Ruhun Anladığı Dil 6

*

ah şu flaşlar!
tanrısı soytarıların,
başımızın üstünde parlayan
..
kaçın kaçın.. saklanın!
şimşek değil ki bu
tepemizde çakan..

*

bilgiye susamış beş bilimadamı, bir araya gelip tüm zamanların en bilge kişisini ziyaret etmeye karar verirler ve çok uzun bir yolculuktan sonra nihayet bilgenin yaşadığı yere gelirler.. elli küsür sene önce saçı sakalı ağarmış, yüzü derin çizgilerle dolu, eli ayağı titreyen, tuvaletini dahi tutamayan ihtiyar bilge, adamların karşısına simsiyah gür saçları, pürüzsüz cildiyle kanlı canlı, sapasağlam bir delikanlı olarak çıkıverir..

1 numaralı bilimadamı ;

- hocam bu nasıl olur.. olanaksız! nasıl genç kaldınız böyle ?

bilge tok bir sesle gülümser ;

- sizi gidi ördekler! neden şaşırdınız ? ihtiyarlığın bir evresi vardır, çoğunuz o evreyi geçemediği için bunun neye benzediğini bilemez.. ama bakın.. gördüğünüz gibi ben o evreyi çoktan geçtim..

- nedir bu evre hocam ? der merakla 3 numaralı bilimadamı..

yaşlı ama genç bilge sırtını döşeğine yaslar, bir gün önceden özenle sarıp sahanlıkta kızıl kiremit taşlarının üzerinde güneşe bıraktığı tütün yapraklarını işaret ederek ;

- önce tütünümü getirin bana.. biriniz de ocakta ateş yakıp getirsin.. der..

günlerce süren zorlu yolculuktan sonra gördükleri manzara karşısında yaşadıkları şaşkınlığı üzerlerinden atmak, kafalarındaki soruların cevaplarını bir an önce öğrenmek umuduyla 1 ve 2 numaralı bilimadamları hemen bilgenin dediğini yaparlar..

ihtiyar delikanlı tütünü yakıp derin bir nefes çeker içine.. efkârını dumanla birlikte seyrek dişlerinin arasından önce gökyüzüne sonra da ağzından çıkacak sözleri merakla bekleyen bilimadamlarının yüzüne uzun uzun üfler..

- izin verin de önce şu anın tadını çıkarayım gençler.. çünkü bu tütünü hiç içmeden tam bir hafta güneşin altında beklettim.. sizden önce buraya gelen tibetli bir rahip verdi.. hediye yani..yüz küsür yıllık yapraklardan elde edilmiş çok nadide bir tütündür..

der ve " hani sizin hediyeleriniz! " diyerek hiddetle dumanı derin derin içine çeker..

bu ikinci çekişle gözleri ve ağzı aniden kapanır, başı arkaya doğru kayar, çektiği nefesi dışarı veremeden hareketsiz öylece kalakalır..

aradan beş dakika geçer..

1 numaralı bilimadamı : - hocam!
3 numaralı bilimadamı : - sus!.. bilgenin dikkatini dağıtma! belli ki birşeyler düşünüyor..
2 numara: - ama biraz daha böyle nefessiz kalırsa, ölecek..
3 numara : - şaka mı yapıyorsun.. bu yaşa kadar birşey olmamış tütün mü öldürecek onu!
4 numara : - hâlâ nefesini bırakmadı.. tanrım! böylesine ulu, büyük bir bilgenin son dakikalarında yanında olduğum için sana şükürler olsun.. (zihninde ve gözlerinin önünde flaşlar patlıyordur..)
1 numara : - hocam.. iyi misiniz!
2 numara : - birşeyler yapmalıyız, baksanıza adam kızarmaya başladı !
4 numara : - ben biraz daha bekleyelim derim !
3 numara :- saçmalamayı bırakın.. bakın.. dudakları kıpırdıyor !

kıpırdıyor, kıpırdamıyor diyerek tartışmaya başlarlar aralarında.. onlar tartışırken bilge de hülyalara dalmış gibidir..

en sonunda,

5 numara aniden yerinden fırlayıp bilgeyi omuzlarından tutarak sarsmaya başlar.. bilge ciğerlerinde sıkışan dumandan bu sayede kurtulur ve öksürmeye başlar..

kendine gelmiştir..

sinirlenerek tütünü fırlatıp ocağın içine atar..

-hay bu tibetin tütününe!

4 numara: - az kalsın ölüyordunuz hocam! çok korkuttunuz bizi..

bilge, kaşlarını çatıp 4 numaraya hiddetle bakar..

- pek korkmuş gibi de durmuyorsun!

siniri katlanarak büyür, heybetli bir aslan gibi döşeğinden ayağa kalkar ve cübbesini çıkarıp ocağın üstüne atar, ateşler daha da büyür, alevlenir..

- çabuk terk edin burayı! derhal geldiğiniz yere dönün.. size sorularınızın, en çok da bu merak ettiğiniz sorunun cevabını vermeyi reddediyorum!

bilimadamları karşı gelmenin nasıl bir hata olacağını iyi bildikleri için gerisin geri dönerler..

- sen kal evladım.. hayatımı kurtardığın için uzun yaşamın ve genç kalmanın sırrını sen hak ediyorsun.. der 5 numaralı bilimadamına..

diğerleri giderken 5 numara gevrek gevrek gülerek onları tozlu ve kurak yolda gözden kayboluncaya dek izler..

bir zaman sonra bilge iyice kendine gelir..

- şimdi istediğini sorabilirsin evladım!

5 numara, diğer arkadaşları gibi en çok merak ettiği sorudan başlar;

- nasıl bu kadar genç kaldınız hocam ?

bilge sakalını sıvazlar, yeniden gözlerini kapatır ve derin bir düşünceye dalar..

her zaman soruları cevaplamaya alışmış olan yaşlı kurt, gözlerini açmadan ;

- öncelikle siz buraya nasıl geldiniz evladım ?
- günlerce çok zorlu ve engebeli yollarda, birçok nehri yüzerek, sarp tepeleri tırmanarak ve yüksek bayırlardan, uçurumlardan inerek geldik.. en sonunda iplerle örülü çok tehlikeli bir köprüyü de sırayla geçtik..

- köprü ? hımmm

bilge durumu kavramıştır.. hafifçe gülümser yeni talebesine.. ve biraz da acır..

- burada kaldığın için üzülmüyorsun ya!
- ne demek hocam bu benim için büyük bir onur.. derin ilminizden faydalanmak isterim tüm ömrüm boyunca..
- tabii yavrum.. tabii! ne biliyorsam senindir fakat ilk bilmen gereken öğreti şu ki artık geriye dönüş yok..

5 numara, bilgeyi genç haliyle gördüğü an da yaşadığı şaşkınlıkla ;

- neden hocam!
- çünkü sen o köprüyü geçen tek kişisin.. arkadaşların diğer tarafta kaldı, köprü yıkıldı.. işin güzel yanı, ilmini büyütmek ve gençliğin sırrını öğrenmek için yeterince zamanın olacak burada.. yuvana hoş geldin evladım..

*

bu sırada diğer bilimadamları eve dönüş yolculuğunda 3 numarayla tartışırlar.. 3 numara ısrarla geri dönmek ve bir kez daha şansını denemek istiyordur.. daha fazla tartışmak istemezler ve onun geri dönmesine izin verirler..

kalan üç bilimadamından 1 ve 2 numara gelirken geçtikleri nehirde dönüş yolculuğunda akıntıya kapılıp kaybolurlar..

geriye sadece bir tek bilimadamı kalmıştır..

4 numara.. o da hastanede patlayan flaşlar eşliğinde gözlerini açar ve aylardır ondan haber alamayan ailesine basın önünde kavuşur..

daha sonra tüm yaşadıklarını ve olanları merak eden, kapısının önünden ayrılmayan meslekdaşları, büyük devlet yöneticileri, lobiler, dernekler, kurullar, kurumlar, ve pek çok yerli yabancı basın kuruluşlarla sohbetlere katılır.. bilimle uğraşmayı bırakıp gazetelere makaleler yazmaya başlar, hikâyelere konu olur, çok önceleri yayınladığı önemsiz bazı bilimsel yayınlarına ödüller verilir, ve en çok da para..

böylece 4 numara belki de şükretmenin (bkz; yukarıda bir yerde) erdemiyle olsa gerek; tüm zamanların en bilge kişisi ünvanını alır en yetkili ağızlardan.. ve böylece yazıları dünyada ilgiyle takip edilen ünlü bir gazeteci-yazar olur..

tüm bunlar yaşanırken diğer (öte) tarafta;

yaşlı ama genç bilge arkasına yaslanmış tibet tütününü bir kez daha içine çekmektedir.. 1, 2, 3 ve 5 numaralar ise bilgenin önünde diz çökmüş heyecanla yaşam boyu merak ettikleri soruların cevaplarını beklemektedirler..

**

y.a

Yorumlar

Anonymous dedi ki…
ortaya çıkardıgınız neticeye bakarsak.. "bilgi"nin şans gibi kendimizden degil de kendiliginden geldigi sonucuna ulaşacagız.
** dedi ki…
o kadar derin ve bilginin kaynağına odaklı bir öykü değil bu. benim neticem yukarıda yazmış olduğum şiirde.. yoksa şükreden bilim adamı modelimizin tanrısı patlayan flaşlardır, ve elbette kendisi bir soytarıdır.

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta