Yalnızlık

*

ne güzel şey şu yalnızlık..

neden güzel olmasın ki.. özüme ekilen, ve bana hayat veren bu güçlü tohum.. onun yeşerdiği zamanları iyi bilirim.. kuruyup gittiğinde nasıl kuruduğumu..

çaresizdim, etrafımda hep bir uğultu.. başım dönüyordu, düşüyordum ki son anda elimden tutmuştu benim.. bir dolu küfretmişti kalabalığa..

sonra çekip aldı onların arasından ve kaçırdı beni en sarsak halimle.. kuytusuna atıp evimin, kapıları ve pencereleri kolladı bir süre.. sonra da iki eliyle yüzümü avuçlayıp gözlerime dikerek o koyu gözlerini;

- hiç aklımdan çıkmadın.. dedi..

ve o ağır sorusunu ilk ve son kez o zaman sordu;

- neden beni yalnız bıraktın..?

ne diyebilirdim ki sana sevgili.. suskunluğumdan, yutkunuşumdan başka, ne diyebilirim..
ama o; - senin küçüklüğünü bilirim.. dedi, sırtıma babacan bir şaplak atıp..


sonra da kahve istedi benden.. sade ve şekersiz, şöyle en koyusundan uykuları kaçıran..

şimdi o, kalabalığı isterse çağırır, isterse kapıdan almaz kimseyi..

artık başbaşayız onunla ve sormam artık şunu bir daha ;


- rahatsız etmiyorum umarım..

**

y.a

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta