inanç

*

görmediğim şeye inanmam..

görürsem de bu, hemen inanacağım anlamına gelmez..
yaklaş derim.. dokunmak istiyorum sana.. ve dokunduğum zaman da varolduğuna inanmamı bekleme benden.. tadına bakmalıyım inanmak için.. olur da seversem tadını, yine inanacak değilim.. önce tarifini bilmem gerek.. sonra tarifi hangi ustanın yaptığını..
sonra ustanın kimin elinde yetiştiğini.. sonra da o kimin "kim" olduğunu bilmeliyim..

ben böyle söyleyince bir anda parladı, sinirlenip ayağa kalktı ve masaya tekme attı.. "inanmazsan inanma! çok da umurumda.." dedi..

- kim ?
- adamın biri işte.. aslında inanıyordum ona, ama ustanın o olduğuna artık inanmıyorum..

**

y.a

Yorumlar

Aşk ve Zehir dedi ki…
inanmak istemiyorsa akıl çokta tanığa gerek yok aslında..

ki bırak varlığından şüphe ediyorsan inanmak zaten olasılıksız..!

inandıkların yeterlidir senin için..
deniz dedi ki…
önce kendine inanmalı insan.
Sevgili Mevlana'nın güzel sözlerinden biri geldi aklıma:
"Kör cehalet çirkefleştirir insanı,
Suskunluğum asaletimden.
Her lafa verecek bir cevabım var.
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?"
Sanırım yorumlarımdan birinde daha yazmıştım: eğer payda 1 ise bölünen kadar inanç vardır/olmalıdır. Sonsuz bölü 1 eşittir sonsuz...

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta