göçebe




evet, şimdi bana karşı büsbütün nazik davranıyorlar, yaşımdan dolayı bu! başkalarını rahatsız etmemi, kaçık acayip taraflarımı hoş görüyor, ihtiyarlığıma bağışlıyorlar.. sen, elinde pergel: "bunca zamandır yazdın çizdin de ondan sayıyorlar seni!" diyeceksin.. fakat öyleyse bana bu sevgi ve saygıyı, hak ettiğim o gençlik yıllarında göstermeliydiler; şimdi buna hiç de öyle layık değilim herhalde.. kimseden, hiç kimseden, elli yaşından sonra aşağı yukarı eskisi kadar güzel yazması beklenemez; bu yaşdan sonra bir ilerlemeden, ancak budala veya benciller dem vurabilir..

evet, kendime özgü bir yazarlığım oldu; çoğundan daha iyi bir yazarlık; bunu iyi biliyorum.. ama bunda benim fazla bir başarım yok, çünkü ben doğuştan yetenekliyim bu işe.. böyle bu..

aksini de denedim, fark etmedi; kendi kendime düşündüm yani: bunu bir başkası söylemiş olsaydı! eh, başkaları da zaman zaman herhalde söylediler bunu, ama bana bir etkisi olmadı.. ben daha ileri gittim, kendimi başkalarının edebi küçültmelerine, bile bile hedef ettim, ama bunun bana bir zararı olmadı.. şu halde yaptığımdan eminim ben.. buna karşılık, yaşayışım, bana önemli bir öz kazandırdı.. bu öze saygı gösterilmesini istemek hakkım şüphesiz, çünkü onun elde edilmesine benim de epey emeğim geçti.. beni değersiz bir adam yapıp çıkmalarında sahtekârlık var tabii.. ama bizde bir öz bulunuyorsa bu yutturmacaya da katlanabiliriz..

sen gerek yazarlığım, gerekse doğuştan yeteneklerim ve bu yetenekleri değerlendirmede gösterdiğim çabalar bakımından şişirildiğimi iddia eden daha başkalarından da cümleler aktarabilirsin.. bense sadece şu doğru ve gerçek iddiada bulunmak isterim; bütün bu ihtişamı şimdi saygıdeğer bir yaşa gelmiş olmama borçluyum; ama aslında yanlış birşey bu bence..

bu görüşleri, gençleri; yaşlıların gerisinde utanmadan ve yeteneklere düşman bir halde, dize getirmek zor değil çünkü.. yaşlılığa sırf yaşlılık diye saygı gösterilmemelidir; yaşlılık insanlığın ilerleyişini köstekler, ona engel olur.. ilkel kavimler bile yaşlılardan nefret eder, kendilerini onlardan ve engellerinden kurtarmakta tereddüt etmezler.. ben evvelce bu payeyi büyük ölçüde hak etmiştim, ona kıymet de veriyordum.. şimdi birçok bakımdan daha iyi durumdayım, onsuz da olabilirim..

fakat bir kere ulaşmışım bu çizgiye.. bir odaya girsem saygılı bir sessizlik başlıyor.. "ne kadar yaşlanmış!" diye düşünüyor odada olanlar; okkalı laflar edeyim diye susuyorlar..

ne tuhaf, ne saçma! oysa ben odaya girdim mi gürültüyle dolmalı ev.. "merhaba ihtiyar dost, yaşlı ahbab merhaba!" demeliler.. "bize usturuplu laflar etme n'olursun! evvelce, şartların iyiyken söylemeliydin sen onları! otur şuraya da ,kocayan adam, arkadaşlık et benimle! fakat ihtiyarlığınla bize gölge etme, engel olma! çağın geçti senin; bu şimdi bizim çağımız.."

işte sözün doğrusu..

köylülerde hâlâ şaşmaz bir içgüdü vardır: ana, kızını; baba, oğlunu basit, kaba işlere koşmaz onlarda.. iyi bir ana dikişi kızına bırakır, ahıra kendi gider.. kız büyür, o da kendi kızına aynı şeyi yapar..

işte içgüdü..

**

göçebe - knut hamsun

çeviri ; behçet necatigil

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta