hayat
*
hayatın anlamsızlığı, karmaşası ve hesaplanamazlığı; hayatın anlamının bizzat kendisi.. yaşamak için mücadele etmek, yani yaşam için mücadele; olmazsa olmazımız, ve aslında nerede nasıl yaşarsak yaşayalım bu mücadele değişik boyutlarda kendini bir şekilde gösteriyor zaten..
tüm kısırlığına rağmen onun büyülü bir havası var, o her haliyle güzel..
ne var ki biz mücadeleyi başka yerlerde başka şekillerde yapıyoruz.. peki ne için? gerçekten soruyorum bunu, ne için ?
ölümden sonra hayat varmış, ruhlar toplanacakmış, yeniden biraraya gelecekmiş, iyiler cennete kötüler cehenneme gidecekmiş, arada kalanlar olacakmış bir de, ve daha neler neler söylendi durdu binlerce yıldır.. herkesin kendince farklı dili, dini olsa da yazılıp çizilenlerin altını topladığımda bulduğum sonuç aynı..
bir başka hayata, öbür tarafa olan inanç kendini ne de çok güçlü hissettiriyor insanda..
bu neden böyle ?
ne de olsa hislerimiz, inançlarımız, umutlarımız bize bunu böyle söylüyor diye;
yani kalbimize doğuyorsa, hislerimiz böyleyse, rüyalarımızda bunları görüyorsak başka bir hayattan söz edebilir miyiz ?
hayır..
o kadar çok konuştun ama işte cevabım sana ; hayır..
başka hayatların varlığı, yokluğu meselesine kapılıp gitmeden, şu yaşadığımız şeyin kendince ne kadar kutsal olduğunu farketmeliyiz artık..
evet, nefes alıp vermek çok çok önemli.. yemek-içmek, sevişmek çok çok önemli.. ve bu uğurda hayatta kalmak için gerekirse savaşmak, korunmak, mücadele etmek çok çok önemli..
önemli çünkü bunlar bizim için..
ve tüm bunların gerisinde kalanlar ise bir o kadar basit işte..
ben bu hayatın anlamını çözmüyorum;
çözmeyi reddediyorum..
bu soruyu önüme süren , bana bunu cevapla diyen de kim ?
insan mı, tanrı mı, hayat mı ?
eğer doğru cevap insansa, eh , cevaplamamak ve çözmemek için çok geçerli bir nedenim var demektir..
insan da kim oluyor..
yok tanrı ise, bu da insanın o küçük ama etkili ve yaratıcı hayalgücünün bir eseri olduğu için, az önce söylediğim neden hâlâ geçerli demektir..
doğru seçenek hayatsa; işte o zaman bu cevap kendi içinde ironik bir duruma düşer.. çünkü hayat bana ; - ne olur beni çöz! demez..
beni doğuran anne; - ben senin annen miyim ? demez..
hayatın anlamını aramak bulaşıcı bir virüs gibi kanımıza bilmem kaç yüzbin yıl önce birileri tarafından enjekte edilmiş olsa gerek.. işte bu yüzden din, devlet, ahlak, kutsallar, büyükler, merhumlar, hazretler, azizler, iyiler, kötüler, öbür hayata dair inançlar, cennet-cehennem, şeytan, tanrı, ve melekler var..
işte bu yüzden hep onlar var,
ben yokum..
**
y.a
hayatın anlamsızlığı, karmaşası ve hesaplanamazlığı; hayatın anlamının bizzat kendisi.. yaşamak için mücadele etmek, yani yaşam için mücadele; olmazsa olmazımız, ve aslında nerede nasıl yaşarsak yaşayalım bu mücadele değişik boyutlarda kendini bir şekilde gösteriyor zaten..
tüm kısırlığına rağmen onun büyülü bir havası var, o her haliyle güzel..
ne var ki biz mücadeleyi başka yerlerde başka şekillerde yapıyoruz.. peki ne için? gerçekten soruyorum bunu, ne için ?
ölümden sonra hayat varmış, ruhlar toplanacakmış, yeniden biraraya gelecekmiş, iyiler cennete kötüler cehenneme gidecekmiş, arada kalanlar olacakmış bir de, ve daha neler neler söylendi durdu binlerce yıldır.. herkesin kendince farklı dili, dini olsa da yazılıp çizilenlerin altını topladığımda bulduğum sonuç aynı..
bir başka hayata, öbür tarafa olan inanç kendini ne de çok güçlü hissettiriyor insanda..
bu neden böyle ?
ne de olsa hislerimiz, inançlarımız, umutlarımız bize bunu böyle söylüyor diye;
yani kalbimize doğuyorsa, hislerimiz böyleyse, rüyalarımızda bunları görüyorsak başka bir hayattan söz edebilir miyiz ?
hayır..
o kadar çok konuştun ama işte cevabım sana ; hayır..
başka hayatların varlığı, yokluğu meselesine kapılıp gitmeden, şu yaşadığımız şeyin kendince ne kadar kutsal olduğunu farketmeliyiz artık..
evet, nefes alıp vermek çok çok önemli.. yemek-içmek, sevişmek çok çok önemli.. ve bu uğurda hayatta kalmak için gerekirse savaşmak, korunmak, mücadele etmek çok çok önemli..
önemli çünkü bunlar bizim için..
ve tüm bunların gerisinde kalanlar ise bir o kadar basit işte..
ben bu hayatın anlamını çözmüyorum;
çözmeyi reddediyorum..
bu soruyu önüme süren , bana bunu cevapla diyen de kim ?
insan mı, tanrı mı, hayat mı ?
eğer doğru cevap insansa, eh , cevaplamamak ve çözmemek için çok geçerli bir nedenim var demektir..
insan da kim oluyor..
yok tanrı ise, bu da insanın o küçük ama etkili ve yaratıcı hayalgücünün bir eseri olduğu için, az önce söylediğim neden hâlâ geçerli demektir..
doğru seçenek hayatsa; işte o zaman bu cevap kendi içinde ironik bir duruma düşer.. çünkü hayat bana ; - ne olur beni çöz! demez..
beni doğuran anne; - ben senin annen miyim ? demez..
hayatın anlamını aramak bulaşıcı bir virüs gibi kanımıza bilmem kaç yüzbin yıl önce birileri tarafından enjekte edilmiş olsa gerek.. işte bu yüzden din, devlet, ahlak, kutsallar, büyükler, merhumlar, hazretler, azizler, iyiler, kötüler, öbür hayata dair inançlar, cennet-cehennem, şeytan, tanrı, ve melekler var..
işte bu yüzden hep onlar var,
ben yokum..
**
y.a
Yorumlar
hesaplanamazlığı güzel,sürprizleri ve hergünüyle hediye...
hayat birgün;o da bugün...çek hayatı içine derince...bu saniyenin hediyesi budur bence...
Sevgiler...
Yerine de girmiyor çıkarttığımın çivisi, deliği kocaman oldu çünkü...
Ee napcaz, o yeni dünyayı bekleyeceğiz mecburen hatta onun çivisini çıkarmak için hayvanlar gibi, psikopatlar gibi, katiller gibi, tecavüzcüler gibi, insan yiyiciler gibi salyalarımızı akıtarak elbiselerimizi yırtarak tırnaklarımızla, dişlerimizle, cinsel organlarımızla saldıracağız atılacağız üzerine bekaretini saklayan erdemlerin...
Çok beğendiğim dostum. Her zaman farklısın, farkındasın.