- bu çocukların doğasında ilkellik var, onlar yollarını tıpkı diğer hayvanlar gibi koklayarak, bakarak, araştırarak bulabilirler,, ortada bir yol yoksa bile gerektiğinde kendi yollarını inşa edecek kadar yürekli ve yeteneklidirler..
en derin sessizlikte, karanlık bir kuyuya küçük bir taş atıldığında, o sığ ve bulanık suya taşın düştüğü an çıkan sese dikkat kesiliyor, ve bu ses hakkında bir fikir sahibi olabiliyorsanız bunu öncelikle o sessizliğe borçlusunuz, kulaklarınıza değil..
galiba en güzeli buydu, yarım olmak, kör topal yürümek.. “bana işimi öğretme!” dedi usta„ elinde rendeyle tahtanın üstünde hiç durmadan gidip geliyordu, belli ki işini çok seviyordu„ ihtiyar onu bir kez daha uyarmak istedi, “yanlış yapıyorsun ama!” * adam zaten ter içinde kalmış, yetiştirmesi gereken bir iş var, ve tahtada istediği gibi değil, daha fazla dayanamadı ve rendelediği tahtayı eline aldı ; ”al! oldu işte, hepsi bu kadar, güle güle kullan” diyerek henüz bitmemiş olan bastonu ihtiyara doğru uzattı.. ihtiyar son bir gayretle yanıbaşında oturduğu hızardan destek alarak ayağa kalktı; “işin de baston da senin olsun” dedi ve topallayarak ağır aksak girdiği kapıdan hızla dışarı çıktı.. y.a
so.. aynanın gör dediği.. salgın bir hastalık; insanlık.. bunun adı; kan bağı.. dişidir kedi; dişi ve vahşi.. renklidir dişi; renkli ve vahşi.. güçlüdür dişi; güçlü ve vahşi.. ve yeledir saçları o vahşi atın üstünde, biraz uzansa karanlığı yırtacak dolu dizgin bir kadın.. ** y.a
Yorumlar