vahşi

siz hiç, bir vahşiyle karşı karşıya kalmadınız, belki bir zaman, yırtıcı bir aslanla aranız çok yakın olabildi, öyle ya bu kafes zaten sizin güvenliğiniz için, onun güvenliği için belki de.. ama kafes olmadan, ve ayağınızda ayakkabılarınız da yokken otlaklarda deli dolu koşmadınız hiç, o anlarda gülüyorsunuz, kocaman bir sırıtış yayılmış yüzünüze, güneş yakıyor sizi, belki de yağmur yalayıp geçiyor, çıplak ayaklarınıza dikenler batıyor, canınız yanıyor, bir taraftan yüzünüzü buruşturuyorsunuz acıdan, ama diğer yandan gülümsemeye devam ediyorsunuz, hani böylesine deli işi derler ya, o türden birşey işte.. sonra birden karşınıza vahşi bir kurt, bir kaplan, ya da aç bir sırtlan dikiliveriyor, gözleri ateşle dolu, hırıltılar delip geçiyor kulaklarınızı, kalbiniz kafesine sığmaz olmuş, nefesiniz tutulmuş, titriyorsunuz, ama öyle bir titreyiş ki siz bile bunun farkında değilsiniz, ruh dediğiniz şey çıkıp gitmiş burun deliklerinizden, kaskatı bir vücut, ama yine de tetiktesiniz, hani o yırtıcı da tetikte size karşı; et ve kan kokusunu şimdi siz de alıyorsunuz, şimdi ölüm size daha bir anlamlı geliyor, yaşam, gözünüze daha bir görünür olmuş, fakat kısa bir süre sonra ilgisi kayboluyor engereğin, kıvrılıp gidiyor ayaklarınızın arasından..

şimdi sizin nasıl kurtulduğunuzu soracaklar, ne yaşadığınızı, ve o an da neler hissettiğinizi;

siz de bir sürü şey anlatacaksınız onlara, işte duymak istedikleri türden bir macera!

ama o karşılaşma anını düşündükçe, sadece, ve sadece sizin aklınızdan geçecek ve bunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz birşey hep varolacak içinizde; vahşilik.. uzun zaman önce terkettiğiniz o asil duygu..

yine de kısa bir andır bu, korkmayın, zaten bir daha asla böyle birşey olmayacak,

giden gitti artık
sizden geçip gitti..


işte bu yüzden, şunu hiçbir zaman anlamayacaksınız;

korku,
bu hayatta yaşadığınız en büyük zevktir..


y.a

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta