Bir yudum çay
*
şimdi söyle iki gözüm
kulağım, sevgili ağzım
tüm bu olanlardan sonra hangi elim
el üstünde tutar
ve hangi yarım çekip
içine alır beni..
belki zorlasam,
en fazla markete kadar gider
eve de dönerim
yani dünden razı
yeter ki sen iste diyor ayaklarım..
aklıma uyup evet diyorum,
hadi
alın götürün beni dilediğiniz yere..
çıkıp güle oynaya koşar adım,
el çırparak,
zıplayarak
ve güneşin altında bir inci gibi
parlayarak
atıyoruz kendimizi parka..
sonra..
neden gülüyorsun diyor..
somurtkan ağzıyla elleri yumruk yumruk,
ayakları ayaklarıma vurmaya hazır,
kaskatı bir öfkeyle
gözleri gözlerime düşman kesilmiş,
sevgilisi tarafından az önce terkedilmiş
heybetli bir yaralı..
hıncını benden alıyor
azarlıyor,sövüyor,
bir sürü laf,
bir dolu şey söylüyor,
bir de bakmışım ki
bana bir yudum
çay ısmarlamaya can atan o eller,
titriyor..
bacaklarım iki büklüm olduğum yere bırakıyor beni,
ellerim geziniyor ıslak çimenlerde
kıvrılan iki solucandan başka birşey görmüyor gözlerim..
kulağımda hafif bir müzik,
aklım,
başka başka yerlerde..
sonunda,
bir iki kıpırdanıyor dudaklarım..
size gülmemiştim..
ama sizin benimle gülmenizi isterdim..
sonra da bu heybetli adam,
çöküyor yanım sıra
yumrukları gevşemiş
artık daha uslu,
ya
da
muhtemelen
daha tükenmiş..
ve anlatıyor onu bana
acı,
bir yudum çay içerken..
**
y.a
şimdi söyle iki gözüm
kulağım, sevgili ağzım
tüm bu olanlardan sonra hangi elim
el üstünde tutar
ve hangi yarım çekip
içine alır beni..
belki zorlasam,
en fazla markete kadar gider
eve de dönerim
yani dünden razı
yeter ki sen iste diyor ayaklarım..
aklıma uyup evet diyorum,
hadi
alın götürün beni dilediğiniz yere..
çıkıp güle oynaya koşar adım,
el çırparak,
zıplayarak
ve güneşin altında bir inci gibi
parlayarak
atıyoruz kendimizi parka..
sonra..
neden gülüyorsun diyor..
somurtkan ağzıyla elleri yumruk yumruk,
ayakları ayaklarıma vurmaya hazır,
kaskatı bir öfkeyle
gözleri gözlerime düşman kesilmiş,
sevgilisi tarafından az önce terkedilmiş
heybetli bir yaralı..
hıncını benden alıyor
azarlıyor,sövüyor,
bir sürü laf,
bir dolu şey söylüyor,
bir de bakmışım ki
bana bir yudum
çay ısmarlamaya can atan o eller,
titriyor..
bacaklarım iki büklüm olduğum yere bırakıyor beni,
ellerim geziniyor ıslak çimenlerde
kıvrılan iki solucandan başka birşey görmüyor gözlerim..
kulağımda hafif bir müzik,
aklım,
başka başka yerlerde..
sonunda,
bir iki kıpırdanıyor dudaklarım..
size gülmemiştim..
ama sizin benimle gülmenizi isterdim..
sonra da bu heybetli adam,
çöküyor yanım sıra
yumrukları gevşemiş
artık daha uslu,
ya
da
muhtemelen
daha tükenmiş..
ve anlatıyor onu bana
acı,
bir yudum çay içerken..
**
y.a
Yorumlar
anlatacakları var besbelli, birikenleri.. yüreği kocaman olmuş, adını heybetli koymuşlar.. oysa bilseler ki küçücük bir çocuk yüreği ve yenik bir adam O...
dinlemeli şimdi O'nu, gözle,kulakla ve canla..