Yeraltından Notlar

**

Siz sonsuza dek sağlam kalacak bir billur saraya inanıyorsunuz. Öyle bir saray ki, ne gizlice dilinizi çıkarmaya ne de nanik yapmaya imkânınız oluyor. Halbuki ben, bu saraydan, belki sırf billurdan ve sonsuza değin sağlam kalacak olmasından, ayrıca gizlice de olsa dilimi çıkaramayacağımdan dolayı korkuyorum.

İşte görüyor musunuz, eğer sarayın yerinde bir tavuk kümesi olsa ve yağmur yağsa, belki, ıslanmamak için kümese sığınırım. Ama yine de, beni yağmurdan korudu diye şükran borcumu ödemek için o kümese, saray gözüyle bakmam. Siz gülüyorsunuz, üstelik bu durumda kümesle, konak arasında hiçbir fark olmadığını söylüyorsunuz, “Evet haklısınız,” derim o zaman, ama şunu da eklerim : “Hayatta yaşama gayemiz sadece ıslanmamak olsaydı, dediğiniz doğru..”


**

.....evet, insanın tek yaptıgı sey , iki kere ikilerin peşine düşmek, okyanusları aşmak, bu uğurda seve seve yaşamını vermektir; ama öbür yandan aradığını bulacağı için de ödü patlar. çünkü bulursa arayacak başka bir şeyi kalmayacağını hissetmektedir. işçiler işlerini bitirince para alırlar; daha sonra da gidecekleri bir meyhane, düşecekleri bir karakol çıkar nasıl olsa. işte size bir haftalık iş güç. peki ama biz nerelere gideriz? onun için hedefe her varışta bir tedirginlik duyulur. insanevladı amacına doğru ilerlemeyi sever, fakat amacını elde etmeyi değil.. çok gülünç bir durum dogrusu. insanın yaratılıştan gülünç bir varlık olmasındandır bütün terslik zaten.

"iki kere iki dört" çekilmez bir şey. "iki kere iki dört" bana sorarsanız küstahlıktır. "iki kere iki dört" ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükrük saçan bir külhanbeyinin ta kendisidir.

iki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir..


**


yeraltından notlar (zapiski iz podpolya) - fyodor mihailoviç dostoyevski

Yorumlar

Anonymous dedi ki…
bir teşvik + tahrik daha:))
ileriyi görebilme hisleriniz güçlüyse..ve tünelin sonu da bir ışık/çıkış ile nihaytelenmeyecekse de mi?
yine de mi?

dostoyevski "hayatı anlamanın en kolay yolu tecrübe edinmekten geçer" ilkesine göre hareket etmiştir daima..galiba..
ne dersin?
** dedi ki…
"en kolay yol" derken latife yapmış sanırım..
** dedi ki…
ah şu çılgın türkler :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta