İçimdeki Deprem
*
az kaldı..
ama önce müsaade et,
şu şişeyi de bitireyim
boşları toplar
erimiş mumları kazırım
sonra masayı da silerim..
ve borcumu da
elbet bir gün öderim..
ha unutmadan
beni görmedin
buraya hiç gelmedim
içmedim,
dağıtmadım..
anlaştık mı ?
anlaştık..
koltuğunun altına girip, kapıya kadar yardımcı oldum..
adam sızmış masada,
hırsızın şerefi yok ki
çalmışlar bacağını..
korsan gibi girişi vardı
paldır küldür
tahta sesler çıkartarak
yerleri acımadan döğerek
gelip yaslandı bara..
ayık kafayla anlattı hepsini..
depremi,
kaybettiği eşini,
çocuklarını..
sonra kızılayın bağışladığı
bu tahta ayağı..
bir viski!
bir tane daha!
hayırdır ?
kriz mi var ?
doldur şunu
doldur..
bırak!
bilmiyorsun bu işi..
ver şu şişeyi!
*
adam içtikçe
o asabi yüz
mum gibi eridi
gözleri
daha bir sabit,
daha bir derin
sertliği
kaybolup gitti..
susuverdi..
sessizliğini,
geçmişini dinledi
yeniden
ve yeniden
içindeki
artçı sarsıntıları,
sıkıştıkları
o beton blokları..
daldı..
uyur gibiydi…
şişe düşünce elinden
barut gibi parladı..
- ulan bu kaçıncı ağlayışın, zırlayışın şerefsiz remzi!
söylendi durdu
ağladı durdu..
barda dostum dediği herkese küfretti..
dostu bildiği herkes de ona..
başı masaya düşmeden önce elimi sıkıca tuttu..
- benden buraya kadar..
sonra da sızdı
ben de onunla..
*
o vakit kapmışlar bacağı..
emaneti koruyamadık be remzi!
asıl şimdi kaybettik bacağı!
ne hesabını tuttum
içtiklerinin
ne
de
kırdığın taburelerin..
hepsini toplasan
bir ayak etmez
etmez değil mi remzi…
**
y.a
az kaldı..
ama önce müsaade et,
şu şişeyi de bitireyim
boşları toplar
erimiş mumları kazırım
sonra masayı da silerim..
ve borcumu da
elbet bir gün öderim..
ha unutmadan
beni görmedin
buraya hiç gelmedim
içmedim,
dağıtmadım..
anlaştık mı ?
anlaştık..
koltuğunun altına girip, kapıya kadar yardımcı oldum..
adam sızmış masada,
hırsızın şerefi yok ki
çalmışlar bacağını..
korsan gibi girişi vardı
paldır küldür
tahta sesler çıkartarak
yerleri acımadan döğerek
gelip yaslandı bara..
ayık kafayla anlattı hepsini..
depremi,
kaybettiği eşini,
çocuklarını..
sonra kızılayın bağışladığı
bu tahta ayağı..
bir viski!
bir tane daha!
hayırdır ?
kriz mi var ?
doldur şunu
doldur..
bırak!
bilmiyorsun bu işi..
ver şu şişeyi!
*
adam içtikçe
o asabi yüz
mum gibi eridi
gözleri
daha bir sabit,
daha bir derin
sertliği
kaybolup gitti..
susuverdi..
sessizliğini,
geçmişini dinledi
yeniden
ve yeniden
içindeki
artçı sarsıntıları,
sıkıştıkları
o beton blokları..
daldı..
uyur gibiydi…
şişe düşünce elinden
barut gibi parladı..
- ulan bu kaçıncı ağlayışın, zırlayışın şerefsiz remzi!
söylendi durdu
ağladı durdu..
barda dostum dediği herkese küfretti..
dostu bildiği herkes de ona..
başı masaya düşmeden önce elimi sıkıca tuttu..
- benden buraya kadar..
sonra da sızdı
ben de onunla..
*
o vakit kapmışlar bacağı..
emaneti koruyamadık be remzi!
asıl şimdi kaybettik bacağı!
ne hesabını tuttum
içtiklerinin
ne
de
kırdığın taburelerin..
hepsini toplasan
bir ayak etmez
etmez değil mi remzi…
**
y.a
Yorumlar