastalıktan ölmek üzere olan dişi bir devenin hörgücüne değersiz eşyalarla birlikte yüklemişlerdi janaan’ı..

sıranın en gerisinde ve giderek açılan bir arayla kafileyi takip etmeye çalışıyordu..

kervan ilerlerken, ve çöl yanıp kavrulmaktayken, kucağında henüz doğurduğu lamiah, annesinin işaret parmağını sıkıca kavramış, iri gözleri kocaman açık, sanki bir gölgeye, loş bir ışığa bakar gibi,

gülümseyerek annesine bakıyordu..

ve janaan, kendisine yaşadığı tüm acıları unutturan bebeğini bağrına basmış, güneşten parlak, beyaz ve saf yüzüyle, yavrusunu emziriyordu..

janaan, dilimin varamadığı sıkıntılara maruz kalmış, çektiği sıkıntılar yüzünden her yılda on yıl yaşlanarak kâh deve üstünde, kâh çölün sıcak kumlarında çıplak ayaklarıyla ömür tüketmiş kimsesiz, yersiz yurtsuz bir kadındı..

ne bir deve verirlerdi onun için, ne de üç sarı altın ederdi.. bedevilerin gözünde bir eşyadan kıymetsizdi..

ama yalnız birisi için o, dünyanın en kıymetli hazinesiydi..


hayatının pınarı, gözlerinin nuru,

kalbinin sahibi, omuzlarındaki tek melek

çöl kartalı abdallah bin el halid’in gözünün nuruydu janaan..

koca şeyh peşine düştüğü kartal yüzünden çölde yitip gittiğinde susuzluktan ölmek üzereyken,
sina çölünün insan ayağı değmemiş yerlerinde kızgın kumlara batmış susuzluktan pişmekteyken, çölde yüzüne vuran o tek gölgeyi, bir insan gölgesini yanı başında görmüş, onunla serinlemiş, onun ellerinden suyunu içip, onun gözlerinde yeniden hayat bulmuştu..

nereden çıkıp gelmişti bu kadın?

bir melek miydi ?

çöl semalarında kartalı ararken, şimdi o kartalın pençelerinde hissediyordu kendini..

daha fazla dayanamadı ve gözleri karardı.. o günden sonra yedi gün çölde kaybolmanın tadını çıkardılar..

kendi vahalarını yaratıp, kendi gölgelerinde seviştiler.. birbirlerine örtü olup

kum fırtınalarına birlikte siper durdular..

kartalı unutmuştu el halid..

fakat kartal onu unutmamıştı.. iki sevgilinin her daim peşlerindeydi..

aslında kartal sadece janaan’ın peşindeydi..

onun gizemli koruyucusu gözeticisiydi.. bir vakit, janaan eşkıyaların saldırısına uğradığında, pençeleriyle ucubelerin gözlerini oymuş, onları ebedi karanlığa mahkum etmişti..

janaan hala hayattaysa, bu kartal sayesindeydi..

ve abdallah bin el halid, bilmeden, kartalı yakalamayı hayatının en büyük arzusu haline getirmişti..

işte şimdi

büyük şeyh, hayatı ona yeniden sunan kadınla birlikte kayboldukları çölde bir çıkış yolu ararken, şahini şimal’in keskin gözleri yeniden kartalı görmüş, efendisinin tepesinde dönerek çığlık çığlığa onu haber etmişti..

bir anda tutkusu alevlendi abdallah bin el halid’in.. janaan’ı geride bırakarak kartalın peşine düştü..

o gün son görüşü oldu janaan'ı..

kartalı yakalayıp geri döndüğünde, janaan çoktan bir kervan tarafından köle olarak alıkonulmuş ve kafileyle yola çıkmıştı..
büyük bir hüzün çöktü yüreğine büyük şeyhin.. kır saçlarını ellerinin arasına alıp yüzünü kumlara devirdi..

ağladı..

hem ağladı hem de günlerce sevdiği kadını aradı uçsuz bucaksız çölde.. ama bulamadı..

bir kez daha çölde yitip gitmişti.. kartalı bulmuştu ama, meleğini kaybetmişti..

gerisin geri döndü yurduna.. mahya tepelerinde bir omzunda şimal, diğerinde kartalıyla belirdiğinde, halkı ona doğru coşkuyla koşarken,

büyük şeyh, hayatının en büyük ızdırabını dalga dalga ciğerlerinde yaşıyor, janaan’ı için döktüğü gözyaşları gür sakalından bir çağlayan olup akıyordu..

*

aylar sonra janaan kervanla kim bilir kaçıncı kez geçiyordu sina çölünü..

en geride, hastalıklı bir devenin hörgücünde, kucağında aşklarının meyvesi lamiah, iri gözleriyle annesini seyrederken, eşkıyalar saklandıkları kum tepelerinden saldırıya geçtiler..

kervan yağmalanırken, janaan bebeğini bir bohçaya sarıp kumların altına gizledi..

ellerini güneşe karşı perde yapıp umutsuzca göklerde kartalı aradı..

bebeği fark etmesinler diye öne çıkıp, kaçmak yerine eşkıyalara doğru koştu..

göğsüne aldığı bir kılıç darbesiyle düşerken yere,

janaan bebeğine,

bebeği annesine, sonsuz hasretin dağladığı gözlerle son kez baktılar..

kararan göz, annenin oldu..

**

y.a

Yorumlar

hayatınortasında dedi ki…
Takip ediyorum..
ve çok güzel yazıyorsunuz.
** dedi ki…
çok teşekkür ederim

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta