Düşünlerim

the smiths - rubber ring
"you are sleeping, you do not want to believe.."
*
inanmak istemeseniz de aşk, bir zamanlar yoktu.. onu ellerinizle yoğurarak siz var ettiniz.. ateşe atıp bir güzel pişirdiniz..
şimdi yanan sizin eliniz, sizin kalbiniz..
ve yine ister inanın ister inanmayın aşktan çok daha önceleri, cinsellik vardı..
o, tüm yaşam tarihi boyunca varlığını olanca gücüyle sürdürürken doğada ona karşı saf değiştiren tek varlık insan oldu.. diğer türler çılgın bir görev aşkıyla üstüne düşeni kusursuzca yerine getirirken, insanlar bir masanın etrafında toplanmış aralarında kurallarını ve yasaklarını kendilerinin belirlediğini sandıkları bir oyunu oynuyorlardı.. ahlak oyunu..
bu oyunda ahlakçıların ellerinde önemli ve kutsal saydıkları aşk varken, cinsellik avuç içinde, ceketin gizli bölmesinde, apış aralarında gizlenen yegane karttı.. oyunun gidişatını değiştirebilecek güçte bir joker..
oysa asıl oyun doğanın bizzat kendisinin yönettiği oyundu.. kurgusu elimde şekillenmeyen, benim, ya da başkalarının lafına bakmayan, gözyaşlarını, kasılmaları takmayan doğa insanları karşısına almış, kaybedecekleri kesin olan oyunda elindeki bu çok güçlü kartı göstere göstere ahlakın gözüne sokuyor, ve ahlak yaratıcılarının apış aralarını terletiyordu..
tüm varlığıyla evren göz bebeklerimin içine bakıyordu.. kaşlarını çatmış, biraz da kızmıştı;
- ne işin var burada, bu insanların arasında.. kim bunlar ?
yanlış giden bir şeyler vardı karta bakınca..
pas dedim..
kalkıp saf değiştirdim ve ait olduğum yere geçtim.. şimdi kendi türümün karşısındaydım, yanımda iki tilki kurnazca kıkırdıyor, kargalar gagalarını vurarak ağaçlara, bana hoşgeldin diyordu..
sonra da bu kuru sıkı oyundan canı sıkılan doğa çatallı diliyle tıslayarak nefesini içine çekti ve göbeğini şişirdi;
- evet beyler, şimdi elinizi görelim..
**
y.a
Yorumlar
ve ayrıca okadar güsel anlatmışsın ki aşk dediğin şey hayata duyulan bi arzu