hasta
şimdi gelelim meselenin özüne ?
insanlar kendi bağımsızlıkları için ayaklandılar, ağzından son zamanlarda hakaretten başka doğru dürüst yapıcı hiçbir söz çıkmayan başbakana karşı taksimi ele geçirdiler, ülkenin daha birçok yerinde kendi direniş sahalarını oluşturup oraları dokunulmaz, girilemez, ele geçirilemez ilan ettiler.. yoğun gaz dumanları altında halen devam eden bir isyan söz konusu;;
gibi görünse de durum,
meselenin özü bağımsızlık, hak ve adaletin aranması değildir..
bazı liderler - yakın komşu ülkelerde bu liderleri yeterince gözlemledim- kendi söylemlerinin kurbanı olmaktan çok, uzun yıllar süren dikta rejimlerinin, birileri tarafından -halk değil-, sadece birileri tarafından alınan kararlarla "eh artık, buradan bize pay yok!" düşüncesine kurban olarak yitip gittiler, kalanlar da kaçınılmaz sonlarına doğru hızla gidiyorlar.. bu değişimlerin olması "birileri" için gerçekten de hayati bir gerekliliktir, bu sayede o "birileri" yaşar, büyür, ve güçlerine güç katarlar.. onların sanıldığı gibi bir devleti ve milleti yoktur.. fakat sahip oldukları şeyler, milletlerden ve devletlerden çok daha fazladır.. ()
ve diğer bazı liderlerde kendi iktidarlarını saltanata dönüştürmek için yukarıda bahsettiğim birilerinin de yardımıyla kendi ülkelerinde, bir satranç tahtasında oynar gibi toplumlarıyla oynarlar.. gerilim artar, gerilim azalır, gerilim çıkar, gerilim biter,, tüm bu hareketlilikte başrol isyancı gibi görünse de gerçekte hep liderindir.. (bazen toplumun canı öyle yanar ki, bu acıya bir son verecek olanın yine kendi celladı olduğunu dahi umursamaz, hatırlamaz, bilmek istemez.. bu bağlamda halkın diktatörüne olan sevgisiyle, hayatı boyunca hiç kavuşamayacağı erkeğini küçük bir odada yıllarca kapalı kapılar ardında bekleyen kadının sevgisi aynıdır)
halk, her kim olursa olsun, bir lider varsa, onu; işte böyle sever.. bu sevgi çok başlı ve hareketli bir sevgi olduğu için uzun ömürlü olmaz, işte bunu iyi bilen bir lider, bu sevgiyi bir şekilde hayatta tutmak, daha da büyütmek ve bu sayede gücüne daha çok güç katmak, ve çok sağlam bir çoban olabilmek için, kendi toplumu üzerinde az önce söylediğim gibi, bir takım gerilim oyunları oynar,, samimi görünür, hata yapar, can yakar, ama sonuçta onları yine düzeltecek olan "odur" halkın bunu böyle biliyor olması yeterlidir zaten.. tüm bu hareketlilik ona devamlılık sağlayan bir güç verir..
bizim ülkemizde bu türden bir incelikli oyun yeni oynanıyor, yeni deneniyor,,
gerçekte kim kimi seviyor ? halk ve lider arasında böyle bir sevgi görünse de bu tamamen politik düzeyde, ekonomik bağlamda gider, açlık tüm insanların ortak korkusu olduğu sürece de böyle devam edecektir bu.. sorunun cevabını halk ve liderde aramıyorum; ama lider ve birileri arasındaki gözlerden kaçan bu sıkı ilişki, hatta buna kaçamak, aldatma bile denebilir, işte bu görünmeyen şey, aşktır.. güçlerin birlikteliği, onların sevgisi.. ilişki varsa bile bu onlar arasındadır, halk ve lider arasında olan bir şey değil..
hayır,
inanmıyorum..
şu an bir lider ileri geri konuşup kendi milletini geriyor ve isyana teşvik ediyorsa, üstüne hala aynı kaba sabalıkta laflar üretip, icraat olarak hiçbir şey yapmıyorsa,,
bunun kesinlikle başka bir nedeni vardır..
o nedeni kavradığımızda, meselenin özünü kuyruğundan yakalamış oluruz.. ve bizi aldatan sevgiliyi, işte o zaman sonsuza kadar kendi cehennemine yollayabiliriz..
yoksa ona umutsuzca bağlanmaktan ve küçük bir odada yolunu gözlemekten başka elimizden hiçbir şey gelmez..
y.a
insanlar kendi bağımsızlıkları için ayaklandılar, ağzından son zamanlarda hakaretten başka doğru dürüst yapıcı hiçbir söz çıkmayan başbakana karşı taksimi ele geçirdiler, ülkenin daha birçok yerinde kendi direniş sahalarını oluşturup oraları dokunulmaz, girilemez, ele geçirilemez ilan ettiler.. yoğun gaz dumanları altında halen devam eden bir isyan söz konusu;;
gibi görünse de durum,
meselenin özü bağımsızlık, hak ve adaletin aranması değildir..
bazı liderler - yakın komşu ülkelerde bu liderleri yeterince gözlemledim- kendi söylemlerinin kurbanı olmaktan çok, uzun yıllar süren dikta rejimlerinin, birileri tarafından -halk değil-, sadece birileri tarafından alınan kararlarla "eh artık, buradan bize pay yok!" düşüncesine kurban olarak yitip gittiler, kalanlar da kaçınılmaz sonlarına doğru hızla gidiyorlar.. bu değişimlerin olması "birileri" için gerçekten de hayati bir gerekliliktir, bu sayede o "birileri" yaşar, büyür, ve güçlerine güç katarlar.. onların sanıldığı gibi bir devleti ve milleti yoktur.. fakat sahip oldukları şeyler, milletlerden ve devletlerden çok daha fazladır.. ()
ve diğer bazı liderlerde kendi iktidarlarını saltanata dönüştürmek için yukarıda bahsettiğim birilerinin de yardımıyla kendi ülkelerinde, bir satranç tahtasında oynar gibi toplumlarıyla oynarlar.. gerilim artar, gerilim azalır, gerilim çıkar, gerilim biter,, tüm bu hareketlilikte başrol isyancı gibi görünse de gerçekte hep liderindir.. (bazen toplumun canı öyle yanar ki, bu acıya bir son verecek olanın yine kendi celladı olduğunu dahi umursamaz, hatırlamaz, bilmek istemez.. bu bağlamda halkın diktatörüne olan sevgisiyle, hayatı boyunca hiç kavuşamayacağı erkeğini küçük bir odada yıllarca kapalı kapılar ardında bekleyen kadının sevgisi aynıdır)
halk, her kim olursa olsun, bir lider varsa, onu; işte böyle sever.. bu sevgi çok başlı ve hareketli bir sevgi olduğu için uzun ömürlü olmaz, işte bunu iyi bilen bir lider, bu sevgiyi bir şekilde hayatta tutmak, daha da büyütmek ve bu sayede gücüne daha çok güç katmak, ve çok sağlam bir çoban olabilmek için, kendi toplumu üzerinde az önce söylediğim gibi, bir takım gerilim oyunları oynar,, samimi görünür, hata yapar, can yakar, ama sonuçta onları yine düzeltecek olan "odur" halkın bunu böyle biliyor olması yeterlidir zaten.. tüm bu hareketlilik ona devamlılık sağlayan bir güç verir..
bizim ülkemizde bu türden bir incelikli oyun yeni oynanıyor, yeni deneniyor,,
gerçekte kim kimi seviyor ? halk ve lider arasında böyle bir sevgi görünse de bu tamamen politik düzeyde, ekonomik bağlamda gider, açlık tüm insanların ortak korkusu olduğu sürece de böyle devam edecektir bu.. sorunun cevabını halk ve liderde aramıyorum; ama lider ve birileri arasındaki gözlerden kaçan bu sıkı ilişki, hatta buna kaçamak, aldatma bile denebilir, işte bu görünmeyen şey, aşktır.. güçlerin birlikteliği, onların sevgisi.. ilişki varsa bile bu onlar arasındadır, halk ve lider arasında olan bir şey değil..
hayır,
inanmıyorum..
şu an bir lider ileri geri konuşup kendi milletini geriyor ve isyana teşvik ediyorsa, üstüne hala aynı kaba sabalıkta laflar üretip, icraat olarak hiçbir şey yapmıyorsa,,
bunun kesinlikle başka bir nedeni vardır..
o nedeni kavradığımızda, meselenin özünü kuyruğundan yakalamış oluruz.. ve bizi aldatan sevgiliyi, işte o zaman sonsuza kadar kendi cehennemine yollayabiliriz..
yoksa ona umutsuzca bağlanmaktan ve küçük bir odada yolunu gözlemekten başka elimizden hiçbir şey gelmez..
y.a
Yorumlar