Kokteyl


(by thomas allen)

*

- bir sarhoş için dolu kadeh, herşeydir..

*

siyah ve saten..

libidoyu körükleyen bu iki kelimenin bütünleşip şeffaf bir örtüye dönüştüğü yer handanın pürüzsüz, buğday rengi sırtını açıkta bırakan yırtmacı ayak bileklerine kadar inmiş derin dekoltesiydi..

bu, ilk bakışta ince bir yarıktan sızan gün ışığı, ikincisinde güneşin batışındaki kızıllık, ve dayanamayıp tekrar baktığınızda ise geceyi aydınlatan bir kadın teniydi..

etrafında turlayan azgın sürünün bakışlarına aldırış etmeksizin bara yöneldi.. onun için çoktan hazırlanmış olan vişne, limon, portakal ve brendi karışımı kokteyli, barmen içi inci dolu bir kaseyi sunar gibi özenle handana uzattı..

fakat bu ilk kadeh takdimine hiç de yakışmayan bir tarzda hızla kadının ağzına boşaldı ve memnuniyetin ifadesi olarak kenarına bırakılan çürük vişne rengi lekesiyle boş kadeh; dolusu için barmene gönderildi..

barmen ikinci kokteyli hazırlarken, kadın etrafında kümelenmiş erkek sürüsünü incelemeye başladı.. kiminin yüzü, çocuk emziren bir kadın yüzü gibi pelteleşmiş ve besili görünürken , kimi de henüz boşanmış, terk edilmiş, ya da zili bozuk bir kapının sokağa bakan tarafında kalmış içeri alınmayı bekleyen bir zavallı gibi bara yaslanmış çaresizce içkisini yudumluyordu..

yitik insanlar

gerçekten yitik insanlar

dertlerinin farkında olmayan, belki de unutmak için sürekli kadeh doldurup boşaltan insanlar..

irili ufaklı, iyi giyimli, kirli sakallı, traşlı, sert ve yumuşak, şişman ve zayıf adamlar..

hepsinin de ortak özellikleri paralı, sarhoş erkekler olmaları bu barda..

bir de yüzlerine yayılmış bayık, koca sırıtışlar..

- bu yeterince adil.. dedi içinden, gülümseyerek kokteyli yudumlarken..

ateşi ilk yakan erkek diğerlerinden daha cesaretli görünüyordu.. taburesinden kalkıp barmene göz kırparak, eliyle “hesap benden!” gibisinden bir işaret yaptı..

kadınının yanına yaklaştı ;

- dilerim gecenin sonunda bu güzelliği unutacak kadar sarhoş olmam..

handan için her gece duymaya alıştığı sıradan iltifatlardan biriydi bu da, yanıtı gecikmedi ;

- dilerim o kadar paran vardır..

beklediği cevabı almış olmanın verdiği rahatlıkla, gülümsemeye devam etti adam.. gözlerinde bir ışık vardı.. aslında tavan spotlarından yayılan ışıktan başka bir şey değilse de o an gözlerinin doğal parıltısı gibi göründü handana..

zaten ışıklar her zaman büyüleyicidir, doğru anlarda, doğru zamanlarda..

fakat şimdi büyülenen biri varsa, o da siyah takım elbiseli, uzun boylu, geniş omuzlu, keskin yüz hatlarını hamur yanaklarına yayarak beklediği cevaba tahliye kararı çıkmış biri gibi handanın yuvalarından fırlamasına ramak kalmış dolgun memelerine karşı sırıtan şu adamdı..

- bu barın sahibiyim.. öyle bir sorun olacağını sanmıyorum..
- öyleyse bir kadeh daha istiyorum..

barmenin durumu anlaması için sahibinin gözlerine bakması yeterli geldi.. üçüncü karışım kadehe dolmaya başlamıştı bile..

bu arada sürü dağılıp küçük gruplara bölündü ve bardaki diğer kadınları koklamaya başladı..

- daha önce buralarda hiç görmemiştim sizi..

handan dumanlı bir nefes çekti sigaradan.. kadehiyle boğazını temizledi.. yenisi için adama baktı, adam da gözlerini sabitlediği yuvalardan çevirmeden eliyle barmene işaret etti..

en son çalıştığı barda yaşananlar geldi gözünün önüne.. kısa bir süre, birkaç saniye diyelim şuna..

önceki barda da buradakine benzer sürüler vardı.. onun yüzünden kavga çıkmıştı.. tabureler, bardaklar, şişeler, masalar havada uçuşmuş ve birileri ağır yaralanmıştı..

tüm bunlar olurken o, barın arkasına saklanmış korku dolu gözlerle içkisini bitirmeye çalışıyordu..

söylediğim gibi sadece birkaç saniye sürdü olanları yeniden hatırlaması..

dolu kadeh önüne gelir gelmez gözleri titremeden adamın gözlerinin içine donuk bir ifadeyle bakarak içkisini bir dikişte bitirdi ve "barları eskitmek biraz zaman alıyor.." dedi..

adam bunu bir ışıltı, bir işaret olarak kabul etti..

*

burada biraz soluklanmak gerek..

neydi şu eskiyen şeyler ?

kullandığımız eşyalar, sürekli tekrarlanan işler, aynı insanlarla birlikte olmak, geçen aynı zamanlar, sözler, yazılar, ve birçok şey..

bir şeyler eskir mi ?

yoksa biz mi eskiyoruz bu süreç içinde ?

bunu anlamak için çerçevesi eskimiş o aynaya, geride kalan zamana, ve elimizdekilere bakmak yeterlidir sanki..

handan bunların cevabını elbette iyi biliyordu bilmesine ama kendini kandırmayı seçmişti..

çünkü başka türlü altından kalkabileceği bir yaşam değildi barlarda şarkı söylemek..

*

- öyleyse sizi burada daha sık görmeyi umuyorum.. dedi bar sahibi..

yaramaz kız gülümsedi;

- kadehim boş kalmayacaksa, neden olmasın..

*

bazı detaylar, bazı durumlarda bir detay olduğu belirtildiğinde farkedilir.. çünkü okuduğumuzda sadece yazılanları okuruz.. oysa bu sizin dünyanız, sizin barınız.. bu kadınla, bu erkekle konuşan sizsiniz..

farkettiniz mi..?

kadın bar sahibiyle cilveleşirken arkalarda bir masada, sürüden ayrılmış iki kart erkek oturmuş onları izliyor..

bu adamlar daha önce yukarıda bahsi geçen diğer bardaki kavgaya karışmış olanlardan başkası değil..

ve niyetleri gerçekten kötü..

içlerinden birisi, dudağı ve kaşı patlamış, yüzü yara bantlarıyla dolu olan, görüntüsü yaralı, fakat görünümüyle vahşi bir hayvanı andıran adam, ayağa kalktı..

bir mumya gibi yaklaşarak kadını ve sürekli kadehini tazeleyen adamın arasına kara kedi gibi girdi..

handanı kolundan tutup sert bir biçimde kendine doğru çekti..

- yürü! gidiyoruz!
- bırak kolumu hayvan!
- sana gidersin dediğimiz de gidersin kadın!

bir erkeğin kadınlara içki ısmarlamak ve iltifat etmesi dışında başka görevleri de olduğunu hatırlayan bar sahibi hızla yerinden kalktı.. kendisinden daha kısa ve sıska, yüzü sargılarla dolu olan mumya adama okkalı bir kafa attı..

bunun üzerine masada oturan diğer adam yerinden fırladı ve kalkarken sandalyesini eliyle kaptığı gibi bar sahibine fırlattı..

sandalye adamın üstünde parçalara ayrılırken barmen eline geçirdiği shakerı ilk hamleyi yapan mumyanın kafasına doğru salladı..

tam isabet!

kafası da yarılmıştı şimdi.. mumya sersemledi ve bir kütük gibi yere yıkıldı..

sürü içinde bulunan ve diğer barın adamları oldukları yüzlerindeki sargılardan belli birkaç kişi de ellerine geçeni etrafa fırlatmaya, ortalığı kırıp dökmeye başladı..

handan bu görüntüleri iyi hatırlıyordu.. daha önce de tecrübe ettiği bir şeydi.. yine de şaşkındı biraz.. ne vakit gelmişti adamlar? hiç tereddüt etmeden barın arkasına atladı..

yeni patronu yerde kötülerle boğuşurken eski bir sehpanın altına sinip çıplak sırtını bar duvarına yasladı ve kavganın bitmesini beklemeye başladı.. sanki zaman geçmek bilmiyor, kavga uzadıkça uzuyor, bitmiyordu..

çaresizce gözlerini kıstı, kendisi için hazırlanan kokteyle uzandı ve kadehi ağır ağır yudumladı..

doğrusu da buydu zaten..

**y.a

Yorumlar

Aşk ve Zehir dedi ki…
gece siyahtı, handan siyah ve satendi...
hayat siyahtı, yaşamak siyah ve iğrençti...

ve Handan sadece bir araçtı O kadın için ve hayat devam etti eskiyerek ve eskiterek...

Doğrusu buydu çünkü, amaç için aracın olacak ki devam edesin!..
Emre Küçükoğlu dedi ki…
Dimağına sağlık

Handan'ı ben de sevdim ama... Onun için kavga ederim ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta