ölüm
*
ölüm başımıza kaç kez gelir..?
en iyisi saymamak..
biz yaşadıkça etrafımızı sarıp kuşatmıştır o.. defalarca ölürüz, ölmeye devam ederiz..
her anımız ölümle dopdolu..
bazen burnumuzun direği öyle sızlar ki sanki daha önce hiç yaşanmamış bir acıyla sarsılır bedenimiz.. içimiz titrer.. üşürüz, ağlarız bol bol..
gecemiz gündüze döner, gündüzümüz karanlık gecelere..
ölüm, canımızı daha çok yakar bu haliyle..
böyle düşünürüz..
oysa adı ölüm olmasaydı yaşamın, daha farklı olur muydu yaşamak? anlamı ayrılık olarak düşmeseydi ocaklara.. kayıp diye bilinmeseydi her yaşanan kayıp , ölüm, “ölüm” olur muydu..?
zoraki alışkanlıklar içinde kendini kabul ettiren tek şey ölüm.. diğer tüm alışkanlıkları bir şekilde bırakabilirsin, ama ölümü istesen de bırakamıyorsun..
biz birer parçayız.. parçalardan oluşuyoruz.. dağılmak bir anlamda özgür kılıyor bizi.. elbette çok üzücü, çünkü bir anlamda sevdiğin birinden, bir bütünün parçalarından ayrı düşüyorsun..
ya da düşmüyorsundur.. onu hiç olmadığı kadar yakınında hissetmeye başlamışsındır bu sefer de..
bu henüz hafızana düşmemiş bir not olabilir.. ama gördüğün, yaşadığın birçok şey sana onu hatırlatabilir.. bu ya duyguların bir illüzyonu, ya da sevdiğin kişinin sana yaptığı bir illüzyondur..
anlatması ne zor bir his..
içimi soğutan bir şeyler var.. ölüm sanki beni yaşatıyor gibi.. içimde kımıl kımıl dolanıyor..
ölüm can almaya gelmiyor,
bana can veriyor..
**
y.a
ölüm başımıza kaç kez gelir..?
en iyisi saymamak..
biz yaşadıkça etrafımızı sarıp kuşatmıştır o.. defalarca ölürüz, ölmeye devam ederiz..
her anımız ölümle dopdolu..
bazen burnumuzun direği öyle sızlar ki sanki daha önce hiç yaşanmamış bir acıyla sarsılır bedenimiz.. içimiz titrer.. üşürüz, ağlarız bol bol..
gecemiz gündüze döner, gündüzümüz karanlık gecelere..
ölüm, canımızı daha çok yakar bu haliyle..
böyle düşünürüz..
oysa adı ölüm olmasaydı yaşamın, daha farklı olur muydu yaşamak? anlamı ayrılık olarak düşmeseydi ocaklara.. kayıp diye bilinmeseydi her yaşanan kayıp , ölüm, “ölüm” olur muydu..?
zoraki alışkanlıklar içinde kendini kabul ettiren tek şey ölüm.. diğer tüm alışkanlıkları bir şekilde bırakabilirsin, ama ölümü istesen de bırakamıyorsun..
biz birer parçayız.. parçalardan oluşuyoruz.. dağılmak bir anlamda özgür kılıyor bizi.. elbette çok üzücü, çünkü bir anlamda sevdiğin birinden, bir bütünün parçalarından ayrı düşüyorsun..
ya da düşmüyorsundur.. onu hiç olmadığı kadar yakınında hissetmeye başlamışsındır bu sefer de..
bu henüz hafızana düşmemiş bir not olabilir.. ama gördüğün, yaşadığın birçok şey sana onu hatırlatabilir.. bu ya duyguların bir illüzyonu, ya da sevdiğin kişinin sana yaptığı bir illüzyondur..
anlatması ne zor bir his..
içimi soğutan bir şeyler var.. ölüm sanki beni yaşatıyor gibi.. içimde kımıl kımıl dolanıyor..
ölüm can almaya gelmiyor,
bana can veriyor..
**
y.a
Yorumlar
kaybetmiş gibiyim güç veren yanımı, kelimelerimi zaten gömdüm, reenkarnasyona inanmıyorum ama kelimelerim doğacak gene biliyorum..
işte o günlerde yani tamda toprağa bir bedeni verdiğim gün,ölüm beni orada yakaladı. dediğin gibi ensemde idi. soğukluğunu hissettim ve ilk kez yakınlığını.
can almıştı ama canımı almak değildi amacı. şu an sadece canıma can katıyor.yaşama dört elle sarılmak, her an ölecekmiş gibi yaşamak. sanırım öğretisi bu oldu bana.
kelimeler bu kadar uzakken bana,düşüncemde olan ama söylemediklerimdi yazdıkların.
tşk.ederim..
...
türev integral öğrenmem lazım :)
Saygılar - Sevgiler
omuzların sisten görünmüyor
biliyorum baştan ayağa şiirsin yine
**
bu dizelerin sahibi mi söylüyor bunu sevgili emre :)
:)