Notlar

*

henüz on yaşındayken, bir gün gelecek ve ben bu yazıyı yazacağım demiştim..

işte,
şimdi yazdım..

*

saksıyı suladığımı gören komşu, bu çiçeğin suya ihtiyacı olmadığını, aylarca susuz kalabildiğini söyledi..

bir küçük daldı kıskandığım,
sulamayı bırakıp
kalan suyu içmeme neden olan..

*

ölüm, sen huzur bulasın diye işleyen bir mekanizma değildir, ya da ağız tadını bozmak için çalışmaz..

onun amacı, yaşamın devamlılığıdır.. bu toprağın sana ihtiyacı var..

*

ölümü dilemesi insanın, onu anlamadığını gösterir..
zaten birşeyi dilemektir aslen,
onu anlamamak..

*

ölümü dilemek bazen..

bu bir çeşit avuntu hali.. zaten canımız acı ya da tatlı her zaman bir şeyler çeker..
genellikle insanların açmazı psikolojik bunalımlardır, onları atlatamadığı için de ölümü bir kurtuluş olarak görür.. ya da kaçış, adı her neyse.. ama bunun üstün zekayla, aşmışlıkla ya da sanatsal yönlerle hiçbir ilgisi yok..

bu tamamen hormonların yoğun saldırısı ya da çekilişiyle yaşanan bir durum..
bir dengesizlik hali.. ve kimyasal bir tepki..

işin acı yanı şu ki beden; artık iyiden iyiye kendini bırakmış, psikolojik olarak çökmüş ve çözümsüz kalmış bu adamdan bir an önce kurtulmak ister..

ruhun değil, bedenin kaçışıdır bu..

akli dengesi yerinde olmayan bir adam kendini köprüden aşağı atarken ne hissetmiş olabilir..?

bu, kanımca bilinçli ve duyarlı bir sanatçının intiharından farklı değildir..

ikisinin de bulunduğu eşik aynıdır..

**

y.a

Yorumlar

Karakutu dedi ki…
ölümün yaşamaktan iyi olduğunu hiç düşünmedim. evet evet... düşünebilme yetisi. intihar edenler öyle bir anda ki akıl baştan uçtu denilen yer belki.
ve ölüm her zaman elimin altında olduğu için on uhiç tercih etmedim. bir gün yaşayacağım bir şeyi neden çabuklaştırayım ki hele de inancıma göre bir daha doğamayacaksam?
çok güzel bi yazı okudum, size sağlık.

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta