inanç

*
inanç diye birşey var..
bu öyle bir hastalıktır ki insan inandığı için kendini zinde ve sağlıklı hisseder,,
ötesi yoktur..
inanmıyorsa eğer; -sanki başka bir izahı yokmuş gibi-
inkârcıdır..
şu işe bak!
kelimesi bile kulağımı tırmalıyor; inkârcı! kafama taş atıyorlar adeta..
inancın çeşitleri de var; tanrıya inanmak, sevgiye, aşka inanmak, insanın üstün olduğuna ya da alçak bir tür olduğuna inanmak, böyle uzun bir liste hazırlanabilir..
ayrıca bütün bu inançların kaynağı dışarıdan bir yerlerden gelmez,
-evet gelmez-
o içten içe kaynar, yükselir ve en sonunda taşar..
artık o saatten sonra gördüğün, hissettiğin, inandığın şeyle başbaşasın, başkası için anlamı yoktur bunun, sadece senin içindir..
aramızda kalsın ve inananlar duymasın, - duysa da inanmaz zaten -;
ben buna kişinin birşeye kendini inandırması diyorum..
o bir çeşit müziktir, duvarlara resim yapmaktır, dans etmek gibi bir yetenektir,,
çünkü sanatçı(sen) seni sözleriyle ve kanıtlarıyla ikna etmiştir inanmaya,,
aslında bazen bunlara(ve kendine) bile ihtiyaç duymazsın..
öylece inanmak gelir içinden.. ah, işte sanatın büyülü dünyası! büyülü gücü!
bu nedensizlik dahi sana çok anlamlı, manalı gelir..
bir işaret fişeği fırlatılmıştır, o yıldız aniden parlamıştır, ve sadece senin için parlamıştır üstelik,,
böyle düşünürsün..
insan, gördüğü sıradışı şeylerin peşinden gitmeyi pek sever.. keramettir, mucizedir adı.. ona inanır, ve inancını o şeyle kutsar..
ama düşün, bir boyutu daha aşmış gözlerin;
şimdi bir başka bakıyorsun hayata..
peki sana ne verdi bu?
- daha koyu bir inanç..
ya senin ışık dediğin o parıltılı yıldız, gözlerini alan alaca bir karanlıksa..
inancın boyunu aşmış çoktan, böyle artık daha bir koyusun,,
sakalın da uzadı, saçların beyazladı..
gözlerin eskisi gibi iyi görmüyor ihtiyar adam
şimdiye kadar hep birilerinin, birşeylerin peşinden gitmiştin,
ve yorulmuştun..
ama bak,
şimdi onlar senin peşinden geliyorlar,,
çünkü sana inanıyorlar..
y.a
Yorumlar