biber gazı, ya da insanları dağıtmak için kullanılan o diğer gazlar adları ne olursa olsun, verdikleri zarar bakımından hepsi de birer kimyasal silahtır, sana, çevrene bir şekilde zarar verir, canını bile alır,, bu ve diğer silahları hep isyanları bastırmak, kaosu önlemek adına kullanan hükümetler, devletler ne kadar büyük bir insanlık suçu işlediklerinin yeterince farkında değiller,, bir insanın düşünüyor, üretiyor, sorguluyor ve tepkisini gösteriyor olması o kadar güzel, öyle muhteşem birşeydir ki bununla ne kadar övünse azdır aslında,, her biri böyle olan bireylerden oluşan bir toplumu düşünmek, ne güzel bir rüya! adına polis denen bu zırhlı yaratıkların yaptıkları şey sadece kalabalığı dağıtmak değil, her birimizin içindeki o asil duyguyu yok etmek istiyorlar, sizleri gören ama incelemeyen, dinleyen ama sorgulamayan, tepkisiz, eylemsiz yaratıklara dönüştürüyorlar,, toplum olmaktan çıkıp sürüye katılmanız için,, sonra arkanızdan bir değnek, bir deh sesi,, ve nereye ...
en derin sessizlikte, karanlık bir kuyuya küçük bir taş atıldığında, o sığ ve bulanık suya taşın düştüğü an çıkan sese dikkat kesiliyor, ve bu ses hakkında bir fikir sahibi olabiliyorsanız bunu öncelikle o sessizliğe borçlusunuz, kulaklarınıza değil..
galiba en güzeli buydu, yarım olmak, kör topal yürümek.. “bana işimi öğretme!” dedi usta„ elinde rendeyle tahtanın üstünde hiç durmadan gidip geliyordu, belli ki işini çok seviyordu„ ihtiyar onu bir kez daha uyarmak istedi, “yanlış yapıyorsun ama!” * adam zaten ter içinde kalmış, yetiştirmesi gereken bir iş var, ve tahtada istediği gibi değil, daha fazla dayanamadı ve rendelediği tahtayı eline aldı ; ”al! oldu işte, hepsi bu kadar, güle güle kullan” diyerek henüz bitmemiş olan bastonu ihtiyara doğru uzattı.. ihtiyar son bir gayretle yanıbaşında oturduğu hızardan destek alarak ayağa kalktı; “işin de baston da senin olsun” dedi ve topallayarak ağır aksak girdiği kapıdan hızla dışarı çıktı.. y.a
Yorumlar