biber gazı, ya da insanları dağıtmak için kullanılan o diğer gazlar adları ne olursa olsun, verdikleri zarar bakımından hepsi de birer kimyasal silahtır, sana, çevrene bir şekilde zarar verir, canını bile alır,, bu ve diğer silahları hep isyanları bastırmak, kaosu önlemek adına kullanan hükümetler, devletler ne kadar büyük bir insanlık suçu işlediklerinin yeterince farkında değiller,, bir insanın düşünüyor, üretiyor, sorguluyor ve tepkisini gösteriyor olması o kadar güzel, öyle muhteşem birşeydir ki bununla ne kadar övünse azdır aslında,, her biri böyle olan bireylerden oluşan bir toplumu düşünmek, ne güzel bir rüya! adına polis denen bu zırhlı yaratıkların yaptıkları şey sadece kalabalığı dağıtmak değil, her birimizin içindeki o asil duyguyu yok etmek istiyorlar, sizleri gören ama incelemeyen, dinleyen ama sorgulamayan, tepkisiz, eylemsiz yaratıklara dönüştürüyorlar,, toplum olmaktan çıkıp sürüye katılmanız için,, sonra arkanızdan bir değnek, bir deh sesi,, ve nereye ...
en derin sessizlikte, karanlık bir kuyuya küçük bir taş atıldığında, o sığ ve bulanık suya taşın düştüğü an çıkan sese dikkat kesiliyor, ve bu ses hakkında bir fikir sahibi olabiliyorsanız bunu öncelikle o sessizliğe borçlusunuz, kulaklarınıza değil..
düşünüp taşındım, ve anladım ki en samimi, en içten yakarış, en saf duygularla kağıda dökülen duygular hep yarım kalıyor„ sonunda asla bir nokta, ve bir sonuç cümlesi olmadan öylece kalakalıyor masada„ yanıbaşında ucu kırılmış bir kalem, ve kanepeye uzanmış tükenmiş bir beden.. en içten duygular asla anlatılamaz, yazılamaz, çizilemez„ bu dünyada hiçbir güç onları çizgilerle ve renklerle anlatamaz..
Yorumlar