Kayıtlar

Nisan, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

renkler

Resim
büyük adamın küçük dünyası.. küçük karıncanın büyük dünyası.. en güzel yastıklar benim ! ah ! beş yaşında bir çocukla büyür beşyüz milyon yıllık bir ağaç.. hangimiz daha özgür ? hangimiz daha tutsak ? böyle olmamalıydı.. suyun hepsi benim.. çünkü ben suyum.. - uyumadığını görüyorum.. - uyumadığını biliyorum.. kahve ister misin ? mırrr ! öp beni ! ** y.a

göz

Resim
* önümde bir masa var, üstünde kahve fincanı ve su bardağı duruyor, fincan kahveyle, bardak ise suyla dolu.. onlara bakıp, neyi nasıl algıladığımı anlamaya çalışıyorum.. biraz yardımı dokunsun diye içip tadına bakıyorum.. dilimde acı bir kahve tadı, suyla dağılıp gidiyor sonra.. suyun tadı.. görüntüler ve tatları.. gerçekte neye benziyorlar ? bunun cevabını ilk satırlarda vermiştim zaten.. biliyorum ki herkes benimle hemfikir.. garson ve yan masanın şahitleri de benim gördüğüm şeyleri görüyorlar.. üstelik bu görünenler, göründüğü gibi olmasaydı bile, aynı şeyleri aynı anda gördüğümüz için toplu olarak yanılmış olamayız değil mi ? biri çıkıp; bu kahve fincanı değil! dese, aklından şüphe edileceği, ona deli deneceği kesin.. bu yüzden mi susuyoruz yoksa ? ama cesaretle atıldı önüme doğru.. tam da ben, kahveyi içerken, gözlerimi kapamış, sıcacık afyonumsu kokusunu içime çekerken; dur ! kahve değil o ! dedi.. biraz şüphe, hepimizde var.. durdum haliyle, ve masaya koydum fincanı.. ne peki ? ...

fırtına

* içimde bir fırtına.. her çarpışında tarihi bir kadırga gibi çatırdıyor kaburgalarım, ama göğsüm hacim kazanıyor, esniyor ağzım, girdabımda dönüyorum, çekiliyorum içime doğru, orada öyle şeyler görüyorum ki dilim tutuluyor, konuşamıyorum.. şimdi tüm yelkenlerim suya indi, kürek çekecek hal yok, pusula çoktan şaşmış, gözler kapanmış ah kaptan.. ada göründü! bırak şu dümeni.. ** y.a

zaman

* hilekâr ; dışına taşınca ki taşabilirsen bu çok kolay, ve herşeyden daha basit olan o çıkmak istemediğin oyunda bir süre koşturup, sonrasında ardında kalanları, iyi kötü yaşananları birer anı olarak geride bıraktığında göreceksin ki elimde tebeşir, ben çekiyorum aranıza çizgiyi.. ** y.a

algı

* psişik dediğin algılar, deneyimin kendisidir.. olur mu ! bazen öyle şeyler algılıyorum ki daha önce hiç karşılaşmadığım türden, bana yabancı, ve açıklamasını da bir türlü yapamıyorum.. hani ne derler böyle anlar için ; dilimin ucunda! görmemişim, hiç yaşamamışım, bunun deneyimle ne ilgisi var ? deneyimleyen senmişsin gibi konuşuyorsun.. başka kim olabilir ? kim değil, kimler.. peki öyle olsun, kimler ? gözler, kulaklar, burun, dil, seni boydan boya kaplayan derin, ve üstünde yaşamını sürdüren tüylerin, parmakların, parmaklarının ucu, parmak izlerin, ayakların, ayaklarının tabanı, alnın , saçların, döküldüğünde parıldayan kafatasın, içini dolduran beyin sapın, ara beynin, büyük beynin, tüm kıvrımların, ve onların geçmişi.. sayayım mı daha.. tamam tamam yeter.. bu saydıklarının hepsi benim, benim organlarım ve onların uzantıları, her neyse artık.. neden onlardan başka birileriymiş gibi bahsediyorsun, ayrıca bunların algılarımla ne ilgisi var ? hadi var diyelim, yine başa dönüyoruz o za...

bebek

* olup biten herşey; embriyonun, bebeğin o inanılmaz mücadelesinden ibarettir.. hiçbir zaman olmadığı ve olamayacağı kadar yaşama tutunur.. eğer gerçekten bir mucize aranıyorsa onu izlemek yeterlidir aslında.. böylesine zorlu bir kapışmadan sağ salim çıktıktan sonra bir bebeğe, kendi eserimizmiş gibi bakmak, onu sahiplenmek, şunu bunu yapması için bilinçli bir şekilde iyi ya da kötü yönlendirmek, onun kazandığı bu amansız mücadeleyi, başarısını, ve gücünü küçümsediğimizi gösterir.. ** y.a

insan

Resim
insan, içi doldurulmuş bir yaratıktır.. diğerlerinden farklı olarak; birazcık kıpırdar.. ** y.a

renkler

Resim
konuşmalıyız.. konuşalım.. dinliyorum seni.. gün geçtikçe soluyor, gün geçtikçe açıyor.. kan şekeri.. evet madam, doğru söylüyor.. bu da doğru.. tüylü.. renkli.. memeli.. tüylü, renkli, desenli ve memeli.. ince, ya da incelikli.. hangisi değil, hepsi! hepsi! o, yaşıyor.. siyah beyaz yaz.. bağlılık; bağımlılık.. denge; dengesizlik.. ** y.a

insan

* siz, beninsanmerkezciler, bakıyorum hümanizm ve egonuzdan, ve hatta başkalarının egoları da buna dahildir ki tüm bunlardan çok fena sarhoş olmuş gibisiniz.. sizi ayrıcalıklı kılan ne olabilir ? sizi böylesine dünyanın, ve evrenin merkezine oturtan zihniyet; kendisinden ve sizden başka kimlere uşaklık edebilir söyleyin.. hiç kimseye.. hiçbir tür, ve hiçbir şey bu aldatıcı hegemonyanızla ilgilenmiyor, sandığınız kadar sizleri önemsemiyor.. çünkü siz de en az onlar kadar sürüngensiniz, omurgalı ve memelisiniz.. tüylüsünüz.. terlediğinizde bir balık gibi kaygan, kuruduğunuzda ise pul pul dökülürsünüz.. şu tazmanya canavarından daha beter bağıran da kim..? canınız çok yandığında, ve korktuğunuzda o çığlıkları nasıl atıyorsunuz şaşıyorum doğrusu.. bildiğimi sandığım lisandan nasıl da uzak, ve ne kadar tanıdık sesler; sanki ormanın derinliklerinden geliyor gibiler.. ah, evet ! biliyorum, dehşete kapılan maymunlar da böyle yaparlar.. ağızlarını ve gözlerini iri iri açarlar, göğüsleri yırtılı...

16

* sahibi olduğumuz şeylere etki ediyor, fakat onlara bir türlü müdahelede bulunamıyoruz.. bundan daha komik ne olabilir ? onaltılı bir desteden çekilen kartın olasılığı sadece kaç kez çekildiğiyle ilgili değil, aynı zamanda, hangi zamanda çekildiğiyle ilintilidir.. elim kartlara doğru uzanırken geçen süre içinde bu olasılık sürekli kendisini yeniler, ve ihtimaller sürekli değişir.. bir kart seçtiğimde dahi olasılık hesapları hiç bitmez.. kartları sürekli karıştıran görünmeyen bir el her zaman vardır.. çevirip bakıyorum şimdi; onaltı.. aradan uzun zaman geçmiş, onaltı yıl olmuştu.. radyoda klasik müzik dinliyordum, gösterge panelinde ise saat 16:16’yı gösteriyordu.. frekans ; 91.6’ydı günlerden ayın onaltısı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.. hoş tesadüfler diyerek radyoyu kapattım ve arabadan indim, alışveriş merkezine doğru yürümeye başladım.. yolda yürürken kaldırım taşlarının arasında bir parıltı dikkatimi çekti.. sarıydı ışık, ama beyaz parıltılar saçıyordu, güneş batmaya yakın...

renkler

Resim
恋のロリロリ - 江美早苗 (emi sanae - koino rori rori) * big man & big bruce ! kadın renktir, desendir, çizgidir.. dünyanın tepesindeyim ; dünya benim tepemde.. el minel japanistan.. hola ! vahşi sevgili.. yaramaz sevgili.. uhh! her an düşecekmiş gibi; ama düşmeyi umursamadan.. hop hop anne .. mmm miss anne.. soğuk.. sıcak.. fareler de sever.. bang bang cheers! ** y.a

mit

* bir kalemde yazıyorum.. duraksamadan, gözümün önünde varoluşlarını izliyorum, zaten varolanların.. mitlere dönüş var.. tüm bu araştırmalar, fiziğin yeni şekillere bürünmesi, parçalanamaz denilen atomların birer birer parçalanışı, ortaya çıkan yeni kavramlar, ve bir türlü kavranamayanların yolunun sonunda beliren bir aynaya bakıyorum.. bu bakış bizi mitlere götürüyor.. bilim, dinleri ve tanrıları bitirecek deniyor, fakat görüyorum ki aynı zamanda yeni dinlere gebe.. önümüze yeni seçenekler gelecek; o tanrıyı bırakın, bu tanrıya inanın! inanışının temelleridir şu an atılan.. değişen birçok şeyle birlikte anlıyorum ki değişen, hiçbir şey yok.. bir barbarın tanrısına başkaldırışıdır bu.. ve tanrının, başka barbarlar yaratmasının vakti gelmiştir.. ** y.a

anlamak

* neden böyle yapıyor ? çünkü bizim gibi değil, ama bizden biri.. anlamadım ? anlamadın çünkü, onun gibi değilsin.. her neyse, sıkıcı bir adam hakkında konuşarak günümü berbat edemem.. bak aklıma ne geldi; kitaplarımızı takas edelim.. sen de eski kitap var mı hiç ? eski kitap yok, ama okunmuş kitap var.. ee, aynı şey ! aynı şey değil.. tamam tamam.. sonuçta var yani.. o zaman içlerinden en beğendiğin bir tanesini bana ver, ben de sana benimkilerden birini veririm, birlikte okuruz, ne dersin ? ama henüz hiçbirini okumadım.. nasıl yani ? nasıl okumadın.. ? başkaları okumuş, ben henüz okumadım.. madem okumadın, neden aldın onları ? okumak için.. seni anlamıyorum.. aslında oldukça açık anlatıyorum.. her neyse, unut gitsin.. anladığım kadarıyla evinde okunacak yığınla eskimiş ve okunmuş kitap var.. neden şimdiye kadar okumadın onları, neden bekledin, koleksiyoncu musun ? hayır değilim ? ya nesin ? okumak için yazanım.. biliyor musun, seni gerçekten anlamıyorum.. böyle söyledikten sonra yan...

renkler

Resim
- i think.. - hola! - iğne deliğinden geçip gider hayat, türlü renkleriyle.. - evren benim, ben evrenin.. - gölge benim, ben gölgenin.. - karizma giysidir.. bir gün mutlak çizilir.. - bir uyum arıyorsan buna bak.. kaktüs ve kadın.. - deniz ve kadın.. - duman gibi kadın. - taze çıtırlar.. - taze kıtırlar.. -ben neyim ? ne oluyorum ? ne oldum..? - müze dinlendirir.. - köpük köpük yazılar.. - aferin evlat, işte böyle! - şaka.. - kaka.. - a aaa! -sana sözüm yok siyah yele.. söz bırakmadın bende.. ** y.a