Kayıtlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

piyon

" deprem, fırtına, yağmur ve volkan dünyanın yapıtaşları, hayatın ana damarlarıdır.. onlara felaket diyendir bize asıl felaketi getiren„  fikirlerdir içten içe çürüten ve bir daha, yeniden ve yeniden yeşermemizi hiç istemeyen..  din ve şeytan arasında gidip gelen, bocalayan, harcanan milyarlarca yaratık yüzünden yaşanıyor tüm sıkıntılar„..“  karşılıklı durmuş konuşuyorlardı„  sesleri başlarda çok yüksekti, çığlık gibiydi adeta,  sonra giderek fısıltıya dönüştüler,  neydi böylesine gizli saklı olan, plan neydi ? ikisi de aynıydı, birisi beyaz, diğeri siyahtı.. y.a

hasta

Resim
hayatımıza bir zehir gibi girdiler, bizi içten içe sömürdüler ve sömürmeye devam ediyorlar,, onların bir "göz"ü var -üzerimizde olduğunu söyledikleri-, ama boktan görüyorlar, bu aldanışlarını haykırmak isterdim fakat sağırlar, üstelik sağır olduğumuzu sanıyorlar,, nefesimi tüketmek istemem doğrusu, yormadan şu kalemi, ve bıkıp usanmadan biriktirerek içimdekileri, bir volkan gibi taşacağım günler de olacak,. ateşi sevdiklerini söylüyorlar her defasında, oysa koca bir yalan, insan sevdiğinden korkar mı, yaklaş da sarılayım sana kızıl kollarımla, yalamak istiyorum derini kızarmış dilimle.. tüm azametiyle ufukta nöbet tutmuş bu sıradağlar olduğu sürece içimde en ufak bir korku yok,, şu toprağın içi,  işte benim içim..  ben bir çekirdeğim..

hasta

ne bakıyorsun! diye az kafa atmadılar, az dalmadılar hani, zamanla; -ulan bu ne ezikliktir böyle! dedi kendine,  ve her zamanki gibi sıradan bir gündü, dışarı çıktı, içinden yeminler ediyor, bol tükürüklü ağzından havaya küfürler saçıyordu, kararlıydı,  karşısına ilk çıkacak adama şöyle sağlamından bir teklik çakacaktı, ama kafasıyla değil, çünkü kafasını seviyordu, yumruk desen, onu da pek gözü tutmuyordu, güvenemediğinden değil, kazara kemikli birine denk gelirse o zaman ne olurdu, aman! düşünmesi bile korkunç! dedi ve hemen o anda vazgeçti hamle yapmaktan, ama ayakları iyiydi, gençlik yıllarında tekvando yapmıştı, ayaklarına gerçekten güveniyordu,  çıkmadan önce ne olur ne olmaz diyerek külodunu çıkarmış, rahat ve hafif ince kumaşlı bir pantolon giymişti,  şöyle  kaldırıp kafasına çekiç gibi çakacak ya! yapabileceğinden emin olmalıydı, içinde ve dışında tüm hazırlıklarını yapıp dışarı işte bu hınçla çıkar çıkmaz sokağın başına kadar ısınmak için koşarak gitti...

hasta

bir bilseydi ne güzel olurdu, hiçbir yerden gelmediğini, ve hiçbir yere gitmediğini bir anlasaydı, bir yerlerde çoğaldıkça sıkıştığını, azaldıkça ıssızlaştığını düşünen insan bir bilebilseydi alt tarafı küçük bir dairenin içinde oradan oraya zıp zıp zıplamaktan fazlasını yapamadığını; ne olurdu hali? bir savaş mı başlatırdı toprağında, kendi ahırını mı yakardı isyan edip, ya da yeni bir yaratılış efsanesini mi yazmaya koyulurdu; nasıl başlardı mesela bu efsane, nasıl biterdi ? bildikten sonra kendisinin de küçük, simsiyah bir nokta olduğunu, acaba hangi cümlenin ve hangi hikayenin sonunda kendisine bir yer bulabilirdi.. y.a