Franz Kafka
*
franz kafka, yazınsal eserlerinden kalanlarla neler yapılması gerektiği konusunda görülmedik oranda net ifadeler kullandı..
1921’de dostu max brod’a “vasiyetim çok basit olacak; senden her şeyi yakmanı istiyorum” demişti.. brod bunu reddetti ve kafka da asla bir vasiyet yazmadı ama kağıtları arasında iki not bulundu ; “sevgili max, son isteğim ardımda bıraktığım her şeyin (yani hem evdeki hem de bürodaki kitap raflarında, dolaplarda, yazı masasında ya da içine girdikleri başka ne varsa oradaki her şeyi, eline geçen her şeyi), ister defter, ister yazı, ister benim ve başka insanların mektupları, ister taslaklar ve benzerleri biçiminde olsun hiç okunmadan son sayfasına kadar yakılması.. bunlara ait yazılar ile sende ya da başka insanlarda bulunan notlar da dahil; bu insanlardan bu notları benim adıma rica edebilirsin.. sana teslim edilmeyen mektuplar da hiç olmazsa onları elinde bulunduranlar tarafından bu isteğime sadık kalınarak yakılsın..”
bu notun taslak hali olduğu anlaşılan not ise mürekkeple değil, kurşunkalemle yazılmıştı;
“ sevgili max, belki bu kez iyileşemeyeceğim; bir aydır çektiğim yüksek ateş yetmezmiş gibi şimdi de zatürre oldum ve oturup yazıya dökmem bile bu durumu düzeltmeyecek; gerçi bunun bile bir faydası olabilir.. şu halde, ne olur ne olmaz diyerek yazdığım her şeye ilişkin vasiyetimi açıklıyorum; bütün yazdıklarım içinde işe yarar kitaplar yalnızca şunlar: das urteil (dava), der heizer, die verwandlung (dönüşüm), in der strafkolonie, ein landarzt, ve kısa öykü der jäger gracchus.. (betrachtung’un geriye kalan birkaç nüshası kalabilir ama kimsenin bunları selülöz haline getirmekle uğraşmasını da istemiyorum ama yeniden basım da olmayacak).. o beş kitapla kısa öykü işe yarar derken onların yeniden yayımlanmasını ve geleceğe aktarılmasını istediğim anlaşılmasın, tam aksine, asıl istediğim tamamen yok olmaları, yalnızca madem ki şu an da mevcutlar, dileyenin onları ellerinde tutmasının benim için bir sakıncası yok.. ama bunun dışında yazdığım her şey (dergi ve gazetelerde yayımlananlar, yazı ya da mektuplarda yer alanlar) hiç istisnasız, elden geldiğince toplanacak ya da elinde bulunduranlardan istenecek.. bütün bunlar hiç istisnasız ve tercihen de hiç okunmadan (gerçi senin okumana aldırmam ama okumamanı da tercih ederim ama başka hiç kimse bunlara bakmamalı) hiç istisnasız yakılmalı ve senden tek istediğim de bunu bir an önce yapman..”
*
milena’ya göre kafka “sınırsız ölçüde kirli”ydi.. korkulara karşı bir savunma olarak yazı yazmanın etkisizliğini biliyordu.. sinirleri bozan bir metinde, bir tiyatro eserini eleştirdiğinde yaşadığı “bayılma hissi”ni anlatır;
“sen neden bahsediyorsun ? sorun ne ? yazın sanatı mı, o da ne ? nereden çıkmış ?
ne işe yarar ?“
mantıktan ziyade duygularına güvenerek buyurgan ve tersine çevrilemez yargılardan, aman vermeyen adaletsiz kurallardan ve hiç ses çıkarmadan bıçağın altına yatmaya teslimiyet gösterme hallerinden haberdardı.. iradesini zorla kabul ettirme ya da birilerine güç kullanmayı isteyebilecek en son insan olmasına karşın yazmanın da bir tür şiddet eylemi olduğunu ve bir metnin “gücü”nden söz ettiğimizde bunun zalim yöneticiler tarafından uygulanan erkten farksız olmadığını biliyordu..
kafka şöyle yazıyordu ;
“bence yalnızca bizi ısıran ve sokan kitapları okumalıyız.. eğer okumakta olduğumuz bir kitap bizi kafa atılan bir yumruk gibi sarsmazsa onu okumanın ne alemi var ? hep denildiği gibi, “bizi mutlu etsin” diye mi ? ulu tanrım, o durumda hiç kitap olmasaydı da o kadar mutlu olurduk.. bize gereken bizi en ıstıraplı talihsizlikler kadar çarpacak.. sanki ormana sürgüne gönderilmişiz gibi hissetmemizi sağlayacak kitaplar.. kitabın içimizdeki donmuş denize gerekecek bir balta olması gerekir..”
kafka, yazılarının yakılmasını istiyordu, çünkü o yazıların, incitmeleri amaçlanmıştı..
(kaynak: kayıp kitaplar kitabı – stuart kelly)

**
franz kafka, yazınsal eserlerinden kalanlarla neler yapılması gerektiği konusunda görülmedik oranda net ifadeler kullandı..
1921’de dostu max brod’a “vasiyetim çok basit olacak; senden her şeyi yakmanı istiyorum” demişti.. brod bunu reddetti ve kafka da asla bir vasiyet yazmadı ama kağıtları arasında iki not bulundu ; “sevgili max, son isteğim ardımda bıraktığım her şeyin (yani hem evdeki hem de bürodaki kitap raflarında, dolaplarda, yazı masasında ya da içine girdikleri başka ne varsa oradaki her şeyi, eline geçen her şeyi), ister defter, ister yazı, ister benim ve başka insanların mektupları, ister taslaklar ve benzerleri biçiminde olsun hiç okunmadan son sayfasına kadar yakılması.. bunlara ait yazılar ile sende ya da başka insanlarda bulunan notlar da dahil; bu insanlardan bu notları benim adıma rica edebilirsin.. sana teslim edilmeyen mektuplar da hiç olmazsa onları elinde bulunduranlar tarafından bu isteğime sadık kalınarak yakılsın..”
bu notun taslak hali olduğu anlaşılan not ise mürekkeple değil, kurşunkalemle yazılmıştı;
“ sevgili max, belki bu kez iyileşemeyeceğim; bir aydır çektiğim yüksek ateş yetmezmiş gibi şimdi de zatürre oldum ve oturup yazıya dökmem bile bu durumu düzeltmeyecek; gerçi bunun bile bir faydası olabilir.. şu halde, ne olur ne olmaz diyerek yazdığım her şeye ilişkin vasiyetimi açıklıyorum; bütün yazdıklarım içinde işe yarar kitaplar yalnızca şunlar: das urteil (dava), der heizer, die verwandlung (dönüşüm), in der strafkolonie, ein landarzt, ve kısa öykü der jäger gracchus.. (betrachtung’un geriye kalan birkaç nüshası kalabilir ama kimsenin bunları selülöz haline getirmekle uğraşmasını da istemiyorum ama yeniden basım da olmayacak).. o beş kitapla kısa öykü işe yarar derken onların yeniden yayımlanmasını ve geleceğe aktarılmasını istediğim anlaşılmasın, tam aksine, asıl istediğim tamamen yok olmaları, yalnızca madem ki şu an da mevcutlar, dileyenin onları ellerinde tutmasının benim için bir sakıncası yok.. ama bunun dışında yazdığım her şey (dergi ve gazetelerde yayımlananlar, yazı ya da mektuplarda yer alanlar) hiç istisnasız, elden geldiğince toplanacak ya da elinde bulunduranlardan istenecek.. bütün bunlar hiç istisnasız ve tercihen de hiç okunmadan (gerçi senin okumana aldırmam ama okumamanı da tercih ederim ama başka hiç kimse bunlara bakmamalı) hiç istisnasız yakılmalı ve senden tek istediğim de bunu bir an önce yapman..”
*
milena’ya göre kafka “sınırsız ölçüde kirli”ydi.. korkulara karşı bir savunma olarak yazı yazmanın etkisizliğini biliyordu.. sinirleri bozan bir metinde, bir tiyatro eserini eleştirdiğinde yaşadığı “bayılma hissi”ni anlatır;
“sen neden bahsediyorsun ? sorun ne ? yazın sanatı mı, o da ne ? nereden çıkmış ?
ne işe yarar ?“
mantıktan ziyade duygularına güvenerek buyurgan ve tersine çevrilemez yargılardan, aman vermeyen adaletsiz kurallardan ve hiç ses çıkarmadan bıçağın altına yatmaya teslimiyet gösterme hallerinden haberdardı.. iradesini zorla kabul ettirme ya da birilerine güç kullanmayı isteyebilecek en son insan olmasına karşın yazmanın da bir tür şiddet eylemi olduğunu ve bir metnin “gücü”nden söz ettiğimizde bunun zalim yöneticiler tarafından uygulanan erkten farksız olmadığını biliyordu..
kafka şöyle yazıyordu ;
“bence yalnızca bizi ısıran ve sokan kitapları okumalıyız.. eğer okumakta olduğumuz bir kitap bizi kafa atılan bir yumruk gibi sarsmazsa onu okumanın ne alemi var ? hep denildiği gibi, “bizi mutlu etsin” diye mi ? ulu tanrım, o durumda hiç kitap olmasaydı da o kadar mutlu olurduk.. bize gereken bizi en ıstıraplı talihsizlikler kadar çarpacak.. sanki ormana sürgüne gönderilmişiz gibi hissetmemizi sağlayacak kitaplar.. kitabın içimizdeki donmuş denize gerekecek bir balta olması gerekir..”
kafka, yazılarının yakılmasını istiyordu, çünkü o yazıların, incitmeleri amaçlanmıştı..
(kaynak: kayıp kitaplar kitabı – stuart kelly)

**
Yorumlar