Kayıtlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hasta

kalpsiz de yaşanır, beyinsiz de suda bir balık gibi, bir kavanozun içinde su gibi bir kavanoz gibi içine aldığın herşeyle birlikte ve tümden boşken için, evet, böyle de yaşanır.. y.a

spartacus

Resim
saygı bizde el öpmekle eşdeğer; oysa bir barbar sadece yenildiğinde el öper, o da hala hayattaysa.. bu dizide çok fazla kan olduğunu, abuk sabuk görüntülerle dolu saçma sapan ucuz bir dizi olduğunu söyleyenler, çok merak ediyorum hangi gözlerle izlediniz, kulaklarınız yeterince duyuyor mu;   köle spartacus tutulduğu yerden bir gladyatör olarak yanına arkadaşlarını da alarak kaçıyor, kaçarken de katliam yapıyor, sonra romalı asillere karşı bir isyan başlatıyor vesaire.. gerisi kan revan, şiddet içerikli, seks dolu anlamsız bir dizi işte.. hepsi bu mu ? asıl ahlaksızlığın ne olduğunu göstermiyor mu ?   cinsellik nedir ?   tercihlerin, kimi sevdiğinin,   kiminle yattığının ne önemi var ?   o dizide gay, eşcinsel, lezbiyen, ya da günlük dilimizde şekillenmiş herhangi bir cinsel kimliğin kullanılmadığını da görebiliyor musunuz ? çok mu aşağılık bir durum bu, yoksa gerçekten bir zamanlar bizim için etiketlerin şu an olduğu kadar önemli ve hassas olmamasının nedeni ne...

şiir

bir şiir yazsam, hemen şimdi.. henüz yazmışken onu ilk ben okusam ama olmadı sırtıma yaslanmış bir çift meme bir çift göz, sıcacık bir çift dudak buğulu bir ses son mısrasında beni yakalayıp içine aldı, şiirin.. y.a

renkler

Resim

notlar

binmek ve oturmak farklı eylemlerdir tıpkı sarılmak ve kucaklamak gibi öpmek istediğinde ille de bir dudak arıyorsa dudakların söylüyorum işte, sen tam bir budalasın otur oturduğun yerde ve sakın sarılayım deme! y.a

hasta

Resim
kıldan ince kılıçtan keskin olan çizgidir bu; biz her zaman isteklerimizin ya da istemediklerimizin gölgelerinde yaşarız „ ne zaman bir gölgemiz olmaz, işte o zaman inancın ve korkunun da bir önemi, hiçbir anlamı kalmaz.. genellikle şunu daha en başlarda unuturuz; bir gölge her zaman ışıkla gelir, ışık aydınlıktır göz alıcı, köreltici, ve karanlıktır.. y.a

notlar

Resim
bu tarih, bu antikalar, yazıtlar ve dahası; şimdiden gübreye dönüşmüş şu cesetler hiç ilgimi çekmiyor artık..  milyonlarca yıllık bir taşa dokunuyorum,  yontulmamış hiç,,    dahası; hiç el değmemiş, ona hiçbir değer biçilmemiş.. üstüne bir çizik atıp denize atıyorum biliyorum,  balıkların bile ilgisini çekmeyecek bu taş, bu tarih, bu antika,  ve dahası; ben.. y.a

notlar

şimdi tam yazmaya başlayacağım ya; içimden birşeyler gelmiştir; şöyle bırakıp kendimi akıntıya, bir çöp gibi işte, ama savunmasız da değil; katıksız! şöyle gittiği yere kadar sürüklenip,   en yükseklerden en aşağılara düşeceğim ya yok olmuyor işte! o sırada bir telefon çalıyor,   ya da biri geliyor, kapıya vuruyor, anlamsız birkaç şey soruluyor sonra bir bakmışsın bir adres tarifi verirken kaybolmuşsun.. peki neydi yazacağın ? nerede şimdi o azgın nehir, o güzel, incecik çöp ? kızgınım işte kızgın anlıyor musun, işte bu yüzden seviyorum yanardağı ateşi üstüme yağan külleri.. y.a

hasta

ellerimin tadı yok„ avuçlarımın arasından akıp gidiyor su.. ya ayna nerede! ben ona bakıyorum ama aynanın gözü nerede?   - sana kırıldı! diyor radyoda cızırtılı eski bir ses„ sanırım bir tiyatro, küçük bir piyes belki.. ardından bir müzik giriyor araya„ ellerimi daha sıkı ve kararlı uzatıyorum şimdi;  su topluyor avuçlarım„ bu defa sızdırmıyor ama, taşıyorum.. y.a