Sevgili

*

kandırdı kalem beni
ben değil o yazdı beni..

*

dün, köpüklü sular ayağıma değinceye kadar yaklaştım denize.. değdi de..

tuhaf bir his kapladı içimi..

birden bire, yazmak! dedim..

yazmak içimdekileri dışa vurmak içindi, rahatlamak için..

öyleyse neden kasılıyor ruhum, ben yazdıkça..?

ayakkabım su geçirmezmiş.. halt etmiş onu diyen..

kazıklandığımı anladım aylar sonra..

tuhaf bir his kaplıyor içimi köpüklü sular gibi..

anladım ki hiçkimse,

ne şairler, yazarlar, büyük ustalar,

dehalar, kaçıklar,

aşıklar

ve en dehşetli kalemşörler..

kimse istediği gibi yazamadı..

hep eksikti bir şeyler..

yüz yıllardır, milyonlarca sevgili içinde

gerçek aşkını arayıp duran ucu kırık bir kalem tarafından kandırıldığımı hissediyorum..

yazan mutlu belki, ama kalem değil..

o, tatminsizce aramaya devam ediyor sevgiliyi..

bir dalga daha paçalarımı ıslattığında, yazdığım onlarca öykü,

şiirimsi, kekremsi tadı olan tüm yazılarım

bir anda gözümde “hiç” oluverdi..

tuzlu ve soğuk su, usulca geri çekiyor köpüklerini benden

ıslanan yüz binlerce çakıl taşından biriyim

kaleminden korkan zavallı bir sevgiliyim..

**

y.a

Yorumlar

nesli dedi ki…
Bu satırları okuyunca hemen aklımdan geçen son sözün en usta kalemi,serseri kalemi ehlileştirmiş bir şair Nazım der ki:

"En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır


En güzel çocuk henüz büyümedi


En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız


Ve benim sana söylemek istediğim en güzel söz

Henüz söylememiş olduğum sözdür."




yazılası,okunası en önemlisi de yaşanası bir hayat galiba...
yaşam ellerimizden akmadan mutluluk hikayelerinde bir başrol yakalayabilmek umuduyla,

sevgiyle kal...

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta