ne acıdır, kendisini acınası bir hale düşüren,
üstelik herşeyi planlamış, adım adım ilerlemiş, işlenmiş bir hayatta dibi bulduktan sonra,
yani tam da istediği gibi bir “zavallı” olduktan sonra, ona dönüp bakanların yüzünde, hakettiği acıma duygusunu görmek için gözlerinin içine bakarken, sefil bir haldeyken, ağlarken ve pek tabii yardım dilenirken, ben ona güldüm diye aşağılanmıştım,, üstelik ondan daha sefil bir duruma düşmüştüm..
bu, saatlerce piyano başında ter döken, muhteşem parmakları ve kulaklarıyla inanılmaz eserler icra eden epeyce yaşlanmış ve de yıpranmış bir efsanenin, konser sonunda ayakta on dakikalarca alkışlanmayı beklemesi gibi birşeydi, üstelik bu anlatım, onun bu halini ifade etmekte cılız kalır;
“zavallı” herkes onu öyle gördü, ona böyle acıdı..
hayatı boyunca bir kez olsun birileri ona gülümsemeliydi, ve işte, ben ona gülmüştüm.. ama o ne yaptı, yapıştı yakama, çekip indirdi yere, üstüme çıktı, doğruldu, zirvedeydi şimdi..
tepemde onlarcası toplanmıştı, gülüyorlardı, en ufak bir acıma ibaresi yoktu yüzlerde..
zavallıya acımadığım için, ona güldüğüm için, tüm kahkahaları ben haketmiştim..
oh be! ne güzel şeydi gülmek, çirkin bile olsa suratların nihayet yayvanlaştığını görmek..
büzüşen herşeye lanet olsun! dedim
hiç doğrulmadan, ayaklarımı da iyice yayıp asfalta, anın keyfini çıkardım,,
Yorumlar