insanın sevemeyeceği, ve nefret edemeyeceği birşey yok, sadece zaman alır bu, bir miktar yalnızlık, bir tutam acı, tatlı bir an, ve insana koyan ne varsa hepsi sırayla gelir ve gider, ışığı açıp kapar, karanlığı yakıp yıkar gibidir,  bir seversin, bir nefret edersin, özlersin, hatırlamazsın, tanımazsın, duyar duymazsın, görür görmezsin, bu ben değilim dediğin herşey sen olur, benim dediğin herşey başkasının olur.. anlaman için daha kaç acı yaşaman gerekir bilinmez, teknik olarak bir kafesin içindesindir, ve gerçekten ama bak gerçekten geçebileceğin bir aralıktadır tüm parmaklıklar, et ve kemikten çatılmış bu hücre, bir göz pencere, yarı aralık ağız ve burnundan dışarı saldığın şu nefes; 
özgürlüğün, kaçışın ve kavuşman
bir gözden diğer göze atlayıp duran şu esaretin..
ah bir anlatabilseydim! dersin, 
dilinin ucuna gelip ışık hızıyla kaçanları, 
oysa ilk gören sendin, ilk duyan sen, ilk kaçıran yine sen..
ama ben biliyorum, söyleyememiş olsan da biliyorum; çünkü sırtını dönüp yürümeye başladığında, başını çevirip görmezden geldiğinde
bazen de onlar tutuyor seni, bırakmıyorlar
değil mi ?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta