Yazgı

*

işte,

bir an geliyor,

içimde dizginlenemeyen bir şey,

kopup derinlerimden,

tozu dumana katarak ağzıma, gözlerime, ellerime hücum ediyor.. ellerim titriyor o anlarda, gözlerim kararıyor ki sanırım bu da kalkan o toz bulutundan olsa gerek..

ve boğazım kuruyor..

bir telaş içinde başıma silah dayanmış gibi, ve kalbim, beni durdurmakla tehdit ederken, heyecandan ucunu kırıyorum kalemin,

nerde şu kalemtraş..

yok..

bulamıyorum..

aç bilgisayarı, aç bir word sayfası, eyvah pil bitmek üzere, koştur koştur fişi tak, tabii o arada ellerim de terlemiş, vıcık vıcık, klavye tuşlarına bastıkça parmaklarım bataklıkta ilerlemeye çalışıyor, ya da kendi terine batmış kayıp duruyor,

tırnaklarım yine uzamış bu arada..

ve klavye aşınmış,

ve işte,

bir türlü doğru dürüst yazamıyorum..

sonra,
bir de o kadar yazdıktan sonra,

yazdıklarım,
yanlış bir tuşla silinmesin mi..

olmuyor..

ee ne yapalım..

ne yapayım..

sonra telefon çalıyor zırıl zırıl.. zaten başka zamanlar hiç çalmaz.. ne zaman içimdeki bu hayvan dizginleri kopardı; o zaman ya telefon çalıyor, kapı çalıyor, ya komşunun köpeği çatlayıncaya kadar havlıyor, bir tanıdık beni balkonda telaş içinde görüyor, hiç selam vermezken,

o gün selam veresi tutuyor..

çene çene çene..

içimdeki de sıkıştırıyor,

kafam allak bullak..

kalem kırık,

elektrikler de kesildi,

pil bitmek üzere,

klavye arsız,

ve şu tanıdık,
aslında tanıdık değilmiş
beni birine benzetmiş..

derken..

kaçıyor dizginler elimden..

içimde
bir çılgın at

beni sırtından atıyor..
ağzımda köpük köpük
renkli baloncuklar

duygularım
havada patlıyor..

**

y.a


feist - l'amour ne dure pas toujours




Yorumlar

Aşk ve Zehir dedi ki…
herşeye bir sebep bulmak ve sebep olmak yapamadıklarına...

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta