özgürlük
*
- akvaryumdan zıplayan balığın öyküsü..
özgürlük nedir diye sordum insana.. kafasını kaldırıp parmağıyla bulutları işaret etti.. ve bana özgürlüğün kuşlar gibi uçmak, gökyüzünde süzülmek olduğunu anlattı bilgece.. ben de uçarak gidip kuşlara özgürlüğü sordum ; kanat çırpmaktan yorulmuş, ve su içmek için konacak bir göl kenarı arıyorlardı.. içlerinden bilge olanı aşağıda tozu dumana katarak göle doğru ilerleyen ceylan sürüsünü gagasıyla işaret ederek ; -şu yaramazları görüyor musun.. ne güzel olurdu keşke biz de karada onlar gibi zıplaya zıplaya, neşeyle koşabilseydik dedi.. hemen yere inip toz dumanın arasına karıştım.. ceylanlar o kadar hızlıydı ki neredeyse onlara yetişmem mümkün değildi.. yine de o telaşın içinde bilge ceylan bana özgürlüğün susuzluktan önce peşlerine düşen şu aslanlardan kurtulmak olduğunu söyledi.. rahatsız etmek istemezdim ama kovalamacanın ortasında bilge aslana da aynı soruyu sorma cesareti buldum kendimde.. zaten bilse bilse o bilirdi, ne de olsa herkes ondan korkuyor, tüm canlılar ondan kaçıyordu.. özgürlük nedir dedim çekinerek ; o da bana bu tür konulara ayıracak vakti olmadığını, şu an midesinin karnına yapıştığını ve çok susadığını, eğer bugün bir tane bile ceylan yakalayamazsa bunun benim yüzümden olacağını, işte o zaman özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu bana göstereceğini söyledi kaşla yele arasında öfkeyle kükreyerek..
sanki hiç orada değilmişim gibi sessizce çekildim aslanın ve ceylanların arasından.. tüm umudum tükenmiş, çırpınışlarım boşa gitmişti.. özgürlüğü bulamamıştım.. artık son nefesimi vermek üzereydim..
neyse ki bir el uzandı ve beni yerden alıp ait olduğum yere, suya bıraktı..
**
y.a
- akvaryumdan zıplayan balığın öyküsü..
özgürlük nedir diye sordum insana.. kafasını kaldırıp parmağıyla bulutları işaret etti.. ve bana özgürlüğün kuşlar gibi uçmak, gökyüzünde süzülmek olduğunu anlattı bilgece.. ben de uçarak gidip kuşlara özgürlüğü sordum ; kanat çırpmaktan yorulmuş, ve su içmek için konacak bir göl kenarı arıyorlardı.. içlerinden bilge olanı aşağıda tozu dumana katarak göle doğru ilerleyen ceylan sürüsünü gagasıyla işaret ederek ; -şu yaramazları görüyor musun.. ne güzel olurdu keşke biz de karada onlar gibi zıplaya zıplaya, neşeyle koşabilseydik dedi.. hemen yere inip toz dumanın arasına karıştım.. ceylanlar o kadar hızlıydı ki neredeyse onlara yetişmem mümkün değildi.. yine de o telaşın içinde bilge ceylan bana özgürlüğün susuzluktan önce peşlerine düşen şu aslanlardan kurtulmak olduğunu söyledi.. rahatsız etmek istemezdim ama kovalamacanın ortasında bilge aslana da aynı soruyu sorma cesareti buldum kendimde.. zaten bilse bilse o bilirdi, ne de olsa herkes ondan korkuyor, tüm canlılar ondan kaçıyordu.. özgürlük nedir dedim çekinerek ; o da bana bu tür konulara ayıracak vakti olmadığını, şu an midesinin karnına yapıştığını ve çok susadığını, eğer bugün bir tane bile ceylan yakalayamazsa bunun benim yüzümden olacağını, işte o zaman özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu bana göstereceğini söyledi kaşla yele arasında öfkeyle kükreyerek..
sanki hiç orada değilmişim gibi sessizce çekildim aslanın ve ceylanların arasından.. tüm umudum tükenmiş, çırpınışlarım boşa gitmişti.. özgürlüğü bulamamıştım.. artık son nefesimi vermek üzereydim..
neyse ki bir el uzandı ve beni yerden alıp ait olduğum yere, suya bıraktı..
**
y.a
Yorumlar
tıpkı ot olmak gibi (bk. yandaki yazınız).
Ot olmanın bile kendince bir ağırlığı, sorumluluğu vardır. Özgürlük adına böyle güzel bir yazı yazan biri otu neden küçümser ki?