döngü

*

bir an aklımdan şunlar geçip gitti ;

bana öyle geliyor ki uzayda hiç sapmadan düz bir doğrultuda seyahat ediyor olsaydık, tıpkı dünyada olduğu ve olacağı gibi yine başladığımız yere varırdık..


herşey içinin bir kopyası olarak dışına vuruyor, ve bu kopyalar sürekli bölünerek çoğalıyor, belki şekil değiştiriyor ama özünde aynı çekirdeğe bağlı..

*


hani internet insanlara özgürlük sunuyordu.. böyle bir tanım var, ve belki de bu internete özgü bir özgürlüktür.. işte ben ona kümes özgürlüğü diyorum.. geçmiş yüzyılları, diğer tüm tarih öncesi çağların birikimine günümüz teknoloji ve kültürlerini de ekleyerek edindiğim fikir şimdilik şu ki;

insan kendi adına ne kadar ileri giderse gitsin, neyi keşfederse keşfetsin, gittiği yerde mutlaka gruplaşacak, ve mutlaka bir kümesçilik olacak..

*

ısrarla mail yoluyla facebook, twitter gibi büyük kümeslerden bana taciz atışları geliyor.. demek ki ilericilik, gelişme diye bir şey yok.. hep aynı tutkuyla birbirimize bağlanıyor, kopmak istemiyoruz.. ya da bu tutkuyu birileri iyi kullanıyor ve ondan fayda sağlıyor.. biz de sıra sıra dizilip takip ediyoruz birbirimizi.. ve aynı kümesin aynı tarına tünüyoruz.. ötüşümüz farklı olsa kaç yazar..


çok açık anladım ki insan toplu halde yaşamaya programladı kendisini.. şöyle olsaydı diyorum; dağınık yaşasaydık, ve her birimiz kendi başının çaresine baksaydı, arada bir pazar yerleri gibi alanlarda buluşsaydık.. dertleşip hasret giderseydik, eğlenseydik, başımızdan geçen maceraları paylaşsaydık, sonra yine burnumuzun ucu nereyi gösteriyorsa, gözlerimiz ne kadar uzağı kestirebiliyorsa o kadar uzaklaşsaydık birbirimizden..

çünkü kâinat bunu böyle yapıyor..

şu an hayal gücümüzün dahi kaldıramayacağı hızlarda devasa gezegenler, ve bulutsu yıldız kümeleri birbirlerinden hızla uzaklaşıp, ayrışmakta..

uzaklaşmak arayı açmak değildir belki.. hem zaten nasıl olsa başladığımız yere varmayacak mıyız.. bu yazıda olduğu gibi..

**

y.a

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta