Erkeğin Dünyası
kapı aralıktı
ve ben,
seni gördüm..
*
*
dostum..
gece mesaisinden döndüğümde, kapının aralık olduğunu farkettim, uyandığını ve yine her zaman yaptığın gibi markete gidip gelinceye kadar kapıyı açık bıraktığını düşündüm, bir süre dönmeni bekledim, fakat dönmedin.. gitmemiş olabilir misin? ya da çoktan döndün, kapını kapatmayı unuttun – bunu birkaç kez daha yapmıştın ordan biliyorum- kim bilir.. daha fazla beklemeden kapıdan içeri uzandım, sana bakındım, kanepeye yayılmış kitaplar, halının üstünde devrilmiş birkaç şarap şişesi, ve yine dağılmış kitaplar, yazılar.. sürekli aynı plağın döndüğü pikaptan kulağıma çalınan karlı bir müzik, kısacası herşey olması gerektiği gibi.. pencereni bir kapı gibi kullanan kedinle birlikte evin içinde seni aradık..
ama yoktun..
endişelenmeye başlamıştım ki masada benim için bıraktığın notu bulup okudum..
“dostum.. bir süre yokum.. ev sana emanet.. bırak herşey olduğu gibi kalsın, müziği kapatma, şişeleri toplama, kitapları da.. sadece kediyle ilgilen.. süt ver ona, ekmek falan ne bileyim, ne seviyorsan ondan ver mesela..
yakında, çok yakında dönerim..”
söylediğin gibi yaptım;
çocukken en sevdiğim sütlü ekmekti.. kaba süt koyup içine ekmek doğradım.. her hareketimi dikkatle izleyen kedinin önüne uzattım.. önce patisiyle oynadı, sonra da sütlü ekmeği yalamaya başladı..
bir süre kediyi, dağınık odayı izleyip, müziği dinledikten sonra kapıdan çıkıp kendi daireme gittim,
kapım aralıktı..
kanepeye yayılmış kitaplar,
halının üstünde devrilmiş birkaç şarap şişesi, ve onların yanında yine kitaplar, yazılar..
açık pencereden içeri bir perde gibi süzülüp kapı eşiğinde yemeğini bekleyen kedim..
kaba süt doldurup, içine ekmek doğradım..
bir süre ekmeği yalamasını izledim,
plak dönerken,
kanepeye uzandım..
**
y.a
ve ben,
seni gördüm..
*
*
dostum..
gece mesaisinden döndüğümde, kapının aralık olduğunu farkettim, uyandığını ve yine her zaman yaptığın gibi markete gidip gelinceye kadar kapıyı açık bıraktığını düşündüm, bir süre dönmeni bekledim, fakat dönmedin.. gitmemiş olabilir misin? ya da çoktan döndün, kapını kapatmayı unuttun – bunu birkaç kez daha yapmıştın ordan biliyorum- kim bilir.. daha fazla beklemeden kapıdan içeri uzandım, sana bakındım, kanepeye yayılmış kitaplar, halının üstünde devrilmiş birkaç şarap şişesi, ve yine dağılmış kitaplar, yazılar.. sürekli aynı plağın döndüğü pikaptan kulağıma çalınan karlı bir müzik, kısacası herşey olması gerektiği gibi.. pencereni bir kapı gibi kullanan kedinle birlikte evin içinde seni aradık..
ama yoktun..
endişelenmeye başlamıştım ki masada benim için bıraktığın notu bulup okudum..
“dostum.. bir süre yokum.. ev sana emanet.. bırak herşey olduğu gibi kalsın, müziği kapatma, şişeleri toplama, kitapları da.. sadece kediyle ilgilen.. süt ver ona, ekmek falan ne bileyim, ne seviyorsan ondan ver mesela..
yakında, çok yakında dönerim..”
söylediğin gibi yaptım;
çocukken en sevdiğim sütlü ekmekti.. kaba süt koyup içine ekmek doğradım.. her hareketimi dikkatle izleyen kedinin önüne uzattım.. önce patisiyle oynadı, sonra da sütlü ekmeği yalamaya başladı..
bir süre kediyi, dağınık odayı izleyip, müziği dinledikten sonra kapıdan çıkıp kendi daireme gittim,
kapım aralıktı..
kanepeye yayılmış kitaplar,
halının üstünde devrilmiş birkaç şarap şişesi, ve onların yanında yine kitaplar, yazılar..
açık pencereden içeri bir perde gibi süzülüp kapı eşiğinde yemeğini bekleyen kedim..
kaba süt doldurup, içine ekmek doğradım..
bir süre ekmeği yalamasını izledim,
plak dönerken,
kanepeye uzandım..
**
y.a
Yorumlar
notu aldım ve söylediğin gibi yaptım...insanın kendini nadasa bıraktığı anlarda kendini, kendine ve dünyaya ifadesi...muazzam bir hayalgücü...eksiksiz bir betimleme...sevenler bekler dönüşü belki bu mümkün olmasa bile...
okşarım hatta biz uyuruz da birlikte -sıcacık-
çünkü sen çıkıp hava almalısın biraz, biliyorum orası senin odan..