Maske
*
evet, mutluluk bir tablodur..
doğrudur evet..
duvarlara asılır, ya da bir madalyon gibi boynumuzda salınır..
belki de mutluluk, ışıldayan madeni bir para..
ve ne kadar ışıldarsa gözlerimiz,
bizi o kadar mutlu gösterir..
değil mi derdimiz ;
dost, düşman, komşu ve akraba, bir bakkal, ve bir uçtan öbür uca sokağı turlayan, her gün aşina olduğumuz yüzleriyle bastonlu, şapkalı, şemsiyeli, genç ve yaşlı, yorgun ve fileleri ağzına kadar dolu pazar kadınları, eteğini ikide bir çekiştirmekten, bir nefeslik rüzgârda dağılan saçlarını toplamaktan bıkmış, şişirip pembe yanaklarını oflayan puflayan o işveli genç kızlar,
peşlerindeki oğlanlar,
dünyadaki tüm yayalar..
bizi hep güler yüzlü, mutlu görsün,
mutlu bilsin..
ve kapanınca evlere akşam, ya da kör bir sabah vakti iş dönüşü gece vardiyasından, çıkarırız boynumuzdan madalyonu, rafa kaldırırız mutluluğun yaldızlı kitabını, belki de hiç dönüp bakmayız duvarımızda asılı duran tabloya, yatağa giden o küçük karanlık koridorda..
çünkü gün boyu gülen yüz artık yorulmuştur,
çene, gövdeye ağır gelir ve kahkahalarla gerilen dudaklar daha fazla dayanamaz gerilime, kapanır göz kapaklarıyla birlikte tatlı bir hüzne,
ya da renkli bir rüyaya..
bütün gece yalnız,
söndürüp ışıkları
maskesiz
uyuyan bir bebeği,
ya
da
uluyan bir köpeği
dinleriz..
esneyerek daldığımız rüyadan, sabah gerinerek ve yüzümüzü traşlayarak uyanırız.. aynada son kez o en doğal halimize bakıp, boynumuza madalyonu yeniden takarız,
koridordan geçerken şöyle bir tozunu alırız tablonun,
sokağa bir adım atar
tanımadığı, ama yüzüne aşina olduğu herkese parlak dişleriyle gülen yüzlerden,
o yayalardan biri oluruz..
*
bu yazı da sezilen karamsarlık hali de bir maskedir, ya da mat renkli bir madalyon,
hayatın koridorunu büsbütün kaplamış çerçevesiz bir tablo daha..
ve hayatın kendisi bile başlı başına bir maskedir ki biri çıkıp soyunsa tüm bunlardan, çırılçıplak karşıdan gelse, bu sefer de çıplaklık maskesini takınmıştır aslen..
ya da delilik maskesini, çılgınlık maskesini..
ve,
“dürüst adammış..” diye takdir edenlerin, sövüp sayanların,
edilenlere, sayılanlara taktığı maskeler de olacaktır elbet..
- peki neden böyle ?
- çünkü herkes öyle..
bu bir cevap değil ki üstü örtülü kaçamak bir yüz, sıkılgan, huzursuz bir maske daha..
herkes maskesiz olsa, bu defa daha koyu maskeler takacaktık kim bilir..
- maskesiz bir hayat yok mu ?
var tabii..
var..
ama görmek için hep gözlerini açma,
biraz da kapa..
tıpkı her gece yaptığın gibi..
içine bak..
*
tüm bunlardan arınmış olanlar da var elbet, ama aramızda değil daha çok başka başka hayatlarda, başka boyutlarda yaşar onlar..
gözümüzün önündedirler ama bir tüy kadar hafiftirler,
görünmezler maskeli yaşamlara,
ve belki de bir tüydürler..
bir polen kadar olsun dikkat çekmezler..
çünkü onlarda dikkatimizi çekecek tek bir maske dahi yoktur..
evet vardır öyle basit insanlar..
ve onların hiçbir şeyi yoktur..
çünkü herşey zaten onlarındır..
isterler ki ;
arınsın insanlar tek tek maskelerden,
içlerindeki tüm o barbar düşüncelerden,
ve giderek hafiflesinler
bir tüy gibi..
*
- peki nedir o barbar düşünceler ?
sorma..
arın ve ayıklan,
tüm bildiklerinden..
**
y.a
evet, mutluluk bir tablodur..
doğrudur evet..
duvarlara asılır, ya da bir madalyon gibi boynumuzda salınır..
belki de mutluluk, ışıldayan madeni bir para..
ve ne kadar ışıldarsa gözlerimiz,
bizi o kadar mutlu gösterir..
değil mi derdimiz ;
dost, düşman, komşu ve akraba, bir bakkal, ve bir uçtan öbür uca sokağı turlayan, her gün aşina olduğumuz yüzleriyle bastonlu, şapkalı, şemsiyeli, genç ve yaşlı, yorgun ve fileleri ağzına kadar dolu pazar kadınları, eteğini ikide bir çekiştirmekten, bir nefeslik rüzgârda dağılan saçlarını toplamaktan bıkmış, şişirip pembe yanaklarını oflayan puflayan o işveli genç kızlar,
peşlerindeki oğlanlar,
dünyadaki tüm yayalar..
bizi hep güler yüzlü, mutlu görsün,
mutlu bilsin..
ve kapanınca evlere akşam, ya da kör bir sabah vakti iş dönüşü gece vardiyasından, çıkarırız boynumuzdan madalyonu, rafa kaldırırız mutluluğun yaldızlı kitabını, belki de hiç dönüp bakmayız duvarımızda asılı duran tabloya, yatağa giden o küçük karanlık koridorda..
çünkü gün boyu gülen yüz artık yorulmuştur,
çene, gövdeye ağır gelir ve kahkahalarla gerilen dudaklar daha fazla dayanamaz gerilime, kapanır göz kapaklarıyla birlikte tatlı bir hüzne,
ya da renkli bir rüyaya..
bütün gece yalnız,
söndürüp ışıkları
maskesiz
uyuyan bir bebeği,
ya
da
uluyan bir köpeği
dinleriz..
esneyerek daldığımız rüyadan, sabah gerinerek ve yüzümüzü traşlayarak uyanırız.. aynada son kez o en doğal halimize bakıp, boynumuza madalyonu yeniden takarız,
koridordan geçerken şöyle bir tozunu alırız tablonun,
sokağa bir adım atar
tanımadığı, ama yüzüne aşina olduğu herkese parlak dişleriyle gülen yüzlerden,
o yayalardan biri oluruz..
*
bu yazı da sezilen karamsarlık hali de bir maskedir, ya da mat renkli bir madalyon,
hayatın koridorunu büsbütün kaplamış çerçevesiz bir tablo daha..
ve hayatın kendisi bile başlı başına bir maskedir ki biri çıkıp soyunsa tüm bunlardan, çırılçıplak karşıdan gelse, bu sefer de çıplaklık maskesini takınmıştır aslen..
ya da delilik maskesini, çılgınlık maskesini..
ve,
“dürüst adammış..” diye takdir edenlerin, sövüp sayanların,
edilenlere, sayılanlara taktığı maskeler de olacaktır elbet..
- peki neden böyle ?
- çünkü herkes öyle..
bu bir cevap değil ki üstü örtülü kaçamak bir yüz, sıkılgan, huzursuz bir maske daha..
herkes maskesiz olsa, bu defa daha koyu maskeler takacaktık kim bilir..
- maskesiz bir hayat yok mu ?
var tabii..
var..
ama görmek için hep gözlerini açma,
biraz da kapa..
tıpkı her gece yaptığın gibi..
içine bak..
*
tüm bunlardan arınmış olanlar da var elbet, ama aramızda değil daha çok başka başka hayatlarda, başka boyutlarda yaşar onlar..
gözümüzün önündedirler ama bir tüy kadar hafiftirler,
görünmezler maskeli yaşamlara,
ve belki de bir tüydürler..
bir polen kadar olsun dikkat çekmezler..
çünkü onlarda dikkatimizi çekecek tek bir maske dahi yoktur..
evet vardır öyle basit insanlar..
ve onların hiçbir şeyi yoktur..
çünkü herşey zaten onlarındır..
isterler ki ;
arınsın insanlar tek tek maskelerden,
içlerindeki tüm o barbar düşüncelerden,
ve giderek hafiflesinler
bir tüy gibi..
*
- peki nedir o barbar düşünceler ?
sorma..
arın ve ayıklan,
tüm bildiklerinden..
**
y.a
Yorumlar
ve
olduğun gibi görünmek,
olabilmek ve dönebilmek
Özün(m)e..