Çıkmaz Sokak
- türünün güzeli, tehlikelisi, dolandırıcısı, korkağı ve korkusuzu..
*
bir gece yarısı,
sevgilisinin tatlı sözlerine kanarak evinden kaçan genç bir kız,
hapishanede karanlık hücresinden firar eden azılı bir mahkum,
bankaların içini bir gecede boşaltıp sahte pasaportuyla yurt dışına çıkmak üzere olan bir dolandırıcı,
hayati önem taşıyan ameliyatına dakikalar kala ölüm korkusuyla hastanedeki yatağını gizlice terk eden bir hasta,
ve hayvanat bahçesindeki kafesinden kaçan siyah jaguarın yolları bir sokakta kesişir..
mozart - summer overture (requiem for a dream)
*
kaçak insanlar ilk kaçış nedenlerini unutarak, jaguarı görür görmez korkuyla kaçmaya başlarlar..
başka bir karanlık sokağa girerler, güvendedirler..
biraz soluklanıp yaşadıkları korku ve panikten kurtulmaya çalışırlar..
yıllarca kadın tenine eli değmemiş mahkum, canavardan kurtulduklarına emin olunca, gözlerini hıçkırarak ağlamakta olan kıza çevirir..
elbiselerini soyarcasına baştan ayağa süzer, burun delikleri genişler, solukları derinleşir..
genç bir kadın.. taze ve güzel..
kadının kokusu onu daha da azdırır..
o kokuyu orada, o sokakta sadece mahkum alıyor.. üstelik bu kadın, sapkın ruhuna ve arzularına hakim olamayıp defalarca tecavüz ettiği kıza çok benziyor..
onun da saçları böyle düz, uzun ve simsiyah, gözleri irice, dudakları etli..
karanlık hücre ve jaguar korkusunu benliğinin alt raflarına ittirdi..
kıza sahip olmak içindeki azgın aygırı bir an önce zincirinden boşaltmak istiyordu..
dudağını dişleriyle kanatmış, salyaları yapışkan bir yol çizerek çenesinin altında toplanmaya başlamıştı..
daha fazla dayanamadı ve kızın üzerine atladı..
bir anda yere yıkıp altına aldı.. yüzüne geçirilen tırnaklara aldırış etmeksizin kızın zayıf bedenini tüm ağırlığıyla ezmeye başladı..
kızın çığlıkları ve çırpınmalarına daha fazla kayıtsız kalamayan dolandırıcı da mahkumla boğuşuyor, rasgele zayıf yumruklar atıyor, mahkumun kalın ve kütük gibi yarıklarla dolu kızarmış kel kafasını kızın boynuna bir sülük gibi yapıştığı yerden çekip sökmeye çalışıyordu..
fakat yalnız başına yıllarca tıkıldığı karanlık hücrede sayısız mekik çekmiş olan mahkumun gücü; açlığından geliyordu..
kızın boynunu emmeyi bırakıp, kolunu dolandırıcın boynuna doladı ve onu yere yıktı.. ince bir hortumu sıkar gibi boğazını öldüresiye sıkmaya başladı..
mahkumun altında ezilmekten kurtulan kız ve hasta adam dehşet içinde onları izliyorlardı..
bir şeyler yapmalıydılar..
ahmet, son kullanma tarihi yıllar önce geçmiş küflü, ekşi bir içeceğe yüzünü buruşturarak bakan biri gibi, titrek elleriyle tuttuğu serum şişesine baktı, sonra da çamurlara bulanmış boğuşan iki adama.. dolandırıcının yüzü kıpkırmızı olmuş, gözlerine kan dolmuştu.. elleri iki yana düşmüş boğazından hırıltıdan başka bir ses gelmiyordu.. ölmek üzereydi..
daha fazla tereddüt etmeden, yorgun ayaklarını sürüyerek arkadan yaklaşıp mahkumun ay ışığında parlayan kafasına şişeyi var gücüyle indirdi..
şişe paramparça olmuş, koruk erik tadındaki sıvı sersemleyen mahkumun kafasından yerlere dökülmüştü.. mahkumun mengene gibi kalın parmaklarının arasında boğulmaktan son anda kurtulan dolandırıcı gözüne kestirdiği, yuvasından oynamış bir kaldırım taşını yerinden söküp hızla mahkumun kafasına vurmaya başladı..
kafatası yumurta gibi çatlamış, parçalanmıştı..
genç kız, bu korkunç manzara karşısında yaşadığı travmayı da unutmuş, ve yine çığlıklar atmaya başlamıştı..
fakat geceye karışan çığlıkları jaguarın yaklaşan hırıltısı bastırdı..
karanlıkta parlayan bir çift kırmızı göz, beyni yumurta sarısı gibi yola akmış kafatasından daha ürkütücü görünüyordu..
hasta, genç kız ve dolandırıcı hemen toparlanıp yeniden birlikte kaçmaya başladılar..
*
kaçaklar sığınacak başka bir kuytu sokak buldular..
kaldırıma çöküp soluklandılar..
hasta, ölümle yaşam arasında gidip geldiği şu saatlerde, ameliyat masasından kaçmakla ne büyük bir hata yaptığını düşünüyordu..
- beyninizde beş santim çapında kötü huylu ur tespit ettik,. acilen ameliyata alınmanız gerekiyor.. bu riskli ve ağır bir ameliyat..
ahmet, karısının ve çocuklarının baskısıyla ameliyatı kabul etmişti.. kaçmamış olsaydı şimdi ameliyat masasına yatırılmış ve neşterle yarılmış olacaktı..
söz konusu kendi kafatası olunca, az önce serum şişesini kafasında parçaladığı mahkumun kaldırıma akan beyni geldi gözünün önüne..
buna o sebep olmuştu..
beynindeki kötü huylu uru, ameliyat masasını, neşteri ve maskeli doktorunun soğuk bakışlarını düşünürken,
artık sadece bir hasta değil, katil olduğunu da söylüyordu korku dolu düşünleri..
titriyordu korkudan, şoktan, acıdan,
ama en çok çaresizlikten..
genç kız soğuk bir kaldırım taşına çökmüş, başı ellerinin arasında, dizlerini karnına çekmiş bir dilenci edasıyla sallanarak inlemeye devam ediyordu..
- ne yaptım ben! neler oluyor! allahım yardım et! okan nerdesin! hani gelecektin.. anne! anneee! üzgünüm affet beni! başıma ne büyük bir bela açtım! allahım..!
dolandırıcı ise kana bulanmış yaralı ve titrek elleriyle sigarasını zorlukla yakmış hayatının son nefesiymişçesine içine çekerken;
beyni dağılan mahkumu, o karanlık ve ürkütücü canavarı, ve peşindeki tüm alacaklıları unutmuş,
sadece zavallı kızı izliyordu..
yanına gitti, hafifçe omzuna dokundu..
o an da kızın omzuna tüy bile düşmüş olsaydı, aynı korkuyla irkilebilirdi..
öyle de oldu..
dolandırıcı birkaç adım geri çekildi..
- iyi misiniz ?
“ ne saçma bir soru öyle.. tabii ki iyi değil.. ben iyi miyim ? şu zavallı hasta iyi mi.. üstelik hayatımı ona borçluyum.. teşekkür bile edemedim..”
sonra da sadece kendisinin fark edebileceği bir gizlilikte karanlıkta gülümsedi..
“hayatım borç takmakla, dolandırıcılıkla geçiyor.. biliyorum bu sabah gazeteler adımı büyük harflerle yazacak.. ve rezaletimi herkes duyacak.. ”
ülkenin en büyük müteahhiti behram sorgun, tüm parasını isviçrede bir bankaya aktarmış, geride karısına ve çocuklarına milyonlarca borç bırakarak bir gece de ortadan kaybolmuştu..
”YILIN DOLANDIRICILIK OLAYI!”
manşetleri tahmin edebiliyordu.. o sokağa girmemiş, ve bunlara karışmamış olsaydı, şimdi çoktan havalanmış olan özel jetinde içkisini yudumluyor olacaktı..
canavarın gözleri ne korkunçtu..
bir canavar görmüştü.. cin miydi ? neydi o ! hele o hırıltı nasıl bir şeydi.. ilahi bir işaret sanmıştı.. korkudan nasıl kaçtığını ve sokağa nasıl girdiğini bile bilmiyordu..
üçü de korku ve düşünceler arasında kaybolmuşken, yeniden o karanlık hırıltı bir sigara dumanı gibi kıvrılarak, saklandıkları kuytuda kulaklarına kadar geldi..
genç kız ve dolandırıcı oturdukları soğuk taşlardan aniden kalktılar,
birlikte ahmetin doğrulmasına yardım ettiler.. dolandırıcı behram sorgun, kızın elini tuttu ;
- korkma.. kurtulacaksın..!
kaçış nedenleri birbirinden farklı üç kaçak yeniden karanlık sokaklarda koşmaya başladılar.. birkaç sokak daha geçtiler, ancak ahmetin dayanacak gücü kalmamıştı..
yere yığılıverdi..
kız ve dolandırıcı geri dönüp yanına geldiler..
- dayanın.. burada bir yerlerde karakol olmalı! dedi genç kız..
karakol lafını duyan dolandırıcının gözleri karanlıkta iri iri açıldı.. donup kaldı bir süre.. jaguar mı daha tehlikeliydi yoksa kolluk güçlerinin elinde olmak mı ?
bir çırpıda içinden henüz atılmamış manşetleri tekrar okudu.. nasıl rezil bir durumda yakalandığını, kaçırdığı paraları, attığı kazıkları yazıyordu gazeteler..
- beni bırakın.. dayanamıyorum artık.. dedi ahmet..
behram ve kız, ahmetin kollarına girip ayağa kalkmasına yardımcı oldular ve koşmaya devam ettiler..
*
odamın o karanlık sokağa bakan penceresinde, perdeyi aralayıp arkalarından baktığımda bu görüntü bana, sarmaş dolaş üç kafadarın taksim yokuşlarını sarhoş adımlarla turladığını düşündürdü..
fakat hızlarına bakılırsa,
peşlerine düşmüş bir canavar vardı..
*
kaçıyorlardı..
bir süre sonra ahmetin adım atmadığını, sadece sürüklendiğini kollarında giderek artan ağırlıktan anladılar..
nefes almıyordu, burnundan kan geliyordu.. gözleri yarı açık ve sağa doğru kaymış durumdaydı..
yere yatırdılar..
genç kız, ahmetin nabzını kontrol etti..
şu son yarım saatte yaşadığı onca kötü şeyden sonra gözlerindeki korku ifadesi, sıradan ve donuk bir sese dönüşüverdi..
-ölmüş.. dedi sadece..
biraz ileride çöp tenekesini karıştıran iki sokak kedisinin çiftleşme güdüleri harekete geçmiş, kavga eder gibi boğuşmaya başlamışlardı..
bu azgın boğuşma sırasında çöp tenekesi gürültülü bir şekilde devrildi.. kedilerin zevk hırıltıları birbirine karıştı..
dolandırıcı ve kız, duydukları azgın hırıltılardan jaguarın artık yalnız olmadığını düşündüler..
bir an göz göze gelip sessizce karar verdiler ve ahmetin cesedini orada bırakarak kaçmaya devam ettiler..
sokaklar geçtiler,
bazen aynı sokağa birkaç kez girdiler.. herşey birbirine karışmıştı..
neden kaçtıkları, ve şimdi neyden kaçıyor oldukları.. geride bıraktıkları.. kafatası parçalanmış bir tecavüzcü, ahmetin cansız ve soluk bedeni..
*
“ bu şehir, bir labirent gibi ve onlar fareden farksızlar.. “
“ jaguar ise aç vahşi bir kedi..”
girdikleri kaçıncı sokaktı bilmiyorum..
geri dönemediler..
sıkışmışlardı,
burası çıkmaz sokaktı..
*
sonradan o civarda oturanların verdiği ifadelerde ;
genç bir kadın anne diyerek çığlıklar atıyormuş.. bir de canavar gibi bir şey görmüşler.. karanlık olduğu için kimse korkudan dışarı çıkamamış..
en detaylı bilgiyi seksen yaşlarında ihtiyar bir kadın verdi.. onu da bunak diye dikkate almadı polis ;
- kara zebani cehennemden dünyaya indi! kocaman dişlerinin arasında bir insan kolu.. bıyıklarından kanlar damlıyordu.. allah sonumuzu hayır etsin! allah biz günahkarları bağışlasın! kıyamet yakındır!
*
kızın halini görmek istemezdiniz.. korkunun, çaresizliğin, tükenmişliğin, ve bir insanda olabilecek her türlü acı ve vahşet hissinin hepsi bir anda onda toplanmıştı..
sürekli inliyordu. şoka girmişti.. her yeri kana bulanmıştı fakat zayıf bedeninde tek bir çizik bile yoktu..
ambulansla hastaneye götürülürken, ekipler ünlü dolandırıcı behram sorgundan geriye kalan parçaları ve kanıt olabilecek her şeyi torbalara dolduruyordu..
ertesi gün manşetlerde; hayvanat bahçesinden kaçan bir jaguarın uyutularak yakalandığı yazıyordu..
*
- türünün güzeli, tehlikelisi, dolandırıcısı, korkağı ve korkusuzu..
demek istediğim,
bir gün
bir gece yarısı,
evinden kaçan genç bir kız,
hücreden firar eden azılı bir mahkum,
bir dolandırıcı,
korkak bir hasta,
ve kafesinden özgürlüğe kaçan siyah jaguarın yolları bir sokakta kesişir..

**
y.a
*
bir gece yarısı,
sevgilisinin tatlı sözlerine kanarak evinden kaçan genç bir kız,
hapishanede karanlık hücresinden firar eden azılı bir mahkum,
bankaların içini bir gecede boşaltıp sahte pasaportuyla yurt dışına çıkmak üzere olan bir dolandırıcı,
hayati önem taşıyan ameliyatına dakikalar kala ölüm korkusuyla hastanedeki yatağını gizlice terk eden bir hasta,
ve hayvanat bahçesindeki kafesinden kaçan siyah jaguarın yolları bir sokakta kesişir..
mozart - summer overture (requiem for a dream)
*
kaçak insanlar ilk kaçış nedenlerini unutarak, jaguarı görür görmez korkuyla kaçmaya başlarlar..
başka bir karanlık sokağa girerler, güvendedirler..
biraz soluklanıp yaşadıkları korku ve panikten kurtulmaya çalışırlar..
yıllarca kadın tenine eli değmemiş mahkum, canavardan kurtulduklarına emin olunca, gözlerini hıçkırarak ağlamakta olan kıza çevirir..
elbiselerini soyarcasına baştan ayağa süzer, burun delikleri genişler, solukları derinleşir..
genç bir kadın.. taze ve güzel..
kadının kokusu onu daha da azdırır..
o kokuyu orada, o sokakta sadece mahkum alıyor.. üstelik bu kadın, sapkın ruhuna ve arzularına hakim olamayıp defalarca tecavüz ettiği kıza çok benziyor..
onun da saçları böyle düz, uzun ve simsiyah, gözleri irice, dudakları etli..
karanlık hücre ve jaguar korkusunu benliğinin alt raflarına ittirdi..
kıza sahip olmak içindeki azgın aygırı bir an önce zincirinden boşaltmak istiyordu..
dudağını dişleriyle kanatmış, salyaları yapışkan bir yol çizerek çenesinin altında toplanmaya başlamıştı..
daha fazla dayanamadı ve kızın üzerine atladı..
bir anda yere yıkıp altına aldı.. yüzüne geçirilen tırnaklara aldırış etmeksizin kızın zayıf bedenini tüm ağırlığıyla ezmeye başladı..
kızın çığlıkları ve çırpınmalarına daha fazla kayıtsız kalamayan dolandırıcı da mahkumla boğuşuyor, rasgele zayıf yumruklar atıyor, mahkumun kalın ve kütük gibi yarıklarla dolu kızarmış kel kafasını kızın boynuna bir sülük gibi yapıştığı yerden çekip sökmeye çalışıyordu..
fakat yalnız başına yıllarca tıkıldığı karanlık hücrede sayısız mekik çekmiş olan mahkumun gücü; açlığından geliyordu..
kızın boynunu emmeyi bırakıp, kolunu dolandırıcın boynuna doladı ve onu yere yıktı.. ince bir hortumu sıkar gibi boğazını öldüresiye sıkmaya başladı..
mahkumun altında ezilmekten kurtulan kız ve hasta adam dehşet içinde onları izliyorlardı..
bir şeyler yapmalıydılar..
ahmet, son kullanma tarihi yıllar önce geçmiş küflü, ekşi bir içeceğe yüzünü buruşturarak bakan biri gibi, titrek elleriyle tuttuğu serum şişesine baktı, sonra da çamurlara bulanmış boğuşan iki adama.. dolandırıcının yüzü kıpkırmızı olmuş, gözlerine kan dolmuştu.. elleri iki yana düşmüş boğazından hırıltıdan başka bir ses gelmiyordu.. ölmek üzereydi..
daha fazla tereddüt etmeden, yorgun ayaklarını sürüyerek arkadan yaklaşıp mahkumun ay ışığında parlayan kafasına şişeyi var gücüyle indirdi..
şişe paramparça olmuş, koruk erik tadındaki sıvı sersemleyen mahkumun kafasından yerlere dökülmüştü.. mahkumun mengene gibi kalın parmaklarının arasında boğulmaktan son anda kurtulan dolandırıcı gözüne kestirdiği, yuvasından oynamış bir kaldırım taşını yerinden söküp hızla mahkumun kafasına vurmaya başladı..
kafatası yumurta gibi çatlamış, parçalanmıştı..
genç kız, bu korkunç manzara karşısında yaşadığı travmayı da unutmuş, ve yine çığlıklar atmaya başlamıştı..
fakat geceye karışan çığlıkları jaguarın yaklaşan hırıltısı bastırdı..
karanlıkta parlayan bir çift kırmızı göz, beyni yumurta sarısı gibi yola akmış kafatasından daha ürkütücü görünüyordu..
hasta, genç kız ve dolandırıcı hemen toparlanıp yeniden birlikte kaçmaya başladılar..
*
kaçaklar sığınacak başka bir kuytu sokak buldular..
kaldırıma çöküp soluklandılar..
hasta, ölümle yaşam arasında gidip geldiği şu saatlerde, ameliyat masasından kaçmakla ne büyük bir hata yaptığını düşünüyordu..
- beyninizde beş santim çapında kötü huylu ur tespit ettik,. acilen ameliyata alınmanız gerekiyor.. bu riskli ve ağır bir ameliyat..
ahmet, karısının ve çocuklarının baskısıyla ameliyatı kabul etmişti.. kaçmamış olsaydı şimdi ameliyat masasına yatırılmış ve neşterle yarılmış olacaktı..
söz konusu kendi kafatası olunca, az önce serum şişesini kafasında parçaladığı mahkumun kaldırıma akan beyni geldi gözünün önüne..
buna o sebep olmuştu..
beynindeki kötü huylu uru, ameliyat masasını, neşteri ve maskeli doktorunun soğuk bakışlarını düşünürken,
artık sadece bir hasta değil, katil olduğunu da söylüyordu korku dolu düşünleri..
titriyordu korkudan, şoktan, acıdan,
ama en çok çaresizlikten..
genç kız soğuk bir kaldırım taşına çökmüş, başı ellerinin arasında, dizlerini karnına çekmiş bir dilenci edasıyla sallanarak inlemeye devam ediyordu..
- ne yaptım ben! neler oluyor! allahım yardım et! okan nerdesin! hani gelecektin.. anne! anneee! üzgünüm affet beni! başıma ne büyük bir bela açtım! allahım..!
dolandırıcı ise kana bulanmış yaralı ve titrek elleriyle sigarasını zorlukla yakmış hayatının son nefesiymişçesine içine çekerken;
beyni dağılan mahkumu, o karanlık ve ürkütücü canavarı, ve peşindeki tüm alacaklıları unutmuş,
sadece zavallı kızı izliyordu..
yanına gitti, hafifçe omzuna dokundu..
o an da kızın omzuna tüy bile düşmüş olsaydı, aynı korkuyla irkilebilirdi..
öyle de oldu..
dolandırıcı birkaç adım geri çekildi..
- iyi misiniz ?
“ ne saçma bir soru öyle.. tabii ki iyi değil.. ben iyi miyim ? şu zavallı hasta iyi mi.. üstelik hayatımı ona borçluyum.. teşekkür bile edemedim..”
sonra da sadece kendisinin fark edebileceği bir gizlilikte karanlıkta gülümsedi..
“hayatım borç takmakla, dolandırıcılıkla geçiyor.. biliyorum bu sabah gazeteler adımı büyük harflerle yazacak.. ve rezaletimi herkes duyacak.. ”
ülkenin en büyük müteahhiti behram sorgun, tüm parasını isviçrede bir bankaya aktarmış, geride karısına ve çocuklarına milyonlarca borç bırakarak bir gece de ortadan kaybolmuştu..
”YILIN DOLANDIRICILIK OLAYI!”
manşetleri tahmin edebiliyordu.. o sokağa girmemiş, ve bunlara karışmamış olsaydı, şimdi çoktan havalanmış olan özel jetinde içkisini yudumluyor olacaktı..
canavarın gözleri ne korkunçtu..
bir canavar görmüştü.. cin miydi ? neydi o ! hele o hırıltı nasıl bir şeydi.. ilahi bir işaret sanmıştı.. korkudan nasıl kaçtığını ve sokağa nasıl girdiğini bile bilmiyordu..
üçü de korku ve düşünceler arasında kaybolmuşken, yeniden o karanlık hırıltı bir sigara dumanı gibi kıvrılarak, saklandıkları kuytuda kulaklarına kadar geldi..
genç kız ve dolandırıcı oturdukları soğuk taşlardan aniden kalktılar,
birlikte ahmetin doğrulmasına yardım ettiler.. dolandırıcı behram sorgun, kızın elini tuttu ;
- korkma.. kurtulacaksın..!
kaçış nedenleri birbirinden farklı üç kaçak yeniden karanlık sokaklarda koşmaya başladılar.. birkaç sokak daha geçtiler, ancak ahmetin dayanacak gücü kalmamıştı..
yere yığılıverdi..
kız ve dolandırıcı geri dönüp yanına geldiler..
- dayanın.. burada bir yerlerde karakol olmalı! dedi genç kız..
karakol lafını duyan dolandırıcının gözleri karanlıkta iri iri açıldı.. donup kaldı bir süre.. jaguar mı daha tehlikeliydi yoksa kolluk güçlerinin elinde olmak mı ?
bir çırpıda içinden henüz atılmamış manşetleri tekrar okudu.. nasıl rezil bir durumda yakalandığını, kaçırdığı paraları, attığı kazıkları yazıyordu gazeteler..
- beni bırakın.. dayanamıyorum artık.. dedi ahmet..
behram ve kız, ahmetin kollarına girip ayağa kalkmasına yardımcı oldular ve koşmaya devam ettiler..
*
odamın o karanlık sokağa bakan penceresinde, perdeyi aralayıp arkalarından baktığımda bu görüntü bana, sarmaş dolaş üç kafadarın taksim yokuşlarını sarhoş adımlarla turladığını düşündürdü..
fakat hızlarına bakılırsa,
peşlerine düşmüş bir canavar vardı..
*
kaçıyorlardı..
bir süre sonra ahmetin adım atmadığını, sadece sürüklendiğini kollarında giderek artan ağırlıktan anladılar..
nefes almıyordu, burnundan kan geliyordu.. gözleri yarı açık ve sağa doğru kaymış durumdaydı..
yere yatırdılar..
genç kız, ahmetin nabzını kontrol etti..
şu son yarım saatte yaşadığı onca kötü şeyden sonra gözlerindeki korku ifadesi, sıradan ve donuk bir sese dönüşüverdi..
-ölmüş.. dedi sadece..
biraz ileride çöp tenekesini karıştıran iki sokak kedisinin çiftleşme güdüleri harekete geçmiş, kavga eder gibi boğuşmaya başlamışlardı..
bu azgın boğuşma sırasında çöp tenekesi gürültülü bir şekilde devrildi.. kedilerin zevk hırıltıları birbirine karıştı..
dolandırıcı ve kız, duydukları azgın hırıltılardan jaguarın artık yalnız olmadığını düşündüler..
bir an göz göze gelip sessizce karar verdiler ve ahmetin cesedini orada bırakarak kaçmaya devam ettiler..
sokaklar geçtiler,
bazen aynı sokağa birkaç kez girdiler.. herşey birbirine karışmıştı..
neden kaçtıkları, ve şimdi neyden kaçıyor oldukları.. geride bıraktıkları.. kafatası parçalanmış bir tecavüzcü, ahmetin cansız ve soluk bedeni..
*
“ bu şehir, bir labirent gibi ve onlar fareden farksızlar.. “
“ jaguar ise aç vahşi bir kedi..”
girdikleri kaçıncı sokaktı bilmiyorum..
geri dönemediler..
sıkışmışlardı,
burası çıkmaz sokaktı..
*
sonradan o civarda oturanların verdiği ifadelerde ;
genç bir kadın anne diyerek çığlıklar atıyormuş.. bir de canavar gibi bir şey görmüşler.. karanlık olduğu için kimse korkudan dışarı çıkamamış..
en detaylı bilgiyi seksen yaşlarında ihtiyar bir kadın verdi.. onu da bunak diye dikkate almadı polis ;
- kara zebani cehennemden dünyaya indi! kocaman dişlerinin arasında bir insan kolu.. bıyıklarından kanlar damlıyordu.. allah sonumuzu hayır etsin! allah biz günahkarları bağışlasın! kıyamet yakındır!
*
kızın halini görmek istemezdiniz.. korkunun, çaresizliğin, tükenmişliğin, ve bir insanda olabilecek her türlü acı ve vahşet hissinin hepsi bir anda onda toplanmıştı..
sürekli inliyordu. şoka girmişti.. her yeri kana bulanmıştı fakat zayıf bedeninde tek bir çizik bile yoktu..
ambulansla hastaneye götürülürken, ekipler ünlü dolandırıcı behram sorgundan geriye kalan parçaları ve kanıt olabilecek her şeyi torbalara dolduruyordu..
ertesi gün manşetlerde; hayvanat bahçesinden kaçan bir jaguarın uyutularak yakalandığı yazıyordu..
*
- türünün güzeli, tehlikelisi, dolandırıcısı, korkağı ve korkusuzu..
demek istediğim,
bir gün
bir gece yarısı,
evinden kaçan genç bir kız,
hücreden firar eden azılı bir mahkum,
bir dolandırıcı,
korkak bir hasta,
ve kafesinden özgürlüğe kaçan siyah jaguarın yolları bir sokakta kesişir..

**
y.a
Yorumlar
beddua, ah?
sır kapısının dünyevi yorumcası:)
güzel