temas
*
herşey temas halinde..
sen dokunmasan, o sana dokunur.. bu bir yağmur damlası olabilir, ya da bir çamurun sıçrayışı eteklerine..
yorulduğunda durur, bir duvara yaslanırsın.. hiçbir şey yoksa, bir bank, duvar, yaslanacak birileri de yoksa, çimenlere serilirsin bir güzel..
işte yine temas halindesin çimenle, böcekle, canlı cansız herşeyle..
*
insan insana dokunuyor..
okşuyor, ısırıyor, vuruyor, çarpıyor, yaslanıyor, iteliyor, sıkıştırıyor, eziyor ve delik deşik ediyor..
bu sadece ona has bir özellik mi.. herşeyde var, her türden canlı/cansızın tabiatında açık ya da gizli bir dürtü..
bir kaşığı ağzına götürürken sadece yemek yediğini sanırsın, ama dudakların ve dişlerin bir metale dokunmuştur hepsinden önce..
bir iğneden akıp vücuduna giren ilaç damara ulaşmak için önce deriyi delecek..
vücudumda şu organ şu işe yarar diyebileceğim kesinlikte bir şey göremiyorum artık..
oysa görmek yalnız gözlerimindi..
yetmiyor bir başına, ve kafaya danışıyor..
işte kafayla göz de temasta..
hani kalbimde olmasa,
onları beslemese kanımla, hepten yitip gidecekler..
*
dudaklar konuşur, öper, kusar, büzüşür, nefes almak için açılıp kapanır..
dudaklar şarkı söyler..
ayaklar koşar, yürür, sürünür, tekme atar hasmına şiddetli bir sıkıştırma anında..
ayaklar dans eder..
ayaklar bazen o kaşığı da tutar elin yoksa..
bir an düşündüm, cinsel güçten yoksun hadım edilmiş bir haldeyim..
düşündüm.. düşündükçe içi boş odamı hayallerle doldurdum, nasıl soluksuz seviştiğimi, kör, eli ayağı tutmayan felçli bir adamın nasıl azgın olabildiğini gördüm..
şimdi gözlerimi kapadım
şimdi kulaklarımı tıkadım
tıp.. sustu ağzım..
içime kaçtı dilim..
ayaklarımı karnıma çektim
başımı karnıma
ellerim ayaklarıma dolandı
kalp durdu,
beden yok,
gitti..
düşünüyordum,
şimdi onu da düşünmüyorum..
temas halindeyim..
belki bir kaşığın alaşımında,
belki dudağının kenarında bir damla..
belki henüz yolda..
seninleyim..
**
y.a
herşey temas halinde..
sen dokunmasan, o sana dokunur.. bu bir yağmur damlası olabilir, ya da bir çamurun sıçrayışı eteklerine..
yorulduğunda durur, bir duvara yaslanırsın.. hiçbir şey yoksa, bir bank, duvar, yaslanacak birileri de yoksa, çimenlere serilirsin bir güzel..
işte yine temas halindesin çimenle, böcekle, canlı cansız herşeyle..
*
insan insana dokunuyor..
okşuyor, ısırıyor, vuruyor, çarpıyor, yaslanıyor, iteliyor, sıkıştırıyor, eziyor ve delik deşik ediyor..
bu sadece ona has bir özellik mi.. herşeyde var, her türden canlı/cansızın tabiatında açık ya da gizli bir dürtü..
bir kaşığı ağzına götürürken sadece yemek yediğini sanırsın, ama dudakların ve dişlerin bir metale dokunmuştur hepsinden önce..
bir iğneden akıp vücuduna giren ilaç damara ulaşmak için önce deriyi delecek..
vücudumda şu organ şu işe yarar diyebileceğim kesinlikte bir şey göremiyorum artık..
oysa görmek yalnız gözlerimindi..
yetmiyor bir başına, ve kafaya danışıyor..
işte kafayla göz de temasta..
hani kalbimde olmasa,
onları beslemese kanımla, hepten yitip gidecekler..
*
dudaklar konuşur, öper, kusar, büzüşür, nefes almak için açılıp kapanır..
dudaklar şarkı söyler..
ayaklar koşar, yürür, sürünür, tekme atar hasmına şiddetli bir sıkıştırma anında..
ayaklar dans eder..
ayaklar bazen o kaşığı da tutar elin yoksa..
bir an düşündüm, cinsel güçten yoksun hadım edilmiş bir haldeyim..
düşündüm.. düşündükçe içi boş odamı hayallerle doldurdum, nasıl soluksuz seviştiğimi, kör, eli ayağı tutmayan felçli bir adamın nasıl azgın olabildiğini gördüm..
şimdi gözlerimi kapadım
şimdi kulaklarımı tıkadım
tıp.. sustu ağzım..
içime kaçtı dilim..
ayaklarımı karnıma çektim
başımı karnıma
ellerim ayaklarıma dolandı
kalp durdu,
beden yok,
gitti..
düşünüyordum,
şimdi onu da düşünmüyorum..
temas halindeyim..
belki bir kaşığın alaşımında,
belki dudağının kenarında bir damla..
belki henüz yolda..
seninleyim..
**
y.a
Yorumlar
bazı genel doğrular -belki böyle birşey de yok- dışında her canlının kendi ilkeleri ve doğruları var bana göre. önemli olan kendi doğrularımızı savunurken diğerininkine anlayış ve saygı göstermek sanırım.
72 saatte 140dakika uyku... şimdi kıvrılıp uyumalıyım.
elimizde değil dokunmalıyız.
anlamak için.
güzelleşmek için.
iyileşmek için.
ama sadece dokunuyorum.. hissedemiyorum..
çünkü ben bir Farinelli'yim..
ben sadece temas ediyorum ve dokunuyorum; sen hissediyorsun,sen istiyorsun ben sadece dokunuyorum..
kelimelerin ve özellikle hadım edilme bana çok eski bir film olan Farinelli'yi anımsattı :)
neyse... çenem düştü yine. uyudum, dinlendim, doğrularımla yüzleştim ve huzurluyum :)
yani aslolan zekânın nasıl kullanıldığı. kimi banka soymak, bomba imal etmek için kullanır, kimi de dünyanın, insanlığın iyiliği, faydası için. gerçi son zamanlarda "iyilik" ve "fayda" da göreceli diye düşünüyorum.
tebrik ederim