Rüya

- yaşlı bir ağacın yorgun dallarında kuş yuvasıydı kalbim..
*
uyandığımda henüz sabah olmamıştı ve yağmur devam ediyordu.. alnımda yağmur gibi iri ter damlaları ve biraz da ateşim çıkmıştı.. gördüğüm rüyanın etkisi altındaydım..
rüyamda,
uzun yeşil otlaklar üstünde, bazen su birikintilerine girerek, bazen de ıslak ve çamura bulanmış çimenlere basarak yürüyordum.. tepenin üstünde küçük, ahşap bir kulübede yaşıyordum.. eve ulaştığımda yağmurdan sırılsıklam olmuş, ve yorgun düşmüştüm..
sobanın kurutmalığında asılı duran havlumu alıp saçlarımı kuruladım.. ıslanmış çoraplarımı çıkartıp onları da kurutmalığa astım.. bir süre yağmuru izledim, pencereme hortumla su tutuyorlardı adeta ve arada bir şimşek çakıyor, gri gökler gürlüyordu..
kalan elbiselerimi de çıkarıp sobanın hemen yanına kurmuş olduğum yer yatağına uzandım.. yüzümü sobanın yaydığı sıcaklığa doğru dönerek, arada bir parlayan, alevler içinde yanmakta olan odunları izlemeye koyuldum..
bir süre sonra yağmur şiddetini azaltmış düzenli bir şekilde camlara bongo gibi vurmaya başlamıştı.. doğadan gelen bu ıslak müzikle yorgun bedenim, ve gözlerim daha da ağırlaştı..
çok geçmeden göz kapaklarım kapandı
ve uykuya daldım..
rüyamda,
yine yağmurlar vardı.. bu defa deniz kıyısında yalınayak yürüyordum.. Kilometrelerce uzunlukta kimsenin olmadığı bir sahildi burası..
kıyının en uç noktasında bir kulübe de yaşıyordum.. eve ulaştığımda, saatlerdir kumsalda yürümenin verdiği bitkinlikle, giysilerimi dahi çıkartamadan yatağa atıverdim kendimi..
yağmurun hırçın dalgalarla öpüşürken çıkardığı sesleri dinleyerek kapadım gözlerimi..
sızıp kalmıştım üstümde ıslak giysilerle..
rüya görmeye başladım..
rüyamda,
kırık dökük bir köprünün üstünde, altımda bulutlar, uçurumlar, gürül gürül akan bir nehrin çağlayışını dinleyerek ilerliyordum..
karşıda, vadinin güneyinde, kayalıkları siper edinmiş kulübemde yaşıyordum..
yağmur dinmek bilmiyordu..
köprünün tahtaları çürümüş, çivileri yerinden çıkmış, halatlar incelip kopma noktasına gelmişti..
attığım her ürkek adım gıcırtılı bir ölüm sessizliği.. nihayet köprüyü geçip patika yola girdim.. hiç durmadan eve kadar koştum..
eve geldiğimde sırılsıklam olmuştum.. havlu ve kuru birkaç kazakla saçlarımı kurulayıp üstümdekileri çıkardım..
yatağa uzandım..
yağmurun kayalara çarparken çıkardığı sesleri bir şarkı gibi dinlerken,
birkaç dakika içinde sobadan yayılan sıcaklığın ve yağmurlu kaya müziğinin de zengin karışımıyla gözlerimi kapadım..
rüya görüyordum..
rüyamda, yağmur yağıyordu..
**
y.a
Yorumlar