Elçi
*
sevgili kadınlar,
nüfusa katkılarınız gün be gün bizi bir kaosa yaklaştırıyor.. aslında dehşetin alarmı çoktan çaldı, ve kâinat artık uyandı.. kendine has mekanizmalarıyla savunmaya geçti, işte görüyorsunuz, depremler, sel felaketleri, büyük tufanlar, bulutlarla seyahat eden hummalı virüsler.. karşımızda çok büyük ve güçlü bir ordu var..
aslında doğanın bizimle bir alıp veremediği yok, yani onun tarafından bakınca bu bir savaş değil.. bizler sadece yoğun nüfusu ve aşırılıklarıyla dengeyi bozan, kaynakları tüketen bir tür virüsleriz.. haliyle bu işin halledilmesi gerekiyor tabiat açısından..
az önce ; “- dengelerin korunması için ne gerekiyorsa yapın!” emrini verdi kâinat..
ve elbette iyi biliriz ki onun emiri demiri keser..
şimdi savunmayı bırakıp karşı saldırıya geçmelerine ramak kaldı.. şimşekler kırbaç gibi şakıyacak tepemizde, yağmurlarında boğacaklar bizi, o uslu görünümlü dağlar ateşten ağızlarını bir bir açacak, ve en romantik anların tanığı kayan yıldızlar bir mızrak gibi saplanacak göğsümüze..
geri çekilmek gibi bir şansımız yok, ve bu amansız savaşı devam ettirmek sadece kendi intiharımız olacak..
yine de,
elçi olarak bana gelen iyi niyetli rüzgârın fısıldadığına göre; hala bir şansımız var..
ben de onlara katılıyorum.. bu gidişe sadece siz dur diyebilirsiniz..
" - doğurmayın.."
evet zor bir karar.. türün devamlılığı kaygısı genlerinize işlemiş.. ve erkeklerinizin o soy sop arzuları çılgınca zincirinden boşanmış ejderhalara benziyor..
fakat rüzgâr yine fısıldıyor.. ve kâinat garanti veriyor.. bu hepimizin sonu gibi görünse de bize yeni topraklar, yeni canlar, ve yepyeni bir hayat sunuyor..
karar sizin..
**
y.a
sevgili kadınlar,
nüfusa katkılarınız gün be gün bizi bir kaosa yaklaştırıyor.. aslında dehşetin alarmı çoktan çaldı, ve kâinat artık uyandı.. kendine has mekanizmalarıyla savunmaya geçti, işte görüyorsunuz, depremler, sel felaketleri, büyük tufanlar, bulutlarla seyahat eden hummalı virüsler.. karşımızda çok büyük ve güçlü bir ordu var..
aslında doğanın bizimle bir alıp veremediği yok, yani onun tarafından bakınca bu bir savaş değil.. bizler sadece yoğun nüfusu ve aşırılıklarıyla dengeyi bozan, kaynakları tüketen bir tür virüsleriz.. haliyle bu işin halledilmesi gerekiyor tabiat açısından..
az önce ; “- dengelerin korunması için ne gerekiyorsa yapın!” emrini verdi kâinat..
ve elbette iyi biliriz ki onun emiri demiri keser..
şimdi savunmayı bırakıp karşı saldırıya geçmelerine ramak kaldı.. şimşekler kırbaç gibi şakıyacak tepemizde, yağmurlarında boğacaklar bizi, o uslu görünümlü dağlar ateşten ağızlarını bir bir açacak, ve en romantik anların tanığı kayan yıldızlar bir mızrak gibi saplanacak göğsümüze..
geri çekilmek gibi bir şansımız yok, ve bu amansız savaşı devam ettirmek sadece kendi intiharımız olacak..
yine de,
elçi olarak bana gelen iyi niyetli rüzgârın fısıldadığına göre; hala bir şansımız var..
ben de onlara katılıyorum.. bu gidişe sadece siz dur diyebilirsiniz..
" - doğurmayın.."
evet zor bir karar.. türün devamlılığı kaygısı genlerinize işlemiş.. ve erkeklerinizin o soy sop arzuları çılgınca zincirinden boşanmış ejderhalara benziyor..
fakat rüzgâr yine fısıldıyor.. ve kâinat garanti veriyor.. bu hepimizin sonu gibi görünse de bize yeni topraklar, yeni canlar, ve yepyeni bir hayat sunuyor..
karar sizin..
**
y.a
Yorumlar
Ütopik!
Ütopik kısmı doğurmamak bu da olabilir ama benim demek istediğim o dar kafalara bunları anlatmak,anlamaya çalışmaları ve düşünmeleri sonucu yapmamaları idi. Ütopik kısmı buydu!
mesele, bu komutta ne demek istendiğini anlamamış olanlarda ki onlar diğer tarafın asgaride tuttuğu çoğalmayı bir gayret dengede tutmayı başarıyor her nasılsa..