mısır
*
oradaydılar!
ellerinde, ağzına kadar tepeleme patlamış mısır dolu devasa kovalarla.. bu defa ailece kalabalık bir şekilde gelmişlerdi.. sayıca bizden üstünler, üstelik cephaneleri de çok fazla.. film başlamadan önce verilen fragmanlar ve reklamlarda kesinlikle o cephaneyi harcamayacak kadar akıllı davrandılar.. fazlasıyla konsantre olmuşlardı.. hiç sesleri çıkmıyordu, doğruca perdeye bakıyor, filmin başlamasını bekliyorlardı..
ve film başladı..
o anda başlattılar saldırıyı.. mısırlar havada uçuşuyordu.. tanrım! dedim.. bu açlık.. o kadar kötü bir şey ki.. içlerinden birisi iki elini kovaya daldırmış ağzına mısırları basarken, ondan daha profesyonel olanı kafasını çoktan mısır kovanına sokmuştu bile!
three kingdoms : resurrection of the dragon (ejderin dirilişi) filmini izlerken, perdede onbinlerce çinlinin birbirleriyle kıyasıya çarpışmasından gözüm ister istemez patlamış mısır avcılarına kayıverdi..
sayıca çinlilerden kalabalık yüzbinlerce mısır gözümün önünde uçuşurken, nasıl kaymasın..
- benim kova bitti baba! seninkini versene!
- oğlum yavaş ye demiyor muyum sana! daha film yarı olmadı lan! yavaş ye biraz! zibidi!
(- biraz da sessiz olsanız..) demek isterdim. lakin, çok kalabalıktılar ve benimse sadece bir adet soğumuş kahvem vardı..
onlara karşı savunmasızdım..
bir filme girmeden önce etrafı gözlemlemekte fayda var.. izciler göndermek gerekir aslında.. son dakikaya kadar beklemeli bilet almak için.. patlamış mısır avcılarının olduğu bir salonda , dokuz dalda oscar alan bir film de oynasa,
ağzıyla kuş tutsa!
ve üstüne böylesine mükemmel bir filmi izlemek için, bir kova da mısır teklif edilse..
asla..
**
y.a
oradaydılar!
ellerinde, ağzına kadar tepeleme patlamış mısır dolu devasa kovalarla.. bu defa ailece kalabalık bir şekilde gelmişlerdi.. sayıca bizden üstünler, üstelik cephaneleri de çok fazla.. film başlamadan önce verilen fragmanlar ve reklamlarda kesinlikle o cephaneyi harcamayacak kadar akıllı davrandılar.. fazlasıyla konsantre olmuşlardı.. hiç sesleri çıkmıyordu, doğruca perdeye bakıyor, filmin başlamasını bekliyorlardı..
ve film başladı..
o anda başlattılar saldırıyı.. mısırlar havada uçuşuyordu.. tanrım! dedim.. bu açlık.. o kadar kötü bir şey ki.. içlerinden birisi iki elini kovaya daldırmış ağzına mısırları basarken, ondan daha profesyonel olanı kafasını çoktan mısır kovanına sokmuştu bile!
three kingdoms : resurrection of the dragon (ejderin dirilişi) filmini izlerken, perdede onbinlerce çinlinin birbirleriyle kıyasıya çarpışmasından gözüm ister istemez patlamış mısır avcılarına kayıverdi..
sayıca çinlilerden kalabalık yüzbinlerce mısır gözümün önünde uçuşurken, nasıl kaymasın..
- benim kova bitti baba! seninkini versene!
- oğlum yavaş ye demiyor muyum sana! daha film yarı olmadı lan! yavaş ye biraz! zibidi!
(- biraz da sessiz olsanız..) demek isterdim. lakin, çok kalabalıktılar ve benimse sadece bir adet soğumuş kahvem vardı..
onlara karşı savunmasızdım..
bir filme girmeden önce etrafı gözlemlemekte fayda var.. izciler göndermek gerekir aslında.. son dakikaya kadar beklemeli bilet almak için.. patlamış mısır avcılarının olduğu bir salonda , dokuz dalda oscar alan bir film de oynasa,
ağzıyla kuş tutsa!
ve üstüne böylesine mükemmel bir filmi izlemek için, bir kova da mısır teklif edilse..
asla..
**
y.a
Yorumlar