algı

*

psişik dediğin algılar, deneyimin kendisidir..

olur mu ! bazen öyle şeyler algılıyorum ki daha önce hiç karşılaşmadığım türden, bana yabancı, ve açıklamasını da bir türlü yapamıyorum.. hani ne derler böyle anlar için ; dilimin ucunda! görmemişim, hiç yaşamamışım, bunun deneyimle ne ilgisi var ?

deneyimleyen senmişsin gibi konuşuyorsun..

başka kim olabilir ?

kim değil, kimler..

peki öyle olsun, kimler ?

gözler, kulaklar, burun, dil, seni boydan boya kaplayan derin, ve üstünde yaşamını sürdüren tüylerin, parmakların, parmaklarının ucu, parmak izlerin, ayakların, ayaklarının tabanı, alnın , saçların, döküldüğünde parıldayan kafatasın, içini dolduran beyin sapın, ara beynin, büyük beynin, tüm kıvrımların, ve onların geçmişi.. sayayım mı daha..

tamam tamam yeter.. bu saydıklarının hepsi benim, benim organlarım ve onların uzantıları, her neyse artık.. neden onlardan başka birileriymiş gibi bahsediyorsun, ayrıca bunların algılarımla ne ilgisi var ? hadi var diyelim, yine başa dönüyoruz o zaman, tekrar ediyorum, daha önceden görmediğim, bilmediğim bir şeyi algılıyorsam bu tamamen psişik bir güçtür, benim algımın gücüdür, deneyimle bir ilgisi yok.. çünkü önceden deneyimlediğim şeyler değil..

uykum geldi..

ah, benim de..

iyi geceler..

sana da..

uykucu uyandı uykusundan, gecenin bilmem kaçıydı, yazdı, dışarısı sıcak sıcak esiyordu, belki de bu sıcak esintiydi onu uyandıran, ya da içine bir korku düşmüştü, birşeyler onu uyandırmıştı.. yatağında doğruldu ve karanlıkta bir güzel esnedi, sonra gerindi, ve yine esnedi.. farketti ki tuvaleti gelmişti..

kalktı, düğmeye bastı, ama ışık yanmadı..

birkaç kez daha denedi.. (sanki ilkinde olmayan, ikincisinde olacak gibi bir hisse kapılmıştı belki de..)

ama ışık yine yanmadı.. karanlıkta "el yordamıyla" koridorda uykulu bir halde tuvalete doğru ilerledi..

tam o sırada bir el yüzüne yavaşça, sessizce dokundu..

o anda kalbi patlayacak gibi oldu, çığlık attı, elleriyle, önünde duran adamın yüzünü bir kedi gibi tırmalamaya başladı..

canım! geçti.. sakin ol.. benim !

sen !

evet benim !

deli misin, çıldırdın mı ! bu ne biçim bir şaka !

şaka değil canım.. ufak bir ders sadece..

ne dersi be adam ! kafayı mı yedin !

neden korktun, neden çığlık atıp durdun, neden yüzümü tırmaladın ?

çünkü..

çünküsü yok.. sadece yaptın, hepsi bu.. bunu herkes yapar.. değişik hareketlerle, ve farklı da olsa, bir şekilde mutlaka böyle tepkiler verirler.. üstelik bunlar daha önce hiç başlarına gelmemiş olsa bile.. kendini savunur, ve saldırırsın..

şu an söylediklerinden birşey anlamıyorum, çok gerginim tamam mı! kızgınım, kalbim yerinden fırlayacak gibi..

sigortaları kaldırıp ışığı yaktı.. aydınlıkta gördü ki kadının benzi atmıştı, yüzü bembeyazdı.. dudakları küçülüp içeri çekilmiş, göğsü bir balon gibi şişip iniyordu.. suyu içtiğinde biraz daha rahatladı..

söyler misin, seni bu kadar korkutan şey nedir ? daha önce hiç böyle birşey yaşadın mı ?

hayır yaşamadım..

bence yaşadın.. biri ya da birileri, birşeyler seni gece gafil avladı.. bizi avladılar canım.. canımızı yaktılar.. böylece dersimizi almış olduk, daha dikkatliydik artık.. ama geçen zaman içinde dikkatimiz köreldi, ve okyanuslardan daha derin olan içimizde bir yerlere, gidip en diplere yerleşti..

tâ ki gecenin karanlığında bir el, yüzüme dokunana kadar..

**

y.a

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta