cellat
işte yine sabah oluyor.. güneş orada, ama çok uzakta.. bir zamanlar çocukken de beklerdim bu anı.. bazen bulutlu ve yoğun bir gökyüzü olur, onu göremezdim.. ama bulutların arasından sızan ışıkları tek tek yakalar, birbirine bağlardım.. şimdi ise gökyüzü bulutsuz, ve toprak sessiz.. buralarda bir fare var, kendini çok akıllı sanıyor, belki de öyledir, kimbilir.. peşine düşen aç bir kediyi oynattığına göre.. boş ve kırık dökük kasaların arasına kaçıyor, ama kedinin oralara burnunu sokmaya pek niyeti yok.. bu güzel.. açlığını başka şekilde de bastırabilir pek â la.. cebimde iki günlük azığım, gözüm gibi sakındığım kuru, sert bir ekmeğin yarısını ona atıyorum.. bir iki kokluyor ve beğenmiyor, farenin bir şekilde ortaya çıkmasını bekliyor; gebersin o zaman! diyorum içimden.. budala kedi, budala! görürsün sen, sana o fareyi yedirmem! insanlar uykularından fedakâr bu sabah.. meydan bu saatlerde insanlara, kedilere ve farelere bile alışık değildir.. soğuk bir çiğ yayılmış toprağın üstüne, evle...