Misafir
*
ben, ruhsal sorunları olan bir adamım.. olmasa iyi olurdu belki, ama olması çok daha iyi.. durumumdan şikayetçi değilim.. az önce sol gözüm seyirdi, ve acaba dedim, bugün misafir mi var? sonra bu sabah kapıdan çıkarken, eyvah! dedim.. hemen içeri girip yeniden çıktım, fakat kuşkumu gideremedim, girip tekrar çıktım.. işte o zaman tam oldu.. daha iyi hissettim kendimi.. hep sol ayakla çıkardım ki bugün az kalsın ilk, sağ adımımı atıyordum eşikten dışarı.. tüm günümü huzursuz ve kötü geçirebilirdim, neyse ki bu sorunu hallettim..
bir dakika..
elim kaşınıyor şimdi..
yok yok..
kaşıntı değil, uyuşma hissi bu.. daha çok karıncalanma gibi..dikkatli bakınca farkettim ki tırnaklarım nasıl da uzamış, demek ki kaç gündür bir şeyler yazamayışım ondan..
ama şimdi tırnaklarımı kesemem, iş yerindeyim, ve tırnaklarımı öyle ulu orta bir yerlere atamam, hele ki çöpe asla.. klozete atanlar varmış duyarım bazen, ama bu benim yapabileceğim bir şey değil..
en iyisi akşam eve gittiğimde, önce sağ adımımla içeri girip - güzel bir gece ve tatlı bir uyku için - sonra üstümü de değiştirdikten sonra, beyaz bir örtü üstünde tırnaklarımı keserim ve onları toprağa bir tohum gibi serperim – bana geri dönsünler diye.. –
ondan sonra yazarım bir şeyler..
ama önce,
hepsinden önce,
seyirmekte olan gözümle,
ellerime yuvalanmış karıncaların her bir parmağımdaki o uzun geçiş merasimlerini izliyorum..
bu hepsinden daha önemli şu an..
attığım adımların, atılacak tohumların ve okunacak duaların, herşeyin bir sırası ve zamanı vardır belki..
peki ya bu karıncalı eller..
ne demek istiyor onlar bana..
yoksa misafir olan ben miyim dünyada..
**
y.a
ben, ruhsal sorunları olan bir adamım.. olmasa iyi olurdu belki, ama olması çok daha iyi.. durumumdan şikayetçi değilim.. az önce sol gözüm seyirdi, ve acaba dedim, bugün misafir mi var? sonra bu sabah kapıdan çıkarken, eyvah! dedim.. hemen içeri girip yeniden çıktım, fakat kuşkumu gideremedim, girip tekrar çıktım.. işte o zaman tam oldu.. daha iyi hissettim kendimi.. hep sol ayakla çıkardım ki bugün az kalsın ilk, sağ adımımı atıyordum eşikten dışarı.. tüm günümü huzursuz ve kötü geçirebilirdim, neyse ki bu sorunu hallettim..
bir dakika..
elim kaşınıyor şimdi..
yok yok..
kaşıntı değil, uyuşma hissi bu.. daha çok karıncalanma gibi..dikkatli bakınca farkettim ki tırnaklarım nasıl da uzamış, demek ki kaç gündür bir şeyler yazamayışım ondan..
ama şimdi tırnaklarımı kesemem, iş yerindeyim, ve tırnaklarımı öyle ulu orta bir yerlere atamam, hele ki çöpe asla.. klozete atanlar varmış duyarım bazen, ama bu benim yapabileceğim bir şey değil..
en iyisi akşam eve gittiğimde, önce sağ adımımla içeri girip - güzel bir gece ve tatlı bir uyku için - sonra üstümü de değiştirdikten sonra, beyaz bir örtü üstünde tırnaklarımı keserim ve onları toprağa bir tohum gibi serperim – bana geri dönsünler diye.. –
ondan sonra yazarım bir şeyler..
ama önce,
hepsinden önce,
seyirmekte olan gözümle,
ellerime yuvalanmış karıncaların her bir parmağımdaki o uzun geçiş merasimlerini izliyorum..
bu hepsinden daha önemli şu an..
attığım adımların, atılacak tohumların ve okunacak duaların, herşeyin bir sırası ve zamanı vardır belki..
peki ya bu karıncalı eller..
ne demek istiyor onlar bana..
yoksa misafir olan ben miyim dünyada..
**
y.a
Yorumlar