Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hasta

sen bir domino taşısın ve ardınsıra düşerek gelen diğer taşların hemen sonundasın, bakınıp durma arkana, merak etme önünde sonunda sıra sana gelir ve sen de düşersin„ sonra bir görüntü çıkar ortaya„ ama senin bu manzaradan haberin bile olmaz, olanı biteni göremez ve anlayamazsın„ tek avunduğun şey; bir şeylere faydan, bir etkin olduğu inancına sahip olduğundur artık„ kuru bir avuntu bu, son nefesine kadar süren bir yalandan başka sahip olduğun hiçbir şey olmadığı için, evet sanırım bu nedenle kuru bir dala, susuz bir toprağa yapışıp kaldın.. aslında yapabilirdin, çıkabilirdin aradan! ya da üzerine düşen o taşa yüklenebilirdin var gücünle, ama yapmadın, kalemine itibar edip gözlerine inanmayı ve kulaklarına güvenmeyi seçmedin.. bir manzaranın bir parçası olmak, tek idealin; yaşamının tek gayesi bu oldu.. işte son nefesin ve zaten hayatta da tek yapabildiği bir mezar taşı gibi ayakta durmak olan sen; domino taşı.. artık bu döngü bittiğine göre, manzaranın tadını başkaları çıkarabilir.. ...

yeni dünya düzeni

illuminati, herşeyi gören göz, subliminal telkin ve mesajlar,  yeni dünya düzeni, işte tüm bunlar gücün ve siyasetin verdiği ayarla medyanın, sinemanın ince eleklerinden içeriye, evinize, odanıza zehirli ama tatlı bir duman misali yavaş yavaş süzülüyor„ yeni de değil„ uzun zamandır, uzun yıllardır böyle.. artık bilinçaltınıza gizlice girmesinin, bir gergef gibi işlenmesinin çok da bir önemi yok„ herşey tüm çıplaklığıyla ve olanca gücüyle, rahatlıkla anlatılabilir„ zaten bu saatten sonra kimsenin buna bir itirazı da olmaz„ yaşanan sıkıntılardan, acılardan, mutsuzluklardan ve sıkılganlıklarından sıkılmış olan sıkılganlar çetesi için beklenen andır bu an; o müthiş ego, yani “sen”, senin “hevesin”,  isteklerin, senin hayatındır en önemli olan„  kendini keşfediyorsun artık, aynalar, gökkuşağının yedirengi, ve herşeyin tepesinde olan o iri göz; senin gözün„  işte bu bir uyanıştı senin için„ kendi odan, kendi zevklerin ve sana ait şeyler vardı bu dünyada„ böyle düşündüğüne ...

uykudan önce

yatmadan az önceydi; uzandığım yerden kalkıp yatağıma uzanacaktım, ayaklı bir sersem gibi yürüyordum, yani ayaklarımı sürüyordum,, içeri girdim,  (- burada, yatak odasında ışığın ne işi var ! ) çevirdim, çevirdim ve söktüm lambayı,, uykudan az biraz öncesiydi.. evet birden çok hesabım var, ama ikiden çok değil, belki bir fazlası, toplasan üç eder etmez, içimdeki diğerleri buna isyan ediyor çoğu zaman; “burada sıkışıp kaldık kurtar bizi!”  “hayır, olmaz” diyorum„ sonra başlıyor sızlanmalar, ağrılı sızılı geceler geliyor arkasından.. ama ne anlar onlar, içimde olsalar bile nereden bilecekler benim ne hissettiklerimi„  şimdi sola dönüyordum, böylesi daha iyi, daha sessizdi,, yine de; “hayır, olmaz işte, bir susun, susun!”,   “bir tanenizi daha kaybedemem” diyordum„ y.a

hasta

nasıl da dank etti kafama, enseye tokat gibi, gökten düşen bir çekül misali, önce acı bir feryatla uyandım, ama sonra; uyanmıştım işte! kendime gelmiştim adeta; neydi bu zehir„ hem içiriyor, hem de içiyordum; işte o saat bırakmıştım şiiri, yazmayı ve okumayı.. y.a

hasta

Resim
bir yerlerde sürü varsa, orada çoban da vardır„  çobanın olduğu yerde onun köpekleri de olur„  nereden mi biliyorum ; - çünkü ben bir kurdum! y.a

hasta

ara ara hep aklıma gelir  hayvan sevgisi;  ve ne zaman bu sevgiyi düşünsem sevmekten soğurum„ bir köpeği sevmek, bir kuzuyu okşamak, kuşlara yem vermek, tüylü yaratıklarla güzel bir kareye girmek için saatlerce elinde fotoğraf makinesiyle öylece kalakalmak; tüm bunlar bana çok saçma, ve bir o kadar da aptalca geliyor..  nedir sevgi ? sevmekten ne anlıyoruz;  içinde acıma ve hoşlanma duygusunu barındıran, şefkatli ve yumuşak, sıcak bir el mi değiyor başınıza„  sizi ısıtan şey gerçekten de içinizi ısıtıyor mu ? düşünceler bir trenin vagonları gibi birbirine bağlı ve uzun bir tünelde akıp gidiyordu, tünelin sonu gelmiyordu bir türlü, tünel karanlıktı ve günlerden geceydi,  uğultulu bir yolculuktu, uğultu sessizliği temsil ediyordu adeta, onu dinlerken sessizliği dinliyordum, karşımda, kafaları birbirlerinin omuzlarına düşmüş biri yaşlı biri genç iki kadın ve adam„ koridorda ayak sesleri bile yok, bu saatlerde en iyisi uyumak belki, ama o da yok işte,...