kayıp mektup
*
kardeşim,
bulunduğumuz yerde imkanlar çok kısıtlı, vaktimiz yok.. bu yüzden tek dileğim senden;
uzunca yazamayacağım için beni affet..
ulak, getirdiği ikinci haberin içimdeki yanardağı harekete geçireceğini nereden bile bilirdi ?
bana inanmalısın ki aynı gün babamızın ölüm haberini verdiğinde, hala dizlerimin üstünde dimdik, kardeşlerimin karşısında ayaktaydım..
üzerindeki bu ağır yükü hafifletmiş olmanın verdiği rahatlıkla diğer acı haberi de bir çırpıda söyleyiverdi..
sana yazmış olduğum yüzlerce mektup eline geçmemiş..
iki yıl boyunca sığındığım her çalılıkta, verdiğim her kısa molada, bana kucak açan her köylünün ocak başında, tavuk tüyüne batırılmış katranla, daha önceden kullanılmış kağıtların boşluklarını doldurarak defalarca yazdım sana..
her bir satırı itinayla okuyacağını, okurken içinde bulunduğum durumu anlayıp, sevgili annemizle birlikte, benim için çok değerli olan dualarınızla tanrıya yakaracağınızı hayal ederek yazdım sana..
bunları okuduğunu düşünerek, gözlerimi kapatıp seninle birlikte diz çöküyordum..
şimdi de diz çöküyorum, ama dua etmek için zamanımız kalmadı..
bilmelisin ki kardeşim, tükenmiş durumdayım..
kumandan el che ve canını bu topraklar için seve seve feda edecek bir avuç köylüyle birlikte bir haftadır kuşatılmış durumdayız..
bizi teslim almak gibi bir niyetleri yok
tanrı şahit, bizim de öyle bir niyetimiz yok!
daha önce neler yazdığımı merak etmeyesin diye söylüyorum, şimdikinden farklı şeyler değildi..
hep kuşatılmıştık.. hep aradılar, bulduklarında ise; arkamızdan vurdular..
oysa biz ne çok özlemişiz göğüs göğüse çarpışmayı..
gömdüğümüz her neferin sırtına açılmış kurşun delikleriyle besledik intikamımızı..
şimdi bize biçilmiş ve layık görülmüş bir ömrün sonuna geldik..
valinin yalancı köpekleri kaçarken vurulduğumuzu söyleyecektir.. sana cesetler göstereceklerdir, benim cesedimi de görmek zorunda kalacaksın.. sırtlarımıza açılan delikler, biz çoktan öldüğümüzde açılmış olacak..
bunu zaten biliyorsun!
diğerlerinin nasıl bildiği umurumda değil..
cesedimi izlerken, ellerinle sardığın şu son puroyu içerek izliyor olacağım seni..
berbat sarıyorsun canım kardeşim, berbat!
yine de sana has bir dumanı var bu puronun, içine ne kattın bilmiyorum,
her çekişimde kendimi evimde hissettiriyor bana..
annemin görmeyen gözlerine üzülüyordum..
şimdi ise seviniyorum, göremeyecek o kahpe kurşun deliklerini..
gözlerinden öp benim için,
inanıyorum ki bir gün hep birlikte olacağız,
sen, canımız babamız, annemiz ve işte şu köylü kardeşlerin..
kendi toprağımızda özgürce tütün sarıp, özgürce kendimiz içeceğiz..
bu son mektubumu, sana ulaşmayan yüzlercesinin yerine say..
ve annemize burada yazanlardan daha güzel şeyler söyle benim için..
canım size ve bu topraklara feda olsun..
kardeşiniz, oğlunuz, köylünüz..
alejandro
**
y.a
kardeşim,
bulunduğumuz yerde imkanlar çok kısıtlı, vaktimiz yok.. bu yüzden tek dileğim senden;
uzunca yazamayacağım için beni affet..
ulak, getirdiği ikinci haberin içimdeki yanardağı harekete geçireceğini nereden bile bilirdi ?
bana inanmalısın ki aynı gün babamızın ölüm haberini verdiğinde, hala dizlerimin üstünde dimdik, kardeşlerimin karşısında ayaktaydım..
üzerindeki bu ağır yükü hafifletmiş olmanın verdiği rahatlıkla diğer acı haberi de bir çırpıda söyleyiverdi..
sana yazmış olduğum yüzlerce mektup eline geçmemiş..
iki yıl boyunca sığındığım her çalılıkta, verdiğim her kısa molada, bana kucak açan her köylünün ocak başında, tavuk tüyüne batırılmış katranla, daha önceden kullanılmış kağıtların boşluklarını doldurarak defalarca yazdım sana..
her bir satırı itinayla okuyacağını, okurken içinde bulunduğum durumu anlayıp, sevgili annemizle birlikte, benim için çok değerli olan dualarınızla tanrıya yakaracağınızı hayal ederek yazdım sana..
bunları okuduğunu düşünerek, gözlerimi kapatıp seninle birlikte diz çöküyordum..
şimdi de diz çöküyorum, ama dua etmek için zamanımız kalmadı..
bilmelisin ki kardeşim, tükenmiş durumdayım..
kumandan el che ve canını bu topraklar için seve seve feda edecek bir avuç köylüyle birlikte bir haftadır kuşatılmış durumdayız..
bizi teslim almak gibi bir niyetleri yok
tanrı şahit, bizim de öyle bir niyetimiz yok!
daha önce neler yazdığımı merak etmeyesin diye söylüyorum, şimdikinden farklı şeyler değildi..
hep kuşatılmıştık.. hep aradılar, bulduklarında ise; arkamızdan vurdular..
oysa biz ne çok özlemişiz göğüs göğüse çarpışmayı..
gömdüğümüz her neferin sırtına açılmış kurşun delikleriyle besledik intikamımızı..
şimdi bize biçilmiş ve layık görülmüş bir ömrün sonuna geldik..
valinin yalancı köpekleri kaçarken vurulduğumuzu söyleyecektir.. sana cesetler göstereceklerdir, benim cesedimi de görmek zorunda kalacaksın.. sırtlarımıza açılan delikler, biz çoktan öldüğümüzde açılmış olacak..
bunu zaten biliyorsun!
diğerlerinin nasıl bildiği umurumda değil..
cesedimi izlerken, ellerinle sardığın şu son puroyu içerek izliyor olacağım seni..
berbat sarıyorsun canım kardeşim, berbat!
yine de sana has bir dumanı var bu puronun, içine ne kattın bilmiyorum,
her çekişimde kendimi evimde hissettiriyor bana..
annemin görmeyen gözlerine üzülüyordum..
şimdi ise seviniyorum, göremeyecek o kahpe kurşun deliklerini..
gözlerinden öp benim için,
inanıyorum ki bir gün hep birlikte olacağız,
sen, canımız babamız, annemiz ve işte şu köylü kardeşlerin..
kendi toprağımızda özgürce tütün sarıp, özgürce kendimiz içeceğiz..
bu son mektubumu, sana ulaşmayan yüzlercesinin yerine say..
ve annemize burada yazanlardan daha güzel şeyler söyle benim için..
canım size ve bu topraklara feda olsun..
kardeşiniz, oğlunuz, köylünüz..
alejandro
**
y.a
Yorumlar
insanın, yapması gerekeni neden yaptıgını bilmesi kadar, yaşamını üstün kılan meziyeti var mı?
güzel