Melek 5
*
ne olur beni dinle, gözlerinle..
biri vardı,
yıllar öncesinden mi desem, henüz varılmamış bir çağın yaşanmamış anlarından mı bilmem, sen karar ver,
biri vardı işte..
ne yazacak kalemi, ne kağıdı vardı..
dili de yoktu..
dilsizdi..
yaşadığı toplum onu hep hor gördü bu yüzden..
- insan derdini anlatamaz mı canım!
- lâl olsa da yazamaz mı, yazamıyorsa bile el kol hareketleriyle anlatamaz mı canım benim!
- yok yoook.. bu başka.. hani dili olsa dahi sus pus dururdu karşımda.. bakardı öyle.. bak, bak da ne diyor o güzel gözlerin canım benim!
sevdiği kıza da açılamadı bu yüzden..
hoş.. açılsa ne olacak.. kız kabul mu edecek.. dilsiz, bedeni dilsiz bunun.. ne eli oynar, ne kaşı, ne de gözü..
heykel gibi adam işte..
ama ona dokunan bilir,
öyle beton gibi de değil teni, yumuşacık hamur gibi..
sıktığın yerde kalır izi..
*
bir gün,
aşık olduğu kız,
kaçtı bir şaire..
halkın çok sevdiği bir şair..
şiirleriyle genç kızları büyüler, onları ağlatır, avutur.. zevk alemine daldırır..
dinletilerinin birinde kızın gözlerine bakarak bir dörtlük okur..
sonra da kırmızı bir gül gibi okuduğu şiiri genç kıza uzatır..
o an sarsılır kızın cılız bedeni.. ense tüyleri dikleşir, burun delikleri genişler, kalbi küt küt atmaya başlar.. minicik kalp neredeyse uçacak yuvasından,
ya da bir top gibi patlayacak..
- ama aşk böyle bir şey canım! ezer seni silindir gibi,
- geçip gider üstünden de kalkıp derin bir oh çekersin sonra..
- canın mı gitti, can mı geldi belli değil
bu da öyle işte..
aşık olmuş oracıkta şaire..
kendisine uzatılan şiire dokunamadan uzanmış yere sere serpe..
yani bayılmış heyecandan..
o dev silindir üzerinden geçsin diye..
- ah canım! zavallı kızım benim..
- aşk işte! ezip geçer de anlar mı halden!
şair kalabalığı dağıtmış;
- açılın! biraz nefes alsın narin kelebek!
şairin hoş sesi kulağının dibinde çınlayan kız, gözlerini yarı aralamış, ölmek üzere olan birinin son arzusunu mırıldanışı gibi dörtlüğü ona yeniden okumasını istemiş..
- bak şu işe! oyun muymuş ?
bilemem.. ama sahici herhalde.. şair ve tüm kalabalık ve biz de inandığımıza göre!
kulağına yaklaşıp şiiri yeniden fısıldamış şair.. yanaklarından öpüp saçlarını koklamış.. kız mest olmuş, pembe yanakları kızıla dönmüş, dudakları aralanmış –öp beni! dercesine..
şair bu, durur mu!
öpmüş tabii..
- ohh!
evet derin bir oh çekmiş kalabalık da sizin gibi..
endişeli uğultuların yerini koca alkışlar almış..
ıslıklar, masayı yumruklayanlar, ve bayılan birkaç genç kız daha..
ama kimse dönüp bakmamış onlara..
- ahh! demek ki sahici olamamışlar..
bilemem canım benim.. bilemem..
tek bildiğim tüm bunlar olurken şairin kızı tutkulu bir şekilde öpmeye devam ettiği..
*
işte böyle..
kız oracıkta aşık olmuş şaire..
- ah canım, şiir gibi desene..
bizim dilsiz oğlan işte orada görmüş..
- eyvah!
- eyvah !
- ..
göğüs kafesinin kor ızgarasında yanıp kavrulmuş, dağlanmış kalbi.. etinin yanık kokusunu tüm kalabalık duymuş da nereden geldiğini anlayan olmamış..
bakmış yaşlı gözlerle gizlice saklandığı sessiz kuytusundan;
şaire, onun kollarında zevkten baygın bir halde yatan umutsuz aşkına..
- vah vah !
hepimiz üzüldük hepimiz..
hepimiz derken, o kuru kalabalık değil tabii..
onunla birlikte biz,
birkaç melek daha..
sırtımıza alıp serinletmeye çalıştık, öpüp kokladık..
gözlerine bakıp onunla birlikte sessizce ağladık..
kulağımızı dayayıp yıllarca suskun kalmış kalbini dinledik..
- ve o zaman anladık canım benim..
kalabalıkta zayıf bir el
uzatır dörtlüğü şaire..
okusun diye sevdiğine..
kaldık öyle..
sus pus..
dilsiz..
**
y.a
ne olur beni dinle, gözlerinle..
biri vardı,
yıllar öncesinden mi desem, henüz varılmamış bir çağın yaşanmamış anlarından mı bilmem, sen karar ver,
biri vardı işte..
ne yazacak kalemi, ne kağıdı vardı..
dili de yoktu..
dilsizdi..
yaşadığı toplum onu hep hor gördü bu yüzden..
- insan derdini anlatamaz mı canım!
- lâl olsa da yazamaz mı, yazamıyorsa bile el kol hareketleriyle anlatamaz mı canım benim!
- yok yoook.. bu başka.. hani dili olsa dahi sus pus dururdu karşımda.. bakardı öyle.. bak, bak da ne diyor o güzel gözlerin canım benim!
sevdiği kıza da açılamadı bu yüzden..
hoş.. açılsa ne olacak.. kız kabul mu edecek.. dilsiz, bedeni dilsiz bunun.. ne eli oynar, ne kaşı, ne de gözü..
heykel gibi adam işte..
ama ona dokunan bilir,
öyle beton gibi de değil teni, yumuşacık hamur gibi..
sıktığın yerde kalır izi..
*
bir gün,
aşık olduğu kız,
kaçtı bir şaire..
halkın çok sevdiği bir şair..
şiirleriyle genç kızları büyüler, onları ağlatır, avutur.. zevk alemine daldırır..
dinletilerinin birinde kızın gözlerine bakarak bir dörtlük okur..
sonra da kırmızı bir gül gibi okuduğu şiiri genç kıza uzatır..
o an sarsılır kızın cılız bedeni.. ense tüyleri dikleşir, burun delikleri genişler, kalbi küt küt atmaya başlar.. minicik kalp neredeyse uçacak yuvasından,
ya da bir top gibi patlayacak..
- ama aşk böyle bir şey canım! ezer seni silindir gibi,
- geçip gider üstünden de kalkıp derin bir oh çekersin sonra..
- canın mı gitti, can mı geldi belli değil
bu da öyle işte..
aşık olmuş oracıkta şaire..
kendisine uzatılan şiire dokunamadan uzanmış yere sere serpe..
yani bayılmış heyecandan..
o dev silindir üzerinden geçsin diye..
- ah canım! zavallı kızım benim..
- aşk işte! ezip geçer de anlar mı halden!
şair kalabalığı dağıtmış;
- açılın! biraz nefes alsın narin kelebek!
şairin hoş sesi kulağının dibinde çınlayan kız, gözlerini yarı aralamış, ölmek üzere olan birinin son arzusunu mırıldanışı gibi dörtlüğü ona yeniden okumasını istemiş..
- bak şu işe! oyun muymuş ?
bilemem.. ama sahici herhalde.. şair ve tüm kalabalık ve biz de inandığımıza göre!
kulağına yaklaşıp şiiri yeniden fısıldamış şair.. yanaklarından öpüp saçlarını koklamış.. kız mest olmuş, pembe yanakları kızıla dönmüş, dudakları aralanmış –öp beni! dercesine..
şair bu, durur mu!
öpmüş tabii..
- ohh!
evet derin bir oh çekmiş kalabalık da sizin gibi..
endişeli uğultuların yerini koca alkışlar almış..
ıslıklar, masayı yumruklayanlar, ve bayılan birkaç genç kız daha..
ama kimse dönüp bakmamış onlara..
- ahh! demek ki sahici olamamışlar..
bilemem canım benim.. bilemem..
tek bildiğim tüm bunlar olurken şairin kızı tutkulu bir şekilde öpmeye devam ettiği..
*
işte böyle..
kız oracıkta aşık olmuş şaire..
- ah canım, şiir gibi desene..
bizim dilsiz oğlan işte orada görmüş..
- eyvah!
- eyvah !
- ..
göğüs kafesinin kor ızgarasında yanıp kavrulmuş, dağlanmış kalbi.. etinin yanık kokusunu tüm kalabalık duymuş da nereden geldiğini anlayan olmamış..
bakmış yaşlı gözlerle gizlice saklandığı sessiz kuytusundan;
şaire, onun kollarında zevkten baygın bir halde yatan umutsuz aşkına..
- vah vah !
hepimiz üzüldük hepimiz..
hepimiz derken, o kuru kalabalık değil tabii..
onunla birlikte biz,
birkaç melek daha..
sırtımıza alıp serinletmeye çalıştık, öpüp kokladık..
gözlerine bakıp onunla birlikte sessizce ağladık..
kulağımızı dayayıp yıllarca suskun kalmış kalbini dinledik..
- ve o zaman anladık canım benim..
kalabalıkta zayıf bir el
uzatır dörtlüğü şaire..
okusun diye sevdiğine..
kaldık öyle..
sus pus..
dilsiz..
**
y.a
Yorumlar
sus pus..
dilsiz..''
belki de bu herşeyin ifadesidir:)kimbilir?
çok güzel şiir tadında bir deneme yazısı.sevdim hem de çok..