16

*

sahibi olduğumuz şeylere etki ediyor, fakat onlara bir türlü müdahelede bulunamıyoruz.. bundan daha komik ne olabilir ?

onaltılı bir desteden çekilen kartın olasılığı sadece kaç kez çekildiğiyle ilgili değil, aynı zamanda, hangi zamanda çekildiğiyle ilintilidir.. elim kartlara doğru uzanırken geçen süre içinde bu olasılık sürekli kendisini yeniler, ve ihtimaller sürekli değişir.. bir kart seçtiğimde dahi olasılık hesapları hiç bitmez..

kartları sürekli karıştıran görünmeyen bir el her zaman vardır..

çevirip bakıyorum şimdi; onaltı..

aradan uzun zaman geçmiş, onaltı yıl olmuştu.. radyoda klasik müzik dinliyordum, gösterge panelinde ise saat 16:16’yı gösteriyordu..

frekans ; 91.6’ydı

günlerden ayın onaltısı olduğunu söylememe gerek yok sanırım..

hoş tesadüfler diyerek radyoyu kapattım ve arabadan indim, alışveriş merkezine doğru yürümeye başladım.. yolda yürürken kaldırım taşlarının arasında bir parıltı dikkatimi çekti.. sarıydı ışık, ama beyaz parıltılar saçıyordu, güneş batmaya yakındı, ama batmıyordu.. eğilip ışığın kaynağına daha yakından baktım..

bu madeni bir para olabilirdi, yüzük, ya da kolye, belki de bir teneke parçası.. fakat hiçbiri değildi..

o, sadece onaltıydı..

elime aldım.. her ne kadar şaşkın olsam da belli etmiyordum.. biraz düşündüm, sonra da fırlatıp attım..

daha sonraları her şekilde ve her yerde karşıma çıkmaya devam etti.. bense hep görmezlikten gelmiştim onaltıyı..

aslında rakamın kendisi değil, onun işaret ettiği başka bir şey var gibiydi.. giderek daha çok yoğunlaşıyor, sonra da birdenbire kesiliyor..

ardından uzun bir sessizlik..

merak ediyorum, bir zamanlar onaltı vardı diyor ve o sırada kanalı değiştiriyorum.. ringde kıyasıya bir mücadele..

bitime sadece onaltı saniye kalmış..

**

y.a

Yorumlar

liladreams dedi ki…
hayat da zaten tesaduflerin eseri degil mi; demek geldi icimden. ama kader kismet iste. zaman gibi, hersey akip gidiyor. bize ise 'bir zamanlar' demek kaliyor.
deniz dedi ki…
haftalar önce bir arkadaşımın tavsiye ettiği filmi izledim dün akşam.
"aman tanrım"
filmi izlerken bazı yazıların geldi aklıma ve özellikle de bu yazı... yeniden okumak istedim :)
ve sanırım richard bach'ın "hipnozcu"da da dediği gibi "raslantı diye birşey yoktur"
yazılarına ara verme lütfen :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta