Kayıtlar

Ağustos, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

zaman

* yani ne farkı vardı dakinanın, saatin, günün takvim yapraklarından çıkıp bir kum saatine dolmasının.. fark şu ; birinde zaman senin, çevir dur.. diğerini yırt at.. tükensin ki bir yarın dolsun bir yanın.. ha bir de benim gibi uzun upuzun bir kumsalda tek başına yürüyorsan yalınayak ve çırılçıplak.. geceydi.. sevgilim dolunay, bir parça buluta sarılmış az kaldı, soyundu soyunacak.. bense arsız bir yağmacıydım uzanıp kumlara zamanı avuçladım.. ama sormayın saat kaçtı kaç kez seviştik.. saymadım.. ** y.a

Uşak

Resim
boşver özgürlüğü.. kendinin kölesi ol.. * dinleyin efendiler.. bakın şöyle de bir durumum var; ben her yemekten önce başımı ellerimin arasına alır şakaklarıma bastırırım, kafamın sağından ve solundan kalp atışlarımı, kanın beynime nasıl da güçlü bir şekilde pompalandığını hissederim.. farklı atımlarda ikiye bölünmüş bir saniyenin yarısında solum, yarısında sağım zonkluyorken; alnıma birazcık daha bastırırım, ama durmaz kan akışı ki niyetim durdurmak olsaydı onu, elbette bu yanlış yerde daha fazla oyalanmazdım, doğrudan gücün merkezine, kalbe iner ve oraya keskin bir bıçak sokardım.. fakat belki de bunu benim yerime siz yaparsınız.. çünkü benim canım çok tatlı ve ellerim şimdiye kadar beni hiç dinlemedi.. tıpkı ayaklarımın ve gözlerimin söz dinlemediği gibi.. onlar nereye istediyse oraya baktım, hiç gidesim olmayan yerlere koşar adım yürüdüm, kulaklarım duymak istediklerimi bana duyurmadı ki onlar neyi duymak istediyse ben onu duydum.. duvara dayanır ötesindeki yasak sesleri dinle...

Sahip

* insan doğasında kadın; erkeğin sahiplenmesini sever.. ama bu doğal ayrıntı insanların yarattığı yapay yasalarla kaybolup gitti.. toplumlar kadını sahiplenmeyi, erkeğin dairesine çekip almakla bir tuttu.. sevgilidir onlar, evlidir, birbirlerine aittirler.. birçokları daha hayalci ve abartılı bir yaklaşımla bunu, iki yarımın bir bütün etmesi olarak da görürler.. "sen benim kayıp parçamsın sevgili.. seninle ben, şimdi varım.." der sahip.. her ne kadar sevgi dolu, aşk dolu görünse de aslında o; içten içe ve altından akıp geçen su misali eritmeye başlamıştır seni.. bir zaman sonra artık koca bir buzdağı değilsin.. durgun görünen sulara karıştın.. ihtişamlı görüntünden eser yok.. geriye kaldıysa suyun barajları yıkan muazzam gücü kaldı.. kimse o gücün kaynağı olarak seni görmez kadın.. bilmek de istemez.. oysa sahiplenmek özde başkadır.. o, çok yükseklerde uçan yalnız bir kartaldır.. ve gözleridir üstünde olan, pençeleri değil.. ** y.a

Retro Books

Resim
3D Çalışmalar; Thomas Allen * **

Hakikat

* hakikatin berrak damlaları.. şemsiye mi dayanır onlara..? şimdi duru bir gözle görür gibiyim.. yeni değil hislerim.. yıllar yılı üstüme düştü gerçeğin yağmur damlaları.. ıslandıkça ıslandım, şimdi sırılsıklamım.. artık yalanın ateşi ısıtmaya yetmiyor, ve yanık kokan o gri dumanlar, kötü kokular beni rahatsız etmiyor.. tat ve koku alma duyularım o kadar güçlü ki rahatlıkla herşeye burnumu sokabilir, ve hepsinin tadına bakabilirim.. ama bunu istediğim için değil, ayıklamam gerektiğini bildiğim için yaparım.. öyle bir sallarım ki eleğimi, beynimin küçük deliklerinden süzülüp düşerken tanecikler kucağıma, geriye koca bir hakikat kalır.. işte odur bana yeten.. odur dikkate alınması gereken.. ** y.a

Son

Resim
oi va voi - refugee * sonun sonuydu.. kâinat tohumlarını ekiyordu ve dünyanın rahmine düşen kuyruklu bir göktaşıydım .. doğduğumda bir yıldız kaymıştı.. kuyruğunu yeryüzünde bırakıp gökyüzüne uzanmıştı.. ah yıldızım benim.. sonsuzluğun derinlerinde nokta kadar küçük, karanlık, ve güzel evim.. sonun da sonuydu bu beni terkedişin.. ** y.a

Açlık

Resim
fotoğraflar : tom stoddart * *

Notlar

* bana, - neden böyle karamsarsın ? diye soranlara; - neden bu kadar iyimsersiniz ? diye soruyorum.. işte o zaman bir dolu yalanlar söylüyorlar yüzüme gülümseyerek, ve beni kendileri gibi yapmak istedikleri o anlar da karamsar biri olup çıkıyorum.. * akışındayım hayatın.. eninde sonunda bir yerlerden döküleceğim.. ya şarap tadında bir göle, ya da gürleyen bir ırmağa karışacağım.. * aşk, insan elinden çıkma bir icattır.. kime sorsam "ben buldum!" diyor.. * ot gelip ot gitmek isterdim, fakat insan olarak geldiğim için ot gitmekte zorlanıyorum.. bu kadar basit, yalın bir adam olmak için, yani ot olmak için biraz zaman gerekiyor.. biraz ot gibi yaşamak, ve sararıp solmak.. sonra kim dilerse içsin tütünümden.. kim kafa yaparsa yapsın benimle.. ** y.a

Düşünlerim

Resim
resim: gregory colbert mamadou diabate - tunga * bazen, tüm bu olanlara bakıp da bazılarının söylediği gibi ben; insanlığımdan uta nmam.. insan olmak benim tercihim mi ki utanayım bundan.. dünyanın canına kastetmişim, kırıp geçirmişim herşeyi.. kaynağını kurutmuşum bitmez tükenmez pınarların.. ve bittiğinde suyum, avazım çıktığı kadar bağırmış, zırlamışım.. haksızlığa uğramışım yani..? ah zavallı ben, şimdi bir sülük olsaydım utanır mıydım kanınızı emmekten.. küçücük midem bulanır mıydı bundan..? sayamam ama, bilirim ki kum tan eleridir avuçlarımdan düşen yıllar.. sadakati bırakalı da uzun zaman olmuş.. öyle bir ihanet ki göğsümde kök salmış ulu bir çınar.. kanımdan beslenip dallarıyla gökyüzüme uzanıyor.. sen söyle, bulutlarım kim için ağlıyor.. ? ve büyüdükçe ben, acısını hissettim göğsümde ihanetin santim santim.. kesmeli bu ağacı.. kökünden söküp atmalı.. belki bunu yaparken o sivri budaklara takılan kalbim onunla birlikte paramparça olacak.. varsın olsun.. atmasın bir daha canı...