notlar

*

doğduğunda, emeklerken ve yürürken, koşup sonra da çatıdan atlarken dizini kırdığında, ve elin yandığında, saçların beyazladığında, döküldüğünde, kırıştığında hep tahrip oluyordun evet, ama kabul etmelisin ki biraz da dönüşüyordun.. şimdi açıyorum sargılarını yavaşça.. sen beni tanıyorsun, ellerimi tanıyorsun, beni biliyorsun.. konuşamasan da bunu hissediyorum.. ama umarım.. umarım sevgili dostum ben de seni tanırım.. gözlerinden.. yoksa dokunuşlarından, ve hiç dokunamazsam bir şekilde, işte bir şekilde, umarım tanırım seni yeniden..

ne de olsa sudan kopamıyorum, topraksız olmuyor, hele havasız hiç yaşanmıyor..

**

y.a

Yorumlar

y. dedi ki…
aynaya bakınca gördüklerimden korkmam ben. hilkat garibeleri bile korkutmuyor beni, elephant man'i seyrettiğimden beri normal sayılandan korkuyorum.
yerle gök arasında yuvarlanırken, balçık balıkları bile su olmadan maksimimum dört yıl yaşayabiliyor. durduğun yerde çözünce sargılarını (hani çok eminsin ya seni tanıdığından) umarım senin onu tanıdığın kadar o da seni tanır, umarım tanır. onarım kadar, başkalaşım da mümkün.

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta