Sanat

*

sanata dair yapılan tanımların altını çizdiğimde tüm bunların biraz toplum destekli olduğunu görüyorum..

bu anlamda kaygıları mı var yoksa sanatın..? bir mesaj kaygısı, bir şeyleri bir arada tutma çabası..

o, öncülük etmeli, derleyip toparlamalı, çizgileri belirlemeli vesaire..

biz buna sanat diyebilir miyiz ?

sanatın bir sınırı olabilir mi ?

ister edebiyat alanında olsun, isterse diğer dallarda bir sanat eserini sanat eseri yapan aslında onun kabul görmüşlüğü değildir..

eğer bir yaratıcılığı varsa, ve içimde birşeyler harekete geçiyor, uyarılıyorsa, ya da başka hiçbir yerde ve hiçbir elde daha benzerini bulamayacağım bir tat alıyorsam izlediğim, okuduğum, gördüğüm, dokunduğum şeylerden.. bu, öyle olduğu içindir..

sanat, başıboş vahşi bir doru at gibi yelelerini savurarak dilediği yere dörtnala koşmalı, uçmalı, dalmalı, ve ne istiyorsa onu yapmalı..

onu dizginlenmiş düşünemiyorum..

**

y.a

Yorumlar

Aşk ve Zehir dedi ki…
Dizginlenmiş bir at veya elleri kolları bağlanmış bir kadın!

Yaratıcılık! :)

Sen ne bulmak istiyorsan odur artık karşındaki..Görmek istediğin eser!
PİA dedi ki…
Yaratmak dediğin yoktan var etmek değil mi? Ve her sanatçı, Tanrının yaratıcı sıfatının bir miktar tecellisi değil mi?

Yoktan var edebilmekse mesele, var edişin sınırlarını kim çizebilir.. Yada var edişin bir gerekçesi olması gerektiğini söyleyebilir..

Yaratmayı bir misyon-vizyon kalıbına soktuğunuzda; fabrikasyon seri üretimlerle karşılaşmanız kaçınılmazdır..

İnsan , içindeki rüzgarı serbest bırakmalı..
** dedi ki…
aslında sanat sahip çıkılacak bir olgu değildir.. ama devlet sanatçısı diye bir kavram var örneğin.. yani bir standardı var bu işin.. topluma mesaj vermeli, kavalıyla fırçasıyla sürüyü gütmeye yardım etmeli.. mantık arıyorlar sanatta.. oysa sanat sanattır ve marquis de sade sanatçının kralıdır bu anlamda.. ya da salvador dali..

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta